YİRMİÜÇÜNCÜ gününü yaşadığımız mübarek ayın sonlarına doğru yol alırken içimizde oluşan bu kaygı çok kıymetlidir.

Ramazan’ın ilk gününden itibaren öncesinde yaptığımız hazırlığın da bir gereği olarak oluşturduğumuz ilkeleri bayramdan sonra da korumalıyız.

Koruyabilmeliyiz.

Bu hem aklın gereği olarak ahmaklık kuyusuna düşmemenin bir gereğidir.

İnanmış kişiler olarak prensip üzere yaşamanın ne kadar mühim olduğunu bildiğimizden emek çekerek elde ettiğimiz umdeleri kaybetmek acılarımızı çoğaltır.

Ve bizi tutarsız yapar.

AHLAK-I HASENE erlerinin temel endişelerinden ilki ilkeleri koruyamamaktır.

Bu kaygı sürekli onlar zinde tutar.

Rehavete fırsat tanımaz.

Bugün ilkeli olmak, güzel ahlak sahibi bulunmak, yapılması gerekenleri lazım olduğu şekliyle yapmak elbette güzel ve işin başlangıcıdır. Peki, bugün ve yarın ilkeler korunamadığında, minikmiş gibi başlayan sapmalar zamanla mesafeyi açıp derinleştirdiğinde dün ilkelerin korunmuş olması ne ifade eder.

AHLAK bir bütündür. İlkeler toplamıdır.

Dolayısıyla bunları birbirinden ayırmak yine aynı şekilde sonuçsuz kalmaktır.

Yıkık olmaktır.

Güzel ahlak yolcusunun ilkeleri koruyamama endişesinin içinde bu bütünlüğün bozulmaması da önemli bir yer tutar. Zira diğer türlüsü kanadı kırık kuş gibi olmaktan farksızdır.

Örneğin kişi yalan söylemekten yılandan çıyandan kaçtığı gibi kaçıyor ama başkasının yalan söylemesine fırsat veriyor, gerçeği bildiği halde hakikati ortaya koymuyorsa eğer o ilke zedelenmiş sayılmaz mı? Ya da yalana tevessül ve tenezzül etmiyor ama doğruları söylemenin getireceği bedelleri ödemeyi göze alamıyorsa o hususta sahih kalabilir mi?

Yalana yapılan güçlü bir itirazın kendisinin konfor alanı tehdit etmesi ihtimali söz konusu olduğunda geri adım atması ilkeler bütünü açısından ciddi bir sorun değil midir?

Aynı şey aile içinde ahlak ilkelerini önemsiyor, üzerinde dikkatle duruyor ama toplum hayatı açısından aynı ilkeleri işletmiyor, sosyal yaşama taşımıyorsa yine bütünlük bozulur.

Sistem yaralandığından beklenen netice alınamaz.

Kişi evinde ve toplumda ahlak ilkelerini uyguluyor ama iş yerinde uygulamıyor, yönetimine yansıtmıyor ve herkese en başta adil davranmıyorsa ona ilkelerini koruyor diyemeyiz.

Yüksek erdemli olmak bu bölünmeyi kabul etmez.

EY HAKİKAT yolunun ilkeleri bir bütünlük içinde korumayı esas alan kutlu yolcusu!

Mesele mühimdir.

İlkeleri bir bütün olarak değerlendirip bakmazsan bir ayağın topaldır.

Bir gözün görmemesidir. Kulağının teki işitmiyor demektir.

Aklınla kalbin harbe girmiş manasına gelir bu.

O sebeple sende güzel ahlak yolunun sarsılmaz bir yolcusu olmak istiyorsan ahlak ilkelerini parçalamamalısın. Bunu yapanlara karşı uyarı görevini ihmal etmemelisin.

Sözünle, tavrınla ve eylemlerinle bu ilkeler bütününün koruyucusu olmalısın.

Güç ve otorite seni bu kararlılığından caydıramamalıdır.

Başkalarına nasihatte bulunup olunmasını istemediğin kişiye kendin dönüşmemelisin. İlkelerini koruyamadığın zaman meydana gelecek vahim manzara bu olacaktır.

Bireysel hayatında, aile yaşamında, sosyal alanlarda, iş yerinde, ticaretinde, eğitiminde, bilim üretmede, iş ve işlemlerinde, söz söyleme ve buna uygun davranışlar geliştirmekte, sosyal medya sortilerinde, yaptığın yorumlarda, sunduğun paylaşımlarda, çevreye olan tutumunda, aldığın görevleri yerine getirmekte, değerlere sahip çıkıp onları yüceltmekte, yeni bilgi ve değerler üretmek ve toplumun refahını sağlamak için gayret etmekten kaçınmamalısın.

Hayatı okurken Kur’an-ı Kerimi, Kur’an-ı Kerimi mütalaa ederken kâinatı ve bunu yorumlarken kendi fıtratını ihmal etmeyerek burada da bütünü korumalısın.

Yüksek değerlere sahip olmak ve bunlarla ömrünün son gününe kadar yaşamak istiyorsan ilkeleri bir bütün olarak görüp onların hepsini aynı anda yapmaya gayret etmelisin.

Parçacı bir seçki ile güzel ahlak oluşmaz. Yarım kalır.

Ve ilkeler korunamaz.

Ya Selam.