Son minvalde “değişim” sadece politikanın, siyasetin ve figürlerinin kavramı olarak algılansada bu yazımızda bu algıyı kırma vakti gelmiştir.

Gündelik yaşamımız, alışkanlıklarımız ve toplumsal pratiklerimiz, zaman içinde öylesine iç içe geçmiş durumda ki, bazıları artık sorgulamaya bile gerek duymadan kabulleniliyor. Ancak durup bir düşündüğümüzde, aslında bu alışkanlıkların ne kadarı gerçekten mantıklı ya da çağımıza uygun?  "Değişsin artık!" dediğimiz birçok olgu olduğunu fark ediyoruz.

Mesela;

1. Siyasi Partilerin Seçim Otobüslerinde Şarkı Dinletmesi: 

-Bu çağ dışı yöntem yerine, siyasi partiler seçim kampanyalarında daha bilgilendirici ve etkileşimli yöntemlere yönelebilir. Örneğin, sanal gerçeklik (VR) teknolojilerini kullanarak, projelerini ve vaatlerini daha anlaşılır bir şekilde sunabilirler. Bu sayede seçmenler, vaat edilen projelerin sanal bir ön izlemesini deneyimleyerek, partilerin sundukları vizyonu daha iyi anlayabilir. Siyasi partiler, seçim otobüslerinden yüksek desibelle şarkılar yerine, bölgesel sorunlara çözüm odaklı podcast yayınları, kitlesi yüksek sosyal medya kullanıcıları ile yayın yapabilirler. Bu sayede, seçmenlerin gerçek sorunlarına yönelik bilgi sahibi olmalarını sağlayarak, daha bilinçli bir seçim yapmalarına olanak tanıyabilirler. Kimse bu gürültü kirliliğini çekmek zorunda değil. Ayrıca aşırı israfa yol açıyor.

2. Sabah 8 Akşam 5 Mesai Düzeni Yerine:

- Esnek çalışma saatleri uygulaması; çalışanların verimliliğini artırırken aynı zamanda iş-yaşam dengesini korumalarına yardımcı olabilir. Biz neden hala bekliyoruz anlamış değilim. Bu, özellikle yaratıcılık ve problem çözme yeteneklerinin ön planda olduğu işlerde daha yenilikçi fikirlerin ortaya çıkmasına olanak sağlama noktasında tescillenmiş bir yöntem. Avrupa ülkelerinin çoğu geçti bile..

3. Uzaktan Çalışma İmkanları:

 -Birçok kişi buna karşı çıkabilir. Nedenlerine de hiç girmek istemiyorum uğraşamam. Fakat geleneksel ofis ortamının dışına çıkarak, uzaktan çalışma imkanlarının genişletilmesi gelişen dünyanın mottosu. Bu, trafik sorununun azaltılmasına, çevre kirliliğinin önlenmesine ve çalışanların yaşam kalitesinin artırılmasına katkı sağlar. Özellikle kamu da uygulanması çağı yakalamak olur.

4. Gürültülü Korna Kullanımı:

 -Trafikte sabırların sınandığı anlarda, korna sesleri adeta bir çığlık yarışına dönüşüyor. Kavgalar, cinayetler o klaksondan çıkan sesle fitilleniyor. Bu, yerini daha anlayışlı ve sabırlı bir sürüş kültürüne bırakmalı. Örneğin, trafikteki gerginlikleri azaltacak, stresi hafifletecek müzik yayını yapan radyo kanalları teşvik edilebilir. Ayrıca, sürücüler arasında pozitif iletişim ve anlayışı artıracak kampanyalar, kamu spotları düzenlenebilir. Ya da Toplu taşıma araçlarının trafik alanlarının daha fazla genişletilebiliniz.

5. Elektronik Cihazların Aşırı Kullanımı:

-Günümüzde telefon, tablet ve bilgisayarlarla geçirilen zaman, özellikle gençler arasında sosyal izolasyona ve fiziksel aktivite eksikliğine yol açabiliyor. Bunun yerine, teknoloji kullanımını belirli saatlerle sınırlandıran ve dış mekan aktivitelerini, sporları teşvik eden kampanyalar düzenlenebilir. Belli bir yaş sınırlandırılması getirilebilir. Aileler ve eğitim kurumları tarafından düzenlenen teknolojisiz köyler ve etkinlikler, çocukların doğa ile iç içe vakit geçirmelerini olanak sağlayabilir. Hergünü aynı rutinle bitirmek zorunda kalmayız.

6. Fast Food Tüketiminin Yaygınlığı:

-Sağlıksız beslenme alışkanlıkları, obezite ve kronik hastalıkların artışına katkıda bulunduğu gerçeğinden artık söz etmemize gerek yok çünkü bu biliniyor. Bununda değiştirelim artık! Fast food yerine, yerel ve mevsimlik ürünlerle hazırlanan yemeklerin tüketimi teşvik edilmeli. Neden yapılmadığına hala şaşıyorum. Zor bir şey değil ki bu! Okullar ve iş yerleri, sağlıklı yemek seçeneklerini artırarak ve beslenme eğitimlerini destekleyerek bu değişime öncülük edebilir. Okullarda yapılan yerli malı haftaları kent merkezlerinde belediyeler tarafından düzenlenerek de icra edilebilir.

7. Yoğun Trafik ve Hava Kirliliği:

-Şehir içi yoğun trafik, hava kirliliğini artırıyor ve yaşam kalitesini düşürüyor. Bu sorunu çözmek için, toplu taşıma kullanımının teşvik edilmesi, bisiklet yollarının artırılması ve elektrikli araçlara geçiş desteklenmelidir. Ayrıca, evden çalışma ve esnek çalışma saatlerini burada tekrar vuruculayacağım. Bu modern çalışma yöntemlerinin yaygınlaştırılması, trafik yoğunluğunu önemli ölçüde azaltabilir.

8. Aşırı Tüketim Kültürü:

-Sürekli yeni ürünler satın alma eğilimi, kaynakların hızla tükenmesine ve atık miktarının artmasına neden oluyor. Bunu da değiştirip Minimalist yaşam tarzını benimseyerek ve ikinci el ürünleri tercih ederek, bu döngüyü kırmak mümkün. Ayrıca, ürünlerin onarılabilirliği ve yeniden kullanılabilirliği, üreticiler tarafından ön plana çıkarılmalı. Çokları bu bilgiden yoksun.

9. Su İsrafı:

-Evlerde ve iş yerlerinde su kullanımında yapılan aşırı israf, gelecekte ciddi su sıkıntılarına yol açacak! Kaldı ki orta uzun vade de savaşların dahi sebebi olacak. Su tasarrufu sağlayan musluk başlıkları, duş başlıkları ve tuvaletlerin kullanımı teşvik edilmeli. Ayrıca, bireylerin su kullanımı konusunda bilinçlendirilmesi için eğitim programlarını şehir belediyeleri kuracakları ekiplerle düzenleyebilir.

10. Işık Kirliliği:

-Şehirlerdeki aşırı aydınlatma, gökyüzünün doğal güzelliklerinin gözlemlenmesini engelliyor ve enerji israfına yol açıyor. Yerel yönetimler, gereksiz aydınlatmayı azaltacak ve enerji tasarruflu ışık kaynaklarını teşvik edecek politikaları hayata geçirmeli. Bir defa seçimlerde bu en başta ki vaat olarak gelmeli ve o çağdışı vaatler değişmeli.

Her birimizin gündelik yaşam pratiklerimizi gözden geçirip, çağımıza uygun, sürdürülebilir ve toplum yararına olan yöntemlere geçiş yapması, hem bireysel hem de toplumsal refahımızı arttırır. Bazılarımızın değil! Çoğumuzun “sıkıldık artık aynı şeylerden” diye homurdandığımızı biliyoruz. Değişim, küçük adımlarla başlar ve bu adımlar, zamanla büyük değişikliklere yol açar. İşe de; Değişmekten korkmamakla başlayacağız. Böylece değişime adım atabiliriz.