Allah;  insanlara önce kendi ruhundan üfleyerek Ruhları  yarattı. Bütün insanlardaki ruhlar, ayrı ayrıdır. Tıpkı,  bedenimiz ve parmak izlerimizin ayrı olduğu gibi.

Allah; insanlara önce kendi ruhundan üfleyerek Ruhları yarattı.

Bütün insanlardaki ruhlar, ayrı ayrıdır.

Tıpkı, bedenimiz ve parmak izlerimizin ayrı olduğu gibi.

Allah, Ruhlarımızla anlaşma yaptı. 'Bana kulluk edecek misiniz?' dedi..

Bütün ruhlar 'evet' (bela) dediler. Buna 'Gaal ü bela' deniyor.

Sonra Alemlerin Rabbi, bedeni yarattı. Beden topraktandır.

Kainattaki bütün minerallerden her insanın bedeninde vardır.

***

İnsan oğlu anne karnında teşekkül edince ruhlar bedene girer.

Ruhun şuurlu kısmı, insan beyninin ön kısmındaki dimağın(korteks), alın( frontal) bölümüne yerleşir.

Orada şahsiyet, zeka ve davranışımızı düzenleyen kısım vardır.

Ruh çok büyük bir enerjidir. Biz bu enerjinin bir kısmını EEG, EKG gibi aletlerle ölçüyoruz.

Bir insan ölünce bu enerji (ruh) bedenden ayrılır.

Bu ayrılışı bir tespit edemiyoruz. Çünkü bu enerjinin özelliklerini algılamak bize yasaklanmıştır.

Daha doğrusu bizim yazılımımızda o kısım bilinmiyor.

***

İnsan beyninin dimağ altı kısımları da var. Buna şuuraltıda diyoruz.

Veya tıbbi tabirle, bunlar subkortikal merkezlerdir.

Yeme, içme, üreme, ısınma, korunma kısımları bunlar kontrol ederler.

Bu merkezler nefistir. Psikolojide de buna denir.

Bu merkezlerin istekleri vardır. En çok yemek, en iyisini yemek, içmek, lezzet ve tat almak gibi…

Cinsi isteklerde aşırı gitmek gibi..

Ama bunun ötesinde, itibar edilmek, zengin olmak, en çok paraya insanlara, hükmetmek gibi….

Bu şuuraltı merkezler dimağ (şuur)ın emrindedir. Nefse akıl hükmeder.

Ancak bunun şartları vardır.

Eğer ruhlar yaradılışına göre iyi eğitilmişlerse,

İnsanın toplumdaki statüsünü düzgün ayarlar.

Kişi, nefsini terbiye edip aşırılıklardan uzak dururlar.

Nefsin terbiyesi güzel ahlaktır.

Ruhun yaradılışına uygundur.

Allah'ın, Kuranı Kerim'deki yasakları, kul hakkının tarifi, nefsin terbiyesi içindir.

Peygamber Efendimizin(sav), Tebük seferinden sonra;

'Küçük cihat bitti, şimdi büyük cihat başladı. O da nefislerimizle cihat etmektir.' demesi,

Nefislerin ne azgın bir yaratık olduğunu gösteriyor.

Gerçek İslam nefis terbiyesidir. Güzel ahlak oradan doğar.

***

Nefsi etkileyen bir faktör daha vardır. O da şeytandır.

Şeytan da şuurlu bir yaratıktır ve güçlü enerjisi vardır.

Onun frekansları da bize yasaklanmıştır.

Onu bilemeyiz, ama nefsimize nasıl hükmedip aklımızı kandırdığını biliyoruz.

Bizi haramlara sevk ettiğini, buna mantıklı bir kılıf bulduğunu biliyoruz.

Başkalarının hakkına tecavüz ettiği açık seçik ortadadır.

***

İşte İnsanı yücelten, ruhlarımızın, şuurumuzun, nefsimizin isteklerine dur demesidir.

Beynimizde, dimağ, akıl ve zeka merkezinin yaratılması,

Ruhların oraya yerleştirilmesi sadece insandadır.

İnsanın sorumlu tutulması da( İmama Maturidi) ondandır.

Hayvanlarda koteks(Dimağ) yoktur. Nefisleri istediği gibi yaşarlar. Sorumlu değillerdir.

***

Ancak, insanların nefsini öne çıkaran, haramları meşru kılan fiilleri,

Elbette yaradılışa aykırıdır. Batı düşüncesi ve Liberalizmin 'bırakınız yapsınlar' fikri,

İnsanlar arasında düşmanlığı ve mutsuzluğu tetikler.

Çünkü nefislerin çarpışması, küçük ve büyük kavgaların sebebidir.

Kuvvetlinin zayıfı ezmesidir.

İşte Allah'ın Nizamı, insanların yaradılış sebebi iki dünya mutluluğu olduğuna göre,

Batı düşüncesinin dünya hakimiyeti Allah'a isyandır.

İşte İslam'ın dünyaya hakim olduğu zamanlar, nefsin terbiye edildiği,

Güzel ahlakın hakim olduğu mutlu bir dünyadır.

En mutlusu da asrı saadettir.

Hedefimiz ona ulaşmaktır.