GÜNDEM
02 Ağu 2021 14:20 Son Güncelleme: 02 Ağu 2021 16:05

3 ilde yangınla mücadele: Isparta da yanıyor

Antalya ve Muğla'daki yangınlara müdahale sürüyor. Tunceli'deki yangın söndürülürken Isparta'dan bir yangın haberi geldi. Son bilgilere göre; 3 ilde 8 farklı noktada yangın var. Bakan Pakdemirli, ülke genelindeki yangınlara 16 uçak ve 51 helikopter ile havadan müdahale yapıldığını söyledi. Bakan Soylu ise Muğla'da 10 bin kişinin evlerinden tahliye edildiğini açıkladı.

Haberi Dinle

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy'la Milas'ta Yangın Koordinasyon Merkezi'nde yaptığı basın açıklamasında, kırsal yangınların yanında yerleşim yeri yangınlarının önlenmesinde de orman teşkilatının çok büyük gayret sarf ettiğini söyledi.

Hem Antalya hem de Muğla'daki yangınlarda birinci odağın mecburen yerleşim yerleri olduğunu belirten Pakdemirli, "Marmaris'teki yangın, devam ediyor. Bu yangın, şu anda stabil. Öğleden sonra değişen hava şartlarıyla potansiyel tehlikeler içeriyor ama ekibimiz, şu anda bununla ilgili çalışmalarına devam ediyor." diye konuştu. 

Sabah saatlerinde tüm yangınların üzerinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile hava aracıyla hem koordinasyon hem de inceleme yaptıklarını aktaran Pakdemirli, notlar alıp ilgili ekiplere ilettiklerini dile getirdi. 

Pakdemirli, Köyceğiz'deki yangın için özellikle kara birliklerinin gücünü artırarak, hem karadan hem de havadan ciddi bir çalışmayla müdahale ettiklerini vurgulayarak, "Köyceğiz'de yangın halen dağlık arazide devam ediyor. Oraya iki helikopter ve 1 uçak müdahale ediyor. Yerleşim yerlerinden uzak bir yangın, halen devam ediyor. Buradaki yangın önemli ve yaygın bir yangın." ifadesini kullandı. 

"ISPARTA'DA SÜTÇÜLER MEVKİSİNDE BİR YANGIN DAHA ÇIKTI"

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, şunları kaydetti: "Milas yangınına da müdahale ediyor olacağız, Seydikemer'de iki yangın devam ediyor, Muğla üzerinde. Ancak bunların, diğer saydığım yangınlara göre ciddiyeti daha az. Manavgat yangını halen devam ediyor. Bugün itibarıyla Gündoğmuş'un tahliye edilmesi söz konusu oldu. Gündoğmuş yangını devam ediyor. Tunceli Hozat, yeni bilgi geldi şu anda kontrol altına alındı. Şu anda ana odak olarak Muğla ve Antalya yangınları devam ediyor. Çok kısa bir süre önce aldığımız haberle de Isparta'da Sütçüler mevkisinde saat 11.30 sularında bir yangın daha çıktı. Ona da hemen 1 uçak, 15 arazöz, ve 200'ün üzerinde personel sevk ettik, burada da çalışmalara başladık. İlerleyen saatlerde bununla alakalı da gerekli çalışmaları ve gerekli bilgileri veriyor olacağız." 

Sosyal medyada yangının termik santrale yaklaştığı ve riskli olduğu yönündeki iddialara değinen Pakdemirli, "Termik santralle ilgili 'risk altındadır' veya 'değildir' gibi bir durum meydana geldi. Sayın Bakanımızla geldiğimizde akşam saatlerinde bilgisayarda matematiksel modelleme ile baktığımızda, rüzgar durumuna baktığımızda bir risk görünmemekle beraber hem yangının hem de termik santrallerin özelinde bir ziyaret gerçekleştirdik. Şimdilik orada bir problem görünmüyor. Rüzgar da o yönde esmiyor. Bir problem yok, ilerleyen saatlerde bir değişiklik olursa bununla ilgili de karşı ateş ve diğer tekniklerle müdahale etmek için arkadaşlarımız gerekli tahkimatı yaptı. Bununla ilgili bir değişiklik olursa ilerleyen saatlerde bilgi veririz. Ancak şu anda inşallah olmayacak diye düşünüyoruz." dedi. 

"TÜM YANGINLAR SÖNENE KADAR BURADA ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYOR OLACAĞIZ"

Hava sıcaklığının 40 derecenin üzerinde olduğunu, rüzgarın çok hızlı estiğini ve nemin de son derece düşük olduğunu belirten Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Meteorolojik olarak yarın yine tüm zamanların en düşük nemiyle, yüzde 8 gibi bir nemle karşı karşıya kalacağız. Normal şartlarda, yaz mevsimde yüzde 30'un altında bir nemin ne Antalya ne de Muğla'da olmaması gerekir diye düşünüyoruz ama şartlar bunu gerektirdi. Bu zorlu şartlar altında mücadelemiz devam ediyor. Devlet, tüm kamu kurumları, belediyeleri, jandarması, AFAD'ı, UMKE'si, sağlık ekipleriyle, en başta kahraman ormancılarıyla buna müdahale ediyor. Üç bakan burada. Tüm yangınlar sönene, vatandaşımız eski, normal hayatına kavuşana kadar burada çalışmalarımızı sürdürüyor olacağız. Tüm bu yangınlara 16 uçak, 9 İHA, 51 helikopter, 1 insansız helikopter, 850'nin üzerinde arazöz, 150'nin üzerinde iş makinesi ve 5 binin üzerinde tüm kamu kurumlarından personelle müdahalelerimiz devam ediyor. Uçaklar konusunda alan çok yaygın olduğu için vatandaşlar semaya baktığında çoğunlukla gözleri uçak arıyor ama arazi yaygın, defalarca da sortiler yapılıyor." 

Yangın söndürme çalışmalarında yerleşim yerleri odaklı ilerlediklerini belirten Bakan Pakdemirli, "Burada maalesef ormanlarımızı da bırakmak zorunda kalıyoruz çünkü yerleşim yerlerindeki can ve mal emniyetini sağlamak için özellikle tahkimat böyle gitti. Özellikle Marmaris özelindeki yangında da çok ciddi bir yerleşim yerleri tahkimatla çalıştık. Dün de söyledim, yerleşim yerlerinin normal şartlar altında güvenlik altına alınması belediyelerimizin işi. Ama belediyelerimizin de bundan sonra 'şu binada yangın çıktı, buraya bir itfaiye gönderelim söndürelim' ötesinde, özellikle ormana yakın belediyelerimizin de bunların tahkimatı konusunda da yine ormanla iş birliği içerisinde bu konuda ileriye yönelik mutlaka tedbir alınması gerekir diye düşünüyorum." ifadesini kullandı. 

Pakdemirli, yangınlar bittikten sonra belediyelerle bir çalıştay yapmayı düşündüklerini aktararak şöyle konuştu: "Bunu siyaseten ari söylüyorum bu bizim belediyelerimiz de olabilir başka belediyeler de olabilir ama belediyelerin sorumluluk alanındaki sorumlulukları ve kurumsal kapasiteleri mutlaka geliştiriyor olmamız lazım diye düşünüyorum. İlk yağmurlarla beraber yine dikimlere başlıyor olacağız. İnşallah daha önce yapmış olduğumuz sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Cumhuriyet tarihinin en büyük fidan dikim kampanyasını yapmıştık 'Geleceğe Nefes', bunun misli misli daha büyük bir projeyi inşallah ilk yağmurlarla başlatmayı hedefliyor olacağız. Bunu da yangınların bitiminde inşallah arkadaşlarımız çalışmalarını da yapıp açıklamalarını da yapıyor olacağız." 

İstisnalar dışında orman alanların asla daraltılamayacağını belirten Pakdemirli, şunları kaydetti: "Bu istisnalar içerisinde rahmetli Özal'dan beri 40 yıldır olan bir konu. Eğer, bir turizm alanı tahsis edilecekse zaten tahsis edilir. Bunun şekil ve şartı vardır, orası turizm alanı ise oraya otel yapılır, değilse yapılamaz. Ormandan görüş alınır, orman da çeşitli kurumlardan görüş alır. Belki 10-15 kurumdan görüş alınır. Yaban hayatı, göç yolları olmak üzere bir çok kurumdan görüş alındıktan sonra eğer turizm alanı ilan edilecekse ilan edilir ve ilan edilmişse de oraya gerekli bakanlıklardan izin alınmak suretiyle yapılabilir. Bunun için ormanların yakılması gibi bir spekülasyonun yapılması son derece yanlıştır. Böyle bir konunun bir genel başkan tarafından açıklanması son derece üzücüdür. Bunun böyle olmadığını kendisi de biliyordur, bundan eminim. 169. maddeyi tekrar hatırlatıyorum, ormanları daraltmak söz konusu değildir." 

Bu konularda bilgi kirliliği yaşandığına da dikkati çeken Bakan Pakdemirli, "Provokasyonlara dikkat etmemiz lazım. Siyaseten bu konunun istismar edilmemesi lazım. Bu konu son derece teknik bir konudur." dedi. 

"DÜNYADA EN GÜÇLÜ KARA EKİPLERİNDEN BİRİNE SAHİBİZ".

Pakdemirli, Orman Genel Müdürlüğüne siyasetin hiç girmediğine işaret ederek, "180 yıllık bu başarılı kurumumuz nevi şahsına münhasırdır. Dünyada da eşi benzeri yoktur. Sebebi de şu, dünyada gelişmiş ülkeler dediğimiz ülkeler özellikle yangınlar çıktığı zaman sadece ve sadece, genel bir bilgi daha vereyim, yerleşim yerlerine yönelik hava araçları ile müdahale yaparlar. Onun dışında karadan bir müdahaleleri olmaz. Bizim kara ekiplerimiz, bugün havayı konuşuyoruz. Havayı konuştuğumuzdan daha çok dünyada en güçlü kara ekiplerinden birine sahibiz. Bu anlamda da ciddi bir deneyimleri var. Bu deneyim bugünkü ve yarınki Türkiye'mize lazım. Askerden, polisten sonra en çok şehit veren kurumlardan biri olan orman kurumudur. Çok yakın zamanda şehitler vermişken bu konudaki özellikle istismarlara, bu konu üzerinden spekülasyonlara yapanları da burada hem vatandaşlarımıza hem de Allah'a havale ediyorum. Orman kahramanlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Cansiperane bir şekilde zaman zaman kendi canlarını riske etmek pahasına bir ağaç daha az yansın diye çalışıyorlar." değerlendirmesinde bulundu. 

"HER GELEN YARDIMI DA KABUL ETMİYORUZ"

Kamunun tüm kurumlarıyla yangın bölgelerinde olduğunu ifade eden Pakdemirli, tüm bakanların destek verdiğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elini yangın bölgelerinin hiçbirinden çekmediğini üçer, beşer, altışar saatlik bilgilendirmelerde de kendisine bilgilendirme yaptıklarını anlattı. 

Bir gazetecinin yangına müdahale eden helikopter uçak ile amfibik uçak sayılarının detaylı verilmesi yönündeki sorusu üzerine Bakan Pakdemirli, şunları kaydetti: "Amfibik dediğimiz hem karada gider hem de suda yüzer anlamında bir kelimedir. Bunlar iniş takımlarını içine alır, gövde üzeri iniş yapar. Suyu toplar alır ondan sonra atış yapacağı noktaya gider ve atışını gerçekleştirir. Tabii ki amfibik uçaklar tercihimiz. Özellikle biliyorsunuz son dönemde Rusya, Azerbaycan, Hırvatistan, İspanya ve diğer ülkelerin hepsinden gelen yardım taleplerine tamam dedik. Hem bugünkü yangınları halletmek hem de önümüzdeki birkaç hafta çok riskli olacağını düşündüğümüz meteorolojik koşullarda çıkacak olan ek riskleri de bertaraf etmek konusunda tüm gelen yardımların hepsine de tamam dedik. Bu yardımların hakikaten ekserisi de ülkelerimiz tarafından ilaveten bize yapılıyor. Elbette bu yardımlar yavaş yavaş geliyor. Gelen pilotların da bizim sistemimize oryante olması, uçuş paternine uyum sağlaması bir miktar zaman alıyor. Dün burada iki tane İlyuşin-76 uçağının akşama kadar gösterdikleri performansı bugün sabahtan 2-3 saat içinde alabildik. Pilotların da coğrafyaya alışması, beraber çalıştıkları ekiplere alışması biraz zaman alabiliyor. Her uçağın faydası var burada. Tabii her gelen yardımı da kabul etmiyoruz. Onu da söyleyeyim. Çünkü 5 tonun altında su atan uçaklar bizim uçuş paterninde de kalabalık meydana getirebiliyor. Özellikle bu trafiği idare etmek zor olabiliyor. Yardım teklif eden ülkelerden 5 ton ve üzeri su atan, tercihen amfibik ama amfibik değilse de mümkünse kullanmış olduğumuz İlyuşin-76 'lar gibi 40 ton su atabilen büyük tanker uçakları burada tercih ettik. Halen çeşitli ülkelerden uçaklar gelmeye devam ediyor. Her gün birer ikişer helikopter, birer ikişer uçak filomuza ekleniyor ama şu an itibariyle net sahada çalışan 16 tane uçak var ve 51 tane helikopter var hava aracının ana unsurları olarak söyleyebileceğim. Tabii ki İHA’mız var, insansız helikopterlerimiz var ve diğer teknolojilerin hepsi burada kullanılıyor."

 "SOSYAL MEDYANIN YÜZDE 90'I TEZVİRAT VE YALANDIR"

Soylu, devletin bütün kurumlarının, tüm yangınların bir an önce söndürülebilmesi ve normale dönebilmek için büyük bir çaba sarf ettiğini kaydederek, emek veren herkese teşekkür etti.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında herkesin sağlık çalışanlarına moral verdiğini hatırlatan Soylu, "Şimdi de buranın önde gelen kahramanları var. Bu kahramanlar ormancılardır. Ateşin üzerine giden insanlar bunlar. Hepimizin ciğerleri yanıyor doğru ama bir de öteki tarafa geçelim. Bir ağaç büyütmek için çaba sarf eden ormancıların sadece ciğerleri yanmıyor, bütün bedenleri yanıyor. Lütfen biraz empati yapalım. Bir milletvekilinin sabah paylaşımını gördüm çok üzüldüm, 'Geldim bir tane ormancı göremedim'. Göremezsin tabii, ateşin ortasında ormancılar. Biz sabah 4,5'ta Fesleğen köyündeydik. Orman şefleri, arkadaşları bütün hepsi ateşin içindeydi, birisi eşiyle beraber gelmişti." ifadesini kullandı.

Bakan Soylu, dün 13 ormancının Antalya'da büyük tehlike atlattığını hatırlattı.

Yangınları söndürmede, ormancıların yetkin olduğunu kaydeden Soylu, şöyle devam etti: "Bunun yıllardır eğitimini alan ormancılar ve profesyoneller. Biz onlara sadece lojistik sağlamak ve yangın söndürüldükten sonra orada yaşayan vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırmak, iyileştirme ve yenileştirme çalışmalarını yapmakla mükellefiz. Bu işin profesyonelleri onlar ve bu konuda da yetkinler. Kusura bakmasınlar, iki tane selfie çekmekle yangın söndürülmüyor. Siyasi parti gözetmeksizin, ideoloji ve düşünce gözetmeksizin söylüyorum. Hem ormancılarımızın, kahramanlarımızın morallerini yükseltmek, onlarla birlikte olabilmek hem onlara destek ve gayret verebilmek, millet olarak sağduyu görevimizdir, hem de vatandaşlık görevimizdir."

- "SOSYAL MEDYANIN YÜZDE 90'I TEZVİRAT VE YALANDIR"

Ana muhalefet partisi genel başkanından bir istirhamları olduğunu dile getiren Soylu, şunları paylaştı: "Biz burada 'Şehirler belediyelerin görev alanındadır' diye bir şey bugüne kadar söylemedik. Manavgat Belediye Başkanımız, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız CHP'dendir. Biz beraber çalışıyoruz. Eksik sahada görmüyor muyum, baktığımızda 10-20 tane eksik görürüm. Ama eksiği söylersem, tweete yazar 'şu da eksikti, şu da şöyleydi' dersem doğru yapmış olur muyum? Bu bir sorumluluk mu? Bu sorumsuzluktur. Sayın Kılıçdaroğlu'ndan bir istirhamım daha var, eğer siz dönüp bizim ormanları sadece turizm alanı açmak ve rant için yaktığımızı söylerseniz sizin Antalya Belediyenize de diğer belediyelerinize de Muğla Belediyenize de şunu söylersiniz lider olarak, 'arkadaş biraz ağırdan alın'. Bu yanlış, eksik bir şeydir. Ki bu arkadaşlarım böyle bir şey yapmıyorlar. Onlar da canhıraş mücadele ortaya koyuyorlar görmüyor muyum? Hep beraber mücadele ediyoruz. Zaten sosyal medyada herkes elinden geleni ardına koymuyor."

Fethiye'de silahların çekildiğine dair paylaşımlara değinen Soylu, "Buradan vatandaşlarımıza söylemek istiyorum. Şu anda sosyal medyanın yüzde 90'ı tezvirat ve yalandır. Bütün bilgiler elimizde, emniyet, jandarma olarak. Sosyal medyanın yüzde 90'ı tezvirat ve yalandır. İşi olan insanlar yangını söndürmeye çalışıyorlar, işi olmayan insanlar da dedikodu yapıyorlar." dedi.

"Yerel yönetimlerle, belediyelerle hükümet arasında, hangi siyasi parti olursa olsun, araya nifak sokup milletin çalışma güdüsünü, duygusunu, kuvvetini aşağıya almayalım" diyen Soylu, hava sıcaklığının yüksek, nemin az olmasının dezavantaj olduğunu, ormanlarda neredeyse 30 santimetre yerin altında kuru bir örtü olduğunu ve bunun yangını söndürmeyi güçleştirdiğini anlattı.

Bakan Soylu, rüzgarın da dezavantaj oluşturduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Bütün bu mücadeleyi biraz daha sürdürmekle yükümlü olduğumuzu, önümüzde böyle bir dönem olduğunu görüyoruz. Bunu sağlarken de yok şöyleydi, yok böyleydi deyip burada siyaseten hükümeti, devletimizi, milletimizi zora sokacak, moralini bozacak bir anlayış içerisinde olmanın doğru olmadığının bir kez daha altını çiziyorum. Sonra Sayın Genel Başkan 'hadsizler' diyorsunuz. Neyin hadsizliği var burada? Herkes elinden geleni yapıyor. Öyle bir şey kabul edilebilir bir şey değil. Sosyal medyada bu işi körüklemeye çalışan yurt dışından, yurt içinden, Amerika'dan, Avrupa'dan birçok yeni açılmış sosyal medya hesabı var. Birçok yalanı ve tezviratı milletimizin kafasını bulandırmak için, endişe, korku, öfke nefret yaratmak için ortaya koyuyorlar. Biz bunun gereğini yapıyoruz. Yüzlerce hesabı, yüzlerce sahibini tespit ettik. Bunların bir kısmı yurt dışında, bir kısmı da yurt içinde. Bilmenizi isterim, milletimizi korkuya, endişeye bu dönemde sevk edene, kanun gereğini yerine getirecektir. Arkadaşlarımız tek tek tespit ediyorlar."

Soylu yol kesip kimlik soranların olduğu yönündeki paylaşımlara da değinerek, "Bir iki münferit olay olmuş olabilir. Vatandaşlarımızı köylülerimizi biz de gördük dün akşam. 'Ne yapıyorsunuz kardeşim burada?' dedik. 'Bakanım, biz araçlar geliyor, onlara yol tarif ediyoruz. Su vidanjörleri, tankerleri geliyor onları yönlendiriyoruz. Ayrıca acaba yangın çıkar bizden bir şey ister mi diye bekleşiyoruz'. Her şeyi bir nefret söylemine, karşılıklı bir kaos haline getirmek için bir çaba söz konusudur. Bir iki tane münferit olay olmuş olabilir. Orada da kolluk güçlerimize gerekli olanı söyledik." dedi.

Muğla'da da Antalya'da da canhıraş çalışıldığını vurgulayan Soylu, "Yerleşim yerlerine girmeden, çoğu yangın başarıyla durdurulmuştur. Bakın bu çok önemli bir şeydir. Bu bir başarıdır." diye konuştu.

Tedbiren 8 yerleşim yerinin tamamen boşaltıldığını aktaran Soylu, "Allah'a şükür can kaybı söz konusu değil. Elbette ki börtü böcekten hayvanlarımıza kadar bir çok kaybımız oldu. Bunu da atlamamak, geçmemek lazım. Hatıralarımız kayboldu, ama insan canı şu ana kadar kaybolmuş değildir. 5 yerleşim yeri de kısmen boşaltılmıştır. Toplam 13 yerleşim yeri boşaltılmıştır. 70'in üzerinde konut, bina şu anda kullanılmaz haldedir. Yanmıştır." ifadesini kullandı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ekiplerinin hasar tespit çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Soylu, şöyle devam etti: "Biz, vatandaşımızın yanındayız. Sadece bugün yangınla mücadelede yanında değiliz, bu iş derlenip toplanana kadar, vatandaşımızın hasarları giderilene kadar, bu ne kadar süreyse, belki yeşiliyle hatıralarıyla o eski haline hemen ulaşamayacaktır ama onun orada yaşamasını temin eden bütün imkanlar ortaya konulana kadar biz vatandaşımızın yanındayız. Tüm imkanlarımızla, madden ve manen. Tüm ödemelerimizi yapıyoruz. Kızılay'ımız bir taraftan, diğer sivil toplum kurumlarımız bir taraftan, AFAD'ımız, koordinasyon bir taraftan devam etmektedir. Burada bizim moralimiz bozulmuyor. Bizim endişemiz şudur, biz bunlara alışığız, vatandaşımızın morali bozulacak, vatandaşımız kendisini endişeye sevk edecek diye üzülüyoruz. Bu konuda lütfen tekrar istirham ediyoruz. Sosyal medyayla ilgili son bir şey söylemek istiyorum. Bir kamplaştırma oluşturmak istiyorlar. Lütfen bu nefret dilinden, bu öfke dilinden uzak duralım."

Soylu, bu dilin ülkeye, geleceğe, yangınların sönmesine fayda sağlamayacağını vurgulayarak, "Siyasetçiler çok siyaset yapmak istiyorlarsa, ki ben de siyasetçiyim, bunu yangında yapmasınlar." değerlendirmesinde bulundu.

Vatandaşlardan dua ve destek beklediklerini dile getiren Soylu, hem Antalya'da hem de Muğla'da neye ihtiyaç varsa bunları ilgili valiliklere AFAD'ın bildireceğini aktardı.

Bölgede neye ihtiyaç olduğunu ortaya koyacaklarını aktaran Bakan Soylu, "Tarım hasarları olsun, hayvancılık hasarları olsun özellikle bu bölge arıcılık bölgesi, bütün bunlarla ilgili kimseyi yalnız bırakmayacağız. Vatandaşlarımız kafalarındaki bu düşünceyi, 'Acaba ben yalnız kalır mıyım, ne olur?' düşüncesini bir tarafa bıraksın. Herkes bu yangının söndürülmesine konsantre olsun ve ormancılarımıza gayretleri için, diğer bütün kurumlarımıza, yerel yönetimlerimize, belediyelerimize gayretleri için hem dualarını hem teşekkürlerini, hem takdirlerini hem de onların moral ve motivasyonlarını ayakta tutabilecek, bütün yapılabilecekleri ortaya koysunlar." dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yangın bölgesindeki hayvanların bakımıyla ilgili yürütülen çalışmaların koordinasyonuyla ilgili soruya, şu yanıtı verdi: "Defalarca kaymakamlıklarımız ve valiliklerimiz, emniyetimiz ve jandarmamız, gerek ormanın içindeki orman teşkilatımız, gerekse şehirler içindeki belediyelerimiz emre amadedir. Bir tek can bizim için kıymetlidir. Birçok yere arkadaşlarımızı sevk ediyoruz hem yemleri bırakılıyor hem bütün ihtiyaçları bırakılıyor, hem de burada sivil toplum örgütleriyle beraber iş birliği içerisindeyiz. Sadece sabahtan itibaren sivil toplum örgütlerinden bana 10-15 mesaj geldi. Hepsini ilgili arkadaşlarıma yönlendirdim, yönlendirmeye devam ediyorum. Bu konuda eksiksiz gitmek zorundayız."

- "KAMUOYUNA DOĞRU BİLGİ VERECEĞİZ"

Bir basın mensubunun "Antalya Manavgat olmak üzere sabotaj iddialarıyla ilgili son durumu bize sayılarıyla aktarır mısınız?" şeklindeki soruyu Bakan Soylu, şöyle cevapladı: "Arkadaşlarımız çalışıyorlar, birçok ihbarla da karşılaşıyoruz hatta 300'e yakın ihbar geldi. Bu ihbarların hepsiyle tek tek ilgileniyoruz ayrıca istihbari çalışmalarımız söz konusu ancak biz devletiz, meseleyi netleştirmeden kamuoyu ile paylaşmak bir başka sorun teşkil eder. Elbette ki yangına sebep teşkil eden meseleler var ve burada gözaltında olanlar var. Bu gözaltında olanlarla ilgili yargımız gerekli dosyaları hazırladıktan sonra kararını verecektir ama sabotaj, dikkatsizlik, terör bunların her birisiyle ilgili yaptığımız çalışmaların ne olduğunu, ne olmadığını, bildiklerimiz var buna teşebbüs etmeye çalışanlar var. Aynı zamanda şunu da söyleyeyim terör örgütü PKK yaklaşık 3 yıldan beri, bunu bugün söylüyor değiliz, ekonomik tesisler, aynı zamanda ormanlar, vatandaşlarımızın araçları dahil olmak üzere hedef aldığı yerleri yakmak ve zarar vermek konusunda direkt Kandil'den sürekli, bir istihbari değerlendirme olarak bunu söyleyebilirim, talimat veriyorlar. Bu açık ve net. Buna ait de bizim tüm güvenlik güçlerimizin aldığı tedbirler ortadadır. Yıl başından beri 100'ün üzerinde eylem engellenmiştir. Bunların birçoğunda da patlayıcılar yakalanmıştır, ancak orman yangınlarıyla ilgili elimizdeki tüm verileri ortaya koyabilmemiz için özel hazırladığımız ekiplerin çalışmaları yargıyla beraber devam etmektedir. Örneğin bir vilayetimizde kendisine terör örgütü tarafından para aktarıldığını ifade eden bir kişi ele geçirilmiş ve netice itibariyle yargıya teslim edilmiş ve tutuklanmıştır. Ancak burada şunu ifade etmem gerekiyor burada biz bunun hangi noktada ne şekilde nereden beslendiğinin arkasını iyi bir şekilde değerlendirdikten sonra kamuoyuyla 'Şu kişi, şurada, şuradan gelen parayla şunu sağlamaya çalışmıştır' gibi bir anlayışla ortaya koyabiliriz. Onun için somut veri ve çalışmalarımız olacak ve kamuoyuna doğru bilgi vereceğiz."

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, birilerinin toplumu birbirine düşürmeye çalıştığını, ancak kendilerinin devlet sorumluluğu ile hareket ettiklerini dile getirdi. Bunun için kamuoyuna net bilgileri aktaracaklarını vurgulayan Soylu, şöyle devam etti: "Bu neyi sağlıyor bunu da ifade edeyim, bir ilçemizde oldu, dediler ki işte 'Geldi, yaktı, şunlar yaktı, şunu linç edelim' yani yardım etmeye gelen üç arkadaş ve aileleri konuyla hiç alakaları yok. Allah korusun az daha bir toplumsal felaketle karşı karşıya kalınacaktı. Onun için milletimiz sağduyu içinde olsun devletine, güvenlik güçlerine, istihbarat birimlerine itibar etsin, biz doğru bilgiyi yani burada yanlış bir bilgiyle donatmak isteyenlerin de oyunlarına düşmeyiz. Yanlış bir istihbarat kaynağıyla bizi yanıltmaya çalışanların oyununa düşmeyiz. Onun için bu işi kılı kırk yararak, vatandaşımıza doğru bilgi verme konusunda çalışmalarımız devam etmektedir."

- "DEVLET, DEVLETLİĞİNİ GÖSTERMEKTEDİR VE BUNA DEVAM EDECEKTİR"

Bakan Soylu, hiçbir vatandaşı mağdur etmeyeceklerini yineleyerek, "Muğla'da yaklaşık 10 bin vatandaşımızı bulunduğu konutlardan tahliye ettik. Çadır ve konteyner ihtiyaçları, bunların tamamı tarafımızca karşılanacaktır. Yani yazlık olarak kullanıp herhangi bir çiftçilik yapmayan, hayvancılık yapmayanlarla ilgili elbette ki onların konteyner ihtiyacı yok ama orada hayatını idame ettirmek isteyenlerle ilgili bunları da sağlayacağız." ifadesini kullandı.

Hayatın olağan akışının devam edebilmesi için çadırından konteynerine ve maddi desteğine kadar tüm yardımların yapılacağına işaret eden Soylu, "Zannediyorum yarın akşama kadar da Çevre Şehircilik Bakanlığımız tüm tespitleri tamamlamış ve bitirmiş olacak. Devlet, devletliğini göstermektedir ve buna devam edecektir." şeklinde konuştu.

"YANAN ORMAN ARAZİLERİNİN HERHANGİ BİR SEBEPLE, ANAYASA KANUNLAR GEREĞİNCE YAPILAŞMAYA VEYA BAŞKA AMAÇLA TAHSİSİ MÜMKÜN DEĞİLDİR"

 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yanan orman arazilerinin yapılaşma veya başka amaçla tahsisinin mümkün olmadığını bildirdi.

Bakan Ersoy, Muğla'daki yangınlara ilişkin Milas'ta yangın koordinasyon merkezinde açıklamada bulundu.

Yangının kısa sürede kontrol altına alınması için yoğun çalışma yürütüldüğünü aktaran Ersoy, "İlk etapta yangınla mücadelede yangının tehlike altındaki yerleşim merkezlerinden uzaklaştırılması sağlandı." dedi.

Hava şartlarının çalışmaları güçleştirdiğine dikkati çeken Ersoy, "Rüzgar da izin verirse en kısa sürede yangını kontrol altına alırız diye düşünüyoruz." ifadesini kullandı.

Yangınla mücadeleyle ilgili tartışmalara değinen Ersoy, "Yangınla mücadele twitle olmuyor, bizzat sahada operasyonun içinde olarak oluyor. Özellikle sahanın içinde mücadele eden arkadaşlarımız, ilgili kurumlarımız işini çok iyi biliyorlar. Onların en çok ihtiyacı olan şey motivasyon." diye konuştu.

Orman arazilerinin turizme açılıp açılmayacağı yönündeki tartışmaların da yersiz olduğunu ifade eden Ersoy, "Yanan orman arazilerinin herhangi bir sebeple, Anayasa, kanunlar gereğince yapılaşmaya veya başka amaçla tahsisi mümkün değildir. Yanan araziler öncelikli olarak tekrar orman arazileri ağaçlandırılır, orman haline gelmesi kanundur, mecburiyettir, zorunluluktur." ifadesini kullandı.

Otellerdeki durum hakkında bilgi veren Ersoy, "Şu anda tamamen boşaltılmış bir tesisimiz yok. Kısmi tedbir amaçlı boşaltılıp birkaç saat içinde dolan tesislerimiz var." dedi. 

Bakan Ersoy, vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek, önceliklerinin yerleşim alanlarının güvence altına alınması olduğunu söyledi.

İlk etapta yangınla mücadelenin o şekilde yoğunlaştırıldığını vurgulayan Ersoy, "Şu anda yangın kontrollü bir şekilde ince ve uzun bir hat üzerinde yerleşim merkezlerine uzak şekilde devam ediyor. Ancak özellikle yoğun tonajlı uçakların da mücadeleye katılmasıyla dar ve uzun olan hattın en kısa sürede kontrol altın alınacağına umudumuz yüksek." diye konuştu.

Ersoy, gerek Manavgat gerekse Marmaris ve Muğla'da sahadaki ziyaretlerinde başta yerel halk olmak üzere çok motive, istekli şekilde görevli personele destek olduklarını, arkalarında durduklarını, onların her türlü ihtiyaçlarını karşıladıklarını gördüğünü bildirdi.

Motivasyonun önemine işaret eden Ersoy, "Sahadaki vatandaşımız, yerel halkımız bu desteği sağlarken sahada olmayan insanların attığı tweetlerle hele hele bunlar siyasiler olduğu zaman olayın motivasyonunu bozduğu zaman inanın sahadaki arkadaşlarımız açısından çok yıpratıcı oluyor." diye konuştu.

Ersoy, yanan alanların ağaçlandırılarak orman arazilerine dönüştürülmesinin zorunluluk olduğunu belirterek, "Bu iddiada bulunan kişiler de bunu çok iyi biliyorlar. Bilmelerine rağmen bunun farklı amaçlarla yıpratma, motivasyonu bozma amaçlı kullanılması özellikle çok yanlış adımlardır. Birliğin, beraberliğin gerektiği dönemde en son yapılması gereken harekettir." ifadesini kullandı.

- "ÖNEMLİ OLAN SAHADAKİ MÜCADELEDİR"

Ersoy, özellikle son zamanlarda gündeme gelen yasal değişiklikle ilgili kanun maddesi olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: "Tamamen 39 yıldır yürürlükte olan kanunların birçok kurumumuza verdiği yetkinin sınırlandırılmasıyla ilgilidir. Yani ilave bir hak getirmemekle birlikte mevcut yetkinin sınırlandırılmasıyla ilgili yasal düzenlemedir, ilgili kanun madde. Özellikle söylüyorum yanan arazilerle ilgili olan kısım, hem anayasa hem kanunlarımızla özellikle belirtilmiştir. Yanan araziler orman arazileri öncelikli olarak ağaçlandırılması gereken arazilerdir. Herhangi bir amaçla yapılaşmaya ya da farklı amaçla tahsisi zaten hukuken de mümkün değildir. Önemli olan sahadaki mücadeledir. Vatandaşlarımızın yaptığı gibi yerinde ilgili kurumdaki arkadaşlarımıza destek oluyor. STK ve tüm vatandaşlarımıza göstermiş oldukları işbirliğinden dolayı teşekkür ediyorum. 6 gündür gözlemliyorum farklı noktaların hepsinde aynı şey oluyor. Omuz omuza çalışarak, elbirliğiyle bu olayı kısa sürede atlatacağımızı düşünüyoruz."

- "MADDİ HASARLARLA İLGİLİ HAZIRLIKLARIMIZ VAR"

Önceliklerinin yerleşim alanlarının ve can güvenliğinin sağlanması olduğunu belirten Ersoy, "Maddi hasarların telafisi mümkün. Onunla ilgili hazırlıklarımız var, biz onları en hızlı şekilde telafi ederiz. Önceliğimiz en hızlı şekilde, bir kaç gün içinde demek istiyorum, bu yangını sonuçlandıracağız, vatandaşlarımızla, kurumlarımızla el birliğiyle sonuçlandıracağız. Gerisi bizim işimiz, zaten onu halledeceğiz. Herkesin içi rahat olsun." diye konuştu.

Ersoy, yangın nedeniyle Marmaris'te bir tesisin boşaltıldığını, bu tesistekilerin de komşu tesislere kaydırıldığını kaydetti.

Tesislerin genelde tedbir amaçlı boşaltıldığını aktaran Ersoy, "Can güvenliğini garanti altına almak için boşaltılıyor. Bir kaç saat sonra, tehlikenin önlenmesiyle birlikte tekrar misafirler otellerine yerleşiyorlar." dedi.

ANTALYA

Gündoğmuş Ortakonuş Mahallesi'ndeki ormanlık alanda 29 Temmuz'da çıkan yangın rüzgarın etkisiyle yayıldı. Sarp bölgede yer aldığı için alevlere müdahale güçlükle yürütülüyor.

Yüksek sıcaklık ve düşük nem nedeniyle yayılan alevler, Ortakonuş'un yanı sıra rüzgarın da etkisiyle Çarızözü, Senir, Narağacı, Balkaya ve Ümütlü mahallerine sıçradı.

Bu mahalleler tahliye edilerek, vatandaşlar Milli Eğitim Müdürlüğünün yurtlarına yerleştirildi. Alevlerin, Gündoğmuş ilçe merkezini de tehdit ettiği öğrenildi. Yangına havadan ve karadan müdahale ediliyor.

Kuvvetli rüzgar nedeniyle alevler sürekli yön değiştirdiği için müdahale güçlükle yürütülüyor.

MUĞLA

Bodrum'da alevler Mumcular-Mazı Köyü arasında etkili oluyor. Rüzgarın aniden yön değiştirmesi ekiplerin müdahalesini güçleştiriyor. Müdahale sürerken Mumcular-Mazı Köyü yolu da kapatıldı.

Muğla'nın Marmaris ile Köyceğiz ilçelerindeki orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale ediliyor.

Armutalan Mahallesi Şirinyer mevkisindeki ormanlık alanda 5 gün önce çıkan yangın, rüzgarın da etkisiyle yayılarak İçmeler, Turunç, Osmaniye, Bayır, Çiftlik, Turgut, Hisarönü ve Orhaniye mahallelerinde de etkili oldu.

Ekipler, yangını kontrol altında tutmak için gece boyunca karadan çalışmasını sürdürdü. Sabahın ilk ışıklarıyla 2 ilçede de hava araçları çalışmalara yeniden başladı. Bölgeye sevk edilen helikopterler ile uçaklar yangınlara havadan müdahale ediyor.

Azerbaycan Olağanüstü Haller Bakanlığına bağlı 100 kişilik grup da Marmaris'te söndürme çalışmasına katılıyor. Büyükşehirler, çevre illerden gelen itfaiye, ve arama kurtarma ekipleri ile vatandaşlar da yangın söndürme çalışmalarına destek veriyor.

Köyceğiz ilçesi Ağla Mahallesi'ndeki ormanlık alanda başlayan ve geniş bir alana yayılan yangının da kontrol altına alınması için havadan ve karadan müdahale sürdürülüyor.

Kaynak : AA

Yorumlar