Son günlerde afiş ve pankartlarda karşıma sık sık çıkan muhtarlık seçim sloganları:

"Ben değil, mahallem kazanacak."

"Muhtarlık alışkanlık değil, çalışkan işidir."

"Ver yetkiyi, gör etkiyi."

"Gelişim için değişim."

"Tecrübeli, güvenilir, çağdaş."

"Mahalleye kadın eli değmeli."

"Muhtarlık ek iş değil, tek iş olmalıdır."

Bu zeka ürünü sloganları düşünen herkese oy vermek istiyorum da oyum tek.

🙂

Şaka bir yana şimdi sadede gelelim ve bu yazımızda Muhtarlık seçimlerini değil de Muhtarlık kurumunu konuşalım.

Malum 2024’ün yani bu yılına Mart ayının sonunda bir seçim var. Yerel yönetimler seçimi.

Belediye Başkanlarını, Belediye meclis üyelerini ve muhtarları 5 yıllığına seçeceğiz.

Haydi hayırlısı.

Kimse Belediye Başkanı ve Belediye meclis üyelerini tartışmıyor da, muhtarları ve muhtarlık kurumunu tartışıyor. (Belediye başkanlıkları, belediye meclis üyelikleri çok mu faaller? Bunları da tartışalım isterseniz.)

Varsa yoksa, “Muhtarlık olsun mu, olmasın mı? Muhtarlık kurumu kaldırılsın mı, kalsın mı?” Bu gündeme getiriliyor.

Bu tartışma bazen alevleniyor, bazen sönüyor ve zaman zaman Ülke gündemine geliyor.

Hatta bir parti olarak muhtarlık kaldırılsın diye çalışma yapılıyor diye de bir haber basına medyaya düştü. Belki de haber gerçek değildi.

O haber gerçek olmasa da şurası gerçek, bu Ülkede muhtarlık kurumu çok tartışılmaya başlandı.

“Olsun mu, olmasın mı, devam etsin mi, etmesin mi?”

Ben şunu gözlemledim, muhtarlık kurumunun kendisinin toplumsal olarak ve vatandaşın işi düştüğü bir yer olarak önem ve önceliği gittikçe azalıyor. Eskiden yani çocukluğumuzda ve gençliğimizde bilmen ne ilmühaberi, bilmem ne kağıdı, bilmem ne belgesi almak için muhtarlığa çok gittik ve işimiz düştü. Özellikle de ikametgah ilmühaberi için muhtarlığa giderdik.

Ancak bu durum gittikçe azaldı. Vatandaşın artık muhtarlıkla çok fazla işi yok. Bir de dijitalleşme ve E-Devlet dediğimiz yazılım sistemi üzerinden artık işler çok kolaylaştı ve neredeyse birçok resmi kurum ve kuruluşlara yapılan başvurular dijital ve E-Devlet üzerinden gerçekleştirilebiliyor. Birçok kurum ve kuruluşun işlerinin azalması gündemde iken muhtarlıkların boşa çıkması elbette normal bir durumdur.

Muhtarlık fonksiyonel olarak önemsizleştikçe, seçimlerde muhtar olmak için yapılan yarış ve adayla bakımından muhtar olmanın önem ve önceliği artıyor.

Neredeyse bir köy ya da mahallede muhtar olmak için onlarca kişi aday oluyor. Yarış kıyasıya sürüyor.

Muhtarlık işlev bakımından önemsizleşirken muhtarlığa teveccüh neden bu kadar fazladır.

Bunun üç nedeni var.

1-Muhtarlık maaş (maaşlı, sigortalı bir iştir muhtarlık)

2-Muhtarlara sağlanan bazı imtiyazlar (silah ruhsatı alma vb gibi ayrıcalıklar)

3-Devlet protokolünde yer almak.

Bunun gibi bazı özlük hakları muhtarlığı cazip hale getirdiği gibi sosyal bakımından da insanların ilgisi ve saygısı da muhtarlığı çekici hale getirmektedir.

Tabi bir de biz toplum olarak “baş olmayı” severiz. Başka bir millette şöyle bir anonim söz, halk deyimi var mıdır bilinmez: “Baş ol da istersen soğan başı ol.”

Evet, muhtarlık ilgi çekici, muhtarlık seçimleri yaklaştı ve bir de muhtarlık fonksiyonel olarak görevleri azaldı.

Bu ahvalde “muhtarlık kalsın mı, kaldırılsın mı” diye soruyorum.

Cevabını kendim veriyorum: “Muhtarlık kurumu kalsın.”

Tabi bu cevabıma itiraz ederek, “muhtarların Devletimize şu kadar maddi bakımdan, mali açıdan yükü var, bu yük çok fazla, fonksiyonları azalan hatta hiç kalmayan bir muhtarlık için bu kadar mali yükü göze almaya değer mi diye serzenişte bulunanlar” olacaktır.

Buna üç açıdan karşılık veriyorum:

1-Devlette o kadar gereksiz kurum ve birim var ki, muhtarlıktan önce onları kaldıralım.

2-İkincisi bazı resmi kurum ve kuruluşlar ne kadar mali yüke neden olurlarsa olsunlar, kritik önemdedir. Bir tek iş yapmakla ve toplumda yalnız bir açıdan işe yaramakla bu toplum için mali bakımdan ölçülemez derecede fayda sağlayabilirler. Muhtarlık kurumunun önemi parayla, maddi bir değerle ölçülemez. Muhtarlık kamu yararı için gereklidir. (Tabi bu noktada parantez içinde şunu da belirteyim, kamu yararını bırak kamu zararını neden olan ve muhtarlığın hakkını veremeyen ve muhtarlığı şahsi çıkarları için kullananlar yok mudur? Vardır. Tabi o alçaklar muhtarlığa leke düşürmektedir. Ancak her görevde o tür alçakla olabilir.)

Evet, muhtarlık neticede kamu yararı için gereklidir. Belki çok iş yapmasa da bir tek işi ile gerekli olan bir kurumdur muhtarlık.   Bazı kurumlar yılda bir işe yararlar, ancak temsil bakımından gereklidirler. Mesela, bir Ülkede boş boş oturan ve ancak bazı günlerde protokol olarak işe yarayan dış Ülke temsilcilikleri ve ataşelik de böyledir. Hiçbir işe yaramaz görünse de bazı ataşelikler tek bir işe yaparlar ve o Ülkede bulunmalarını hakederler. Muhtarlık da öyledir. Bir tek iş yapar ve çok işe yarayabilirler.

3- Evet, bu iki neden şu husus da eklenebilir. Muhtarlık kurumu kaldırılmak yerine görev ve yetkileri artırılabilir. Yeni, güncel ve önemli görevler muhtarlığa verilebilir. Mesela benim aklıma şu yeni görevler geliyor: “Mahalledeki ya da köydeki fakir ve gurebanın durumunu her ay Kaymakamlığa rapor etmek. Mahalledeki ya da köydeki  çevre sorunlarını her ay Kaymakamlığa rapor etmek.” Tabi ben bir anda bu iki görevi yazdım. Daha nice nice güncel yeni görevler muhtarlıklara tevdi edilebilir.

Böylece Muhtarlık kurumun kalması ve yeni görevlerle teçhiz edilmesi gerektiğini düşünenlerden olduğumu belirtmiş oldu. Muhtarlık kalsın mı, kaldırılsın mı noktasındaki görüşüm budur.

Bu arada sosyal medyada bazı muhtarları yakından izliyorum. Yalnız resmi görevlerini değil mahallenin her türlü bakımı, temizliği, verilmesi gereken tüm hizmetleri yakından takip ediyorlar ve takdire şayan işler yapıyorlar. Görevini hakkıyla yapan ve mahallenin tüm sorunlarını yakinen takip eden muhtarlara selam ve saygılarımı sunuyorum.

Bir de “muhtarlık kaldırılsın” diyenler özellikle köy muhtarlarının değil de büyük şehirlerdeki mahalle muhtarlarının fonksiyonsuz kaldıklarını ifade ederek böyle bir görüşü öne sürüyorlar. Bunu da biraz önce belirttiğim gibi, büyük şehirlerdeki bazı muhtarlar “arı gibi çalışarak ve mahallenin sorunlarına ciddi olarak eğilerek görevlerinin hakkını layıkıyla vermektedirler.”

Evet şu sonuca vardık: “Muhtarlık kalsın, hatta yeni görevler verilsin.”

Yazımın sonunda şunu ifade ediyorum. Muhtarlık, Osmanlı’nın bir emanetidir. “Muhtar” kelimesi dahi Osmanlıcadır. Korunsun.

Vesselam.

Yorumlar