Bu gün için sevgili Türkçemiz;

Dünyada en çok kişi tarafından konuşulan  5. dildir.

Aşağı yukarı , 300 miyona yakın kişi Türkçe konuşmaktadır.

Ta Kamçatka sınırından, Adriyatik sınırına kadar Türkçe ile her zaman anlaşabilirsiniz.

Hindistan gümrüğünden, Viyana gümrüğüne kadar  gümrük dili Türkçedir.

               ***

Bir Romen gümrük memuru ile Bulgar gümrük memuru birbirinin dilini bilmez.

Ancak Türkçe ile anlaşırlar.

Bükreş’ten gelirken Rusçuk  gümrük kapısında  Romen memura Türkçe bir kelime söyledim.

Bilmiyorum diye omuz silkti. Ben de biliyorsun hallet dedim. Tamam, tamam  dedi, işimi halletti.

Bulgaristan’da gece Rusçuk şehrine girdik.  Yolu şaşırdım.

Arabayı durdurdum karanlıkta 3-5 genç gördüm.

Onlara, Razgrat yolu ne tarafta diye doğrudan sordum.

Onlarda abi şu taraftan gideceksin dediler.

Romaya’da Babadağ  diye bir şehir var. Petrolden benzin aldım. Pahalı geldi.

Bir köşede duran taksiciler vardı. Onlara da “Niye benzin pahalı?” diye sordum.

Hemen birisi Türkmüş. Sebebini söyledi. Burada ne kadar Türk var? Dedim.  Bir mahalle varız, dedi.

Moldova da yolda giderken Krilce yazılmış köy isimleri vardı. Mesela birisinin adı kazancık’tı.

Burada Türk var mı? dedim. Yok dediler.  1812 de  savaşta Ruslar girdi. Köylüleri katletti.

Günlerce derelerden kan akmış dediler.

Kalan halk da kaçmış. Dobruca ovasına (Köstence civarı) sığınmış dediler.

Kişinev’de pazardan bir mal alacaktım. Türkçe konuşunca hemen komşusu geldi.

Gagvuz Türkü imiş. Bana yardımcı oldu.

               ***

Gagagvuzya’nın başkenti Komrat’a uğradık.

Türk olduğumuzu söyleyince, Gagavuzca’yı nerden biliyorsunuz? dediler.

Ayrıca yaşlı bir kadın,  “Türk askerleri  buradan giderken. “Tekrar geleceğiz” demişler.

Hala gelmediniz , dediler.  “Allah büyük, bir gün geliriz, İnşallah” dedim.

Bu günkü Moldovya’nın Türkçe adı “Bucak” tır. Ruslar ve Romenler “Baserabya” diyorlar.

O bölgeler, eski  Kıpçak yaylası, Kıpçak  ve Kuman Türklerinin  yurdudur.

Ruslar bizi o yurtlarımızdan kovdular. Kiev, iki ev demektir., Kişinev de kişi evi demektir.

               ***

Bugün hala makendonya, Kosova, Bosna hersekte, Halk birbiri ile tek Türkçe ile anlaşırlar.

Biz oralarda beş yüz yıl kaldık.

Sibiryaya gittim. 12 saat uçakla ancak vardık. 

Orada da halk “bir, iki, üç diye sayıyor Türkçe konuşuyor.

Çin’in Kansu eyaletinde de Sarı Uygurlar Türkçe konuşuyor.

Şian şehri, ovalarındaki piramitler de Türk eseridir. Çanakkale köprüsünü Korelilerle yaptık.

Kore başbakanı konuşurken: “ Biz aynı kanı taşıyoruz” dedi.

               ***

Bu milletin büyüklüğü, dilinden de bilinir.

Bizim ifadelerimizi pek çok milletler anlatamaz. Tercüme edemez.

Bizim her deyim ve ata sözlerimiz kafiyelidir.

Sakla samanı, gelir zamanı, ak akçe kara gün içindir. Gibi…

Hasılı büyük badireler atlatmamıza rağmen, Biz millet olarak ayaktayız.

Dilimiz hala dünyanın en zengin ve en güçlü dilidir.

Ne mutlu Türküm diyene…

Yorumlar