484 Defa Okundu

Karantina ve KoronaVirüs süreci gibi zor günlerimiz başladığından beri pek çok rutinimizde, bir sürü alışkanlığımızda, çok köklü değişiklikler yaşadık. Tabii buna geleceği görememekle, hayatımızı yönetememekle ilgili kaygılar ve sıkıntılarda eklendi. Psikoterapi yapış veya psikoterapi alış şeklimizde bu değişiklikten nasibini aldı.

Peki bu değişimler niye oldu? Neden böyle köklü değişiklikler yaşamak zorunda kaldık?  Hayat bastırmadan, zorlamadan insan canlısı paradigmalarını değiştirmiyor. Yani bakış acısını, değerlerini, yaşam sitilini, üslubunu, adetlerini değiştirmiyor. Korona günlerinde de hayat fena halde bastırmış durumda.Terapist olarak bütün meslektaşlarımızın kendi yerleri vardı, hala var ama çoğu yerlerine gidemiyorlar. Psikoloji ofisleri, psikolojik danışmanlık merkezleri, terapi merkezleri, klinikler var, hastaneler var…  oralarda çalışıyorlardı. Bir şekilde danışanlar ve psikoterapiye ihtiyacı olanlar hizmet alacakları kimselere erişebiliyorlardı. Şimdi böyle bir imkanımız yok. Terapistlerinde evlerinde oturmaları gerekiyordu.

Sonuç olarak gerçekleştirdiğimiz bu hızlı dönüşüm bütün bu etkenlerin sonucu. Şimdi artık evimizden çıkmadan, bulunduğumuz yerden danışanlarımıza sesli, görüntülü ve online ulaşabilme olanağını kullanıyoruz. Online terapi, yüzyüze seans verdiğimiz danışanlara ulaşmamızın ötesinde, artık oturduğumuz yerden Türkiye‘ nin herhangi bir tarafına hatta Dünya’ nın herhangi bir yerine bildiğimiz tüm dillerde terapi hizmeti sunabilmek demektir. Basit bir değişim dönüşümden söz etmiyorum, yani Korona virüsüyle maceramız bittiği zaman psikoterapi pratiği olduğu gibi eski haline dönecek demiyorum, çünkü dönmeyecek! Hepimiz gene kendi yerlerimizde kendi ofislerimizde danışanlarımızı görüyor olacağız ama online terapi ile artık daha fazla bir erişime de sahip olacağız. Ülkemizin veya dünyanın herhangi bir köşesinde nerede yaşanıyor oluyorsa olsun ulaşabildiğimiz insanın en azından bir telefonu veya bir bilgisayarı varsa ona online psikoterapi hizmeti verebileceğiz.

Pandemi süreci gibi süreçlerden daha önceleri de uzaktaki danışanlara ulaşabiliyorduk, bu yeni bir şey değil ama Türkiye’ de psikoterapi dünyası yakın zamana kadar bu imkanı kullanamıyordu. Terapisti çok az olan ve gelişmekte olan bir ülke olarak zaten Türkiye’nin her tarafında terapist yok. Amerika’ da olsak, İngiltere’ de olsak, Almanya’ da olsak biraz abartılı bir söz olacak ama oralarda metre kareye beş adet terapist düşer. Oralarda istediğimiz yakınlıkta, yeterli terapi eğitimini almış güveneceğimiz bir terapist bulabiliriz. Türkiye’ de öyle değil, psikoterapinin tarihi Türkiye’ de çok yeni. Terapistlerin çoğu büyük şehirlerde ve merkezi lokasyonlarda yaşıyorlar. Bu nedenle yetkin psikoterapistlere ulaşmak zor. Biz bu zorluğu senelerdir uzak şehirlere gidip, profesyonellerin terapi eğitimine ağırlık vererek gidermeye çalışıyorduk.

Şimdi bu eğitim ve terapi hizmetini çok daha hızlı ve verimli olarak sunacağız Türkiye’ nin alt yapısı bu çalışmalara bir kaç sene önceye kadar izin vermiyordu, teknoloji henüz gelişmemişti. Ayrıca böyle bir hizmeti duyurduğunuz zaman doğacak ihtiyacı karşılamak için çok sayıda terapistinde alanda çalışıyor olması gerekiyordu. Aradan zamanlar geçti bizim hazırlıklarımız devam ediyordu ama Korona virüs  ve karantina süreci sorunu, acilen çözmemize vesile oldu.

Deprem olmuş veya başka bir felaket olmuş ve oralarda uzakta bir yerlerde insanların ihtiyacı var ve onlara ulaşmak o kadar kolay değil! Elazığ’daki gibi yeterli sayıda terapist olmayan yerlerde açığı artık online terapiyle aşmak mümkün.

Biz son on  yıldır online terapide neyi yapmalı neyi yapmamalı sorusu üzerinde çalıştık. Yeterli eğitimlerini aldıklarını ve  Mylife Psikolojik Danışmanlık Merkezlerinden bildiğimiz psikoterapistlere online aracılığıyla Online Terapi eğitimi verdik. Bu eğitim, süpervizyonlarla devam edecek, böylece verimi artıracağız. Artık ruh sağlığı alanında ihtiyacı olan danışanlara ulaşımı online olarak sağlayacağız. Umarım her şey hepimiz için daha iyi olacak. Bu güzel haberi sizlere vermek istedim.

Nazım’dan iki dizeyle hepimize başarılar diliyorum.

“Yok öyle umutları yitirip, karanlıklara savrulmak

Unutma, aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak”

 

Yorumlar