Mevlana’nın müthiş bir sözü var Bakmak ve Görmek ile ilgili. “Senin baktığına herkes bakıyor; ama ya görebildiğini herkes görebiliyor mu? Aralarındaki tek fark, sensin.” demiş.

Mevlana'nın müthiş bir sözü var Bakmak ve Görmek ile ilgili. 'Senin baktığına herkes bakıyor; ama ya görebildiğini herkes görebiliyor mu? Aralarındaki tek fark, sensin.' demiş.

Hayatın farklı noktalarında yaşamımızın içinde insanoğlunun seyahati boyunca mesleki meşgaleler sürecinde çok hareketlilikler yaşamaktayız.

Her birey kendi işlerinin doğrultusu boyunca hareket eder. Bu süreçte ise bir çoğumuz bakıyoruz ama kaçırdığımız incelik ise görmek.

Acele ile hareket etmek hızlı tavırlarla geçmek dikkat dağınıklığı bir an zihinsel meşgale aslında bunların hepsine mani olacak eylemler öne çıkıyor. O zamanda biz insanoğlu karakteri olsa gerek hemen 'aaa ben nasıl kaçırmışım' diyerek hayıflanırız. Halbuki biraz daha dikkat etsek bakıp da göremeyeceğimiz pek bir şey kalmayacak.

Görmek bir şuur faaliyeti olduğu için hemen bizim algılamamız devreye girer. Biraz daha dikkat edersek daha iyi görmeyi aslında uygulamış olacağız.

Bizler bakarken aslında bir eylemi gerçekleştirmiş oluyoruz. Görmeyi ise fiziksel ve zihinsel olarak algı kuvvetimiz faaliyete geçirmektedir. Fotoğrafta ise bunların hepsini yaşamaktayız.

Fotoğraf bize aslında hem bakmayı, hem de nasıl görmemiz gerektiğini vurgulamaktadır. Öylese şu söz kısaca özetliyor;

'Bize gözün değil, gönlün gördüğü yürek gerek.'

Fotoğraf 1-1

İşte bakmanın aynı zamanda şahit olmayı, görmenin ise derinliği ifade ettiğinin görselini izlemekteyiz.

Fiziksel olarak tüm hayatımızda bizlere yardımcı olacak iki büyük kavramdır. Bakmak gözün işi, görmek ise kalbin işidir.

Burada şu öne çıkıyor;

Her bakmak görmek değil, lakin her görmek aynı zamanda bakmayı ifade etmektedir.

Mevlana'dan 'Mum olmak kolay değildir. Işık saçmak için önce yanmak gerek.' sözü bize aslında çok şey ifade ediyor.

Fotoğraf 2-1

Fotoğraf 3-1

Bu konularla alakalı birçok hatıram mevcut.

Bir zamanlar İstanbul'un sokaklarını arşınlarken 2010 yıllarında bir an baktığımda karşımda öyle bir manzara vardı ki heyecanla o fotoğrafı çekeceğim diye epey bir emek vermiştim. Sonuçta onu çekmenin mutluluğu içinde oradan ayrıldım. İstanbul'un nerelerden farklı gösterebilirim diyerek Allah'ın verdiği güçle uzun bir çekim listesi yazmıştım. 12 senede çekmediğim kadraj kalmadı. Birçoğunu ilk kitabımda kullanmıştım.

Akşam eve geldim hemen bilgisayarı açıp o muhteşem fotoğrafı RAW halinden JPEG'e çevirdim ve bir sosyal medya hesabında paylaşmıştım. Epey bir yorum gelmişti.

Normaldir aslında İstanbul'da yaşıyorsun fakat öyle bir fotoğrafı ilk defa görüyorsun. İşten eve evden işe fark edemiyoruz bile çoğunu.

Bu yorumlar içinde hele iki tanesi vardı ki kendilerini profesör olarak lanse etmişler, hatta daha da ileriye giderek ben 19 yıldır üniversitede photoshop dersi veriyorum bu fotoğraf yüzde 100 photoshop diyerek ısrar etmişti.

Ben ki photoshop bilmem hep yerinde çekerim. Tabii şahıs beni tanımıyor ona cevaben dedim ki, 'Ben bunun gerçek bir fotoğraf olduğunu ispat edeceğim, çünkü raw çekiyoruz tüm exif değerler var belli. Siz ispat edemezseniz ne yapacaksınız' dedim.

Bunu neden yazdım; ispat edemediğiniz bir olayı ısrarla devam ettirirseniz sonuç hüsran olacaktır. Bilmiyorsan sus ve izle saygı duy.

Bir tabir vardır ya yapamadığın bir işe leke atmak yani çamur at izi kalsın meselesi. Haliyle o ısrar edenler vahim sonuç ile kalakalmışlardı.

İşte burada vurgulamak istediğim Bakmak ve Görmek kavramını izah etmekti.

Alttaki o fotoğrafta ise o bölgede yaşayan bir hocamız ben 40 senedir Ortaköy'de oturuyorum oradan hep geçerim ama nasıl görememişim bunu diyerek hayıflanmıştı. Sonuç Bakmak ve görmek eylemi

Fotoğraf 4-1

İşte o fotoğraf

Bu fotoğrafı çekmek için kubbe üzerinde 4 saat beklemiştim. Bu uçağa kadar daha birçok uçak geçmişti ama onlar ufaktı. Allah sabrın sonucunu verdi uçağı görünce teknik olarak çekimi hazırlayıp seri bir çekimde bu kareyi yakalamıştım.

Biz fotoğrafçılar çok emek veriyoruz. İşin özü emeklerimize saygı duyulmaması elbette insanları üzüyor. Ama sonuç sizi zafere ulaştırıyor.

Fotoğraf 5 Jpg-1

Bizlerde dün bu mesleğe başlarken bu kavramların ne olduğunu bilmemize rağmen çoğu zaman çok kaçırdığımız olay oluyordu.

Zaman her şeyin ilacı. Size bakmayı ve görmeyi öğretiyor.

Burada şu inceliğe dikkat çekmek isterim. Profesör, doktor, hakim, avukat, cerrah, kaportacı, simitçi say say bitmez, ilk gün ile geldiğimiz şu nokta arasında mesleki konuklarda çok farklılıklar olmuştur.

Kişiden kişiye değişen bakmak kavramı hayatımız boyunca olup biten durumlara nasıl ayak uydurduğumuz nasıl karşılık verdiğimiz ile ilgilidir.

Bazı olaylara genel bir bakış açısı getirirken bazılarında ise öznel bir bakış aşısı getirmektedir. Her meslekte mutlaka hepsini yaşıyoruz.

Bakan göz geniş bir perspektifle konuyu ele alırken, gören göz ise bu geniş perspektifin içerisinden daha detay birçok perspektif açısı yakalamaktadır. Bunun için kesinlikle iyi bakmayı ve iyi görmeyi mutlaka öğrenmeliyiz.

Fotoğraf 6-1

Fotoğraf 7-1

Aynı yerden aynı makine ile çekilen fotoğraflar arasında bile ciddi farklılıklar olmaktadır. İşte burada iyi makine değil isterseniz en pahalısı olsun bakıp görmedikten sonra ortada kalite olmayınca büyük açık ortaya çıkıyor. Ben buna fotoğrafçı gözüyle bakmak diyorum.

Fotoğraf insana aslında büyük bir terapidir. Göz ile kalp birleşince ortaya üstün fotoğraflar, daha ince detaylı fotoğraflar çıkmaktadır.

Fotoğraf doğru zamanda ve doğru yerde vizörümüze girecek uygun öğelerin kadraj içerisine yerleştirilmesiyle değerlenir ve okunur. Uygun ışık koşullarının oluşması netlik, keskinlik ve kompozisyon oluşumu ile bizler o fotoğrafı okuyoruz.

Fotoğraf okunur mu? Evet okunur. Nasıl mı? Okuma amacı çektiğimiz fotoğrafın bize ne ifade ettiğini, neyi vurgulamamız gerektiğini, kadraj içerisinde ne gösterdiğimizi okumalıyız.

İşte bakmak ve görmeyi iyi kavrayabilirsek kitap okur gibi bizde fotoğrafı iyi okumuş olacağız. Ne hatalar yapmışız hepsini değerlendirebilirsek her geçen gün kendimizi daha da pekiştirmiş olacağız. Bu konuda çeken kişinin değil bir üst seviyede olan hocalardan okuma üzerine ders alınması gerekir.

Özetle baktığımızda aslında okumanın temelinde sanatsal, estetik, ışık, kurgu, kompozisyon ve hepsinin bağlı olduğu göz, gözün mükellef olduğu bakmak işte çıkan sonuç aslında budur.

Fotoğraf 8-1

Fotoğraf 9 Kopya

Sonuç;

Bilgi ve deneyimi olan her bir fotoğrafçının en büyük hayali kendine özgü bir bakış açısı ve dil ile o fotoğrafın altında imzası olmasa bile bakıldığında hemen şu kişinin fotoğrafı denmektir. Çünkü o fotoğraf bakmak ve görmek farkını ortaya koyarak bir ayrıcalık öne çıkarmış olacaktır.

Fotoğraf sanatına giden bu yolda makine, teknik bilgi ve donanım ile aslında bakmayı ve görmeyi çok iyi öğrenmiş olmak o kişiye farklı bir bakış açısı sunmayı yaratıcı bakışını sanata dönüştüren anlatım gücüyle fotoğrafa dönüştüren kişi olacaktır.

Tüm fotoğrafçı dostların ışığı bol olsun.

Fotoğraf 10-1

Fotoğraf 11 Kopya

Sevgi ve saygıyla