588 Defa Okundu

Karagöz: Merak ettim ya Hacivat, Kamu’da rantlar mı israfa yol açar, israflar mı ranta yol açar?

Hacivat: Ne, ne, anlayamadım Karagöz. Yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan çıkar?

Karagöz: Ne yumurtası, ne tavuğu Hacivat’ım, hayır, hayır, onu sormadım. Kamu’daki, bu israfların sebebi sizce nedir?

Hacivat: Ne diyorsun Karagöz anlamadım. Bu kadar çok sarrafların sebebi mi nedir?

Karagöz: Hacivat, benim sorumu neden anlamıyorsun. Sarraf değil, israf diyorum.

Hacivat: Anladım, anladım, mutfaktaki raftan bahsediyorsun sen.

Karagöz: Hacivat’ım, raf da nereden çıktı?

Hacivat: Karagöz’üm Meclis’ten af mı çıktı? Olur olur, af da çıkar, laf da çıkar. Meclisler her zaman hoş iş yapmazlar. Bazen de boş iş yaparlar.

Karagöz: Lafı nereye getirdin Hacivat’ım. Tepemi attırma benim. Senin kafana şimdi bir taş alır da fırlatırım ha!

Hacivat: Aaaaa, oldu mu şimdi, Karagöz’üm, benim kafama neden taş atıyorsun? Ben sana ne yaptım ki?

Karagöz: Hacivat bak işte nasıl da anladın, söylediklerimi. Sen işine geleni, çıkarına uyduğu gibi anlıyorsun.

Evet, bu Karagöz ve Hacivat atışması ve diyalogu uzar gider. Karagöz saf ve temiz yüreklidir. Hacivat ise uyanık ve çıkarcı bir tiptir.

Biz Karagöz ve Hacivat’ı bir tarafa bırakarak “Kamu’da rantlar mı israfa yol açar, israflar mı ranta yol açar?” sorusunu, Karagöz’ce, gözü kara bir şekilde, cevaplamaya çalışalım. Uyanık Hacivat’lar cevap vermese de biz cevap verelim.

Evet, “Kamu’da israflar rantçılığı, rantçılık israfı körükler”, bunlar sanki birbirleriyle kıyasıya yarışan iki at gibidir.

Adam, kendi dükkanına, kendi evine beş kuruş parayı pahalı bulup da almadığı bir malı Kamu’da yönetici iken onbeş kuruş verip de alır mı alır. Çünkü para kendisinin cebinden çıkmıyor. Para Kamu’nun bütçesinden çıkıyor.

Para nasılsa Kamu’daki yöneticinin kendi bütçesinden çıkmıyor dedik de bu söz esasında şöyle değerlendirilmelidir.

Kamu’daki israflar bir bumerang gibi, kimde başladıysa, nerede başladıysa döner dolaşır ve tekrar onları vurur, başladığı yere gelir. Toplum israflarla fakirleşirse olan herkese olur. Nasıl olsa bu para benim cebimden çıkmıyor diyen israfçı yönetici de en sonunda israflardan zarar görür. Bu böyle biline.

Yazımın başında Karagöz ve Hacivat diyaloguna verdik ve ardından bu tespitlerde bulunduk. Şimdi de şu hakikatlere kulak verin.

Kamu’da israf çok. İsraf en çok da Belediyelerde var.

Ondan sonra da Kamu Yönetiminin her alanında israflar almış başını gidiyor.

Şimdi burada istatiksel rakamlar vermeyeyim. Hangi Belediyede, Kamu’da hangi kurumda şu kadar israf var diyerek rakamlarla açıklamalarda bulunmayayım. Zaten israfların bir gerçek olduğunu herkes biliyor.

Bizim bu yazıda dikkat çekmek istediğimiz husus şudur: “Kamu’da rantlar mı israfa yol açar, israflar mı ranta yol açıyor?” Bu soruyu cevaplamaktır maksadımız.

Şimdi bu soruya şöyle karşılık verenler olabilir: “Bu nasıl bir soru, yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan?”

Zaten, hayali olarak gerçekleştirdiğimiz söyleşide Hacivat da anlayamamıştı bu soruyu ve “ne, ne, anlayamadım Karagöz. Yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan çıkar?” demişti.

Arkadaşlar, bunda anlayamayacak bir durum yok. Ve mesele çok da karışık değil.

Benim şahsi görüşüme ve gözlemlerime göre, Kamu’da rant iştahı dediğimiz, açgözlülük ve Devlet malına saldırma saplantısı israfa yol açar. İşte Devlet’in bütçesi burada zarar görmeye başlar.

Rantçılar ve asıl maksadı hizmet olmayan sözde yöneticiler gerçekten ihtiyaç olmayan işleri ihtiyaçmış gibi göstererek bütçe isterler ve bütçe çıkarırlar ve o bütçe ile “bir gram hizmet yapsalar da bin gram rant” elde ederler. Zaten dertleri hizmet değil ranttır. O elde edilen rant şu üçlü tarafından paylaşılır. Politikacı, bürokrat ve işadamı rantı paylaşırlar.

Görüldüğü gibi başta rantçılık ve devlet malına saldırma ve kamu malına göz dikme var. Bundan sonra başlıyor israf. Ve israflar israfı doğuruyor ve ondan sonra da israflar ranta açıyor. Yani ikisi de birbirinin aynısı esasında.

Vardığımız sonuç, “yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan” sorusunun cevabı ile aynıdır. Her ikisi de doğrudur.

Evet, israf ve rant aynıdır. Birbirlerinden beslenirler. Bunları birbiriyle besleyenler sözde yöneticilerdir.

“İsrafa ve ranta dur” diyecek özde yöneticiler görmek dileğiyle Allah’a emanet olun

Yorumlar