23 °c

YİNE AYNI TEZGAH

Siyasi partiler hiç kimseye, hiçbir gruba ve hiçbir zümreye siyasi tercihinden dolayı ayırım yapamaz. (Siyasi Partiler Kanunu 83). Hiçbir gruba, zümreye ve topluluğa sırf siyasi tercihinden dolayı açık veya örtülü baskı yapamaz ve yapmamalıdır. 

Partiler, millete vekâleten görev yaparlar. Demokratik sistemde partiler,  demokrasinin prensiplerinden azade değildirler. Demokrasi içinde doğup iktidarı ele geçirdikten sonra vatandaşların siyasi tercihlerini “beğenmeyerek”  onları linç etmek gibi irtikâplarda bulunan partiler demokrasi tarihimizde istisnai de olsa olabilmiştir. Hemen ifade edelim ki, bunların sonu daima hüsran olmuştur.

Siyasi partilerde “parti disiplini” meselesi vardır. Partinin merkez karar mercileri tarafından aldığı kararların partililerin “itirazsız” kabul etmesi ve tatbik etmesidir.  Siyasi partilerde  üst mercilerde alınan kararların “itirazsız” kabul edilmesi ne anlama gelir? 

Siyasi partilerdeki bu “itirazsız” kabulü “aklın kiraya verilmesi” olarak mı yorumlayacaksınız? 

Siyasi sistemlerin işleyişinde parti disiplini son derece önemli ve etkilidir. Siyasi partiler iktidara gelmek için kurulmuşlardır. Bu hedefe ulaşmak için ekip çalışması yaparlar ve bu yönüyle teşkilatlı bir şekilde çalışmak mecburiyetindedirler. 

Parti disiplini olarak ifade edilen husus  şöyle de ifade edilir; Partide beraberlik, bütünlük olması ve müşterek bir hedefe ulaşmak hususunda birlikte mücadele verilmesidir. Parti disiplini demek aynı zamanda politik güç demektir. 

Bir partiye mensup kişilerin müşterek bir hedefe ulaşmak için mensup olduğu partinin disiplinine uymasını “iradesini kiraya vermek” olarak anlamak mümkün müdür? 

TBMM’de partiler kanun teklifi verirken ilgili partinin grup başkanvekillerine endeksli çalışma yaparlar. Meclis başkanlığına verilen teklifler önce ilgili başkanvekilinin süzgecinden geçer. 
BU DURUMDA MİLLETVEKİLLERİ AKILLARINI VE İRADELERİNİ KİRAYA MI VERMİŞ OLUYORLAR? 

Ülkemizde temiz toplum, idealist fert, faydalı insan ve şahsiyetli kişiler yetiştirmek üzere kurulmuş vakıf, dernek gibi müesseseler vardır.  Bu müesseselerde de karar verici merciler tarafından alınmış kararlar olabilir. Olması gereken ve beklenen ilgili müesseseye mensup olanların alınan karara uyması değil midir? 

Bu karar sosyal veya kültürel olduğu gibi siyasi de olabilir. 

Bir topluluk veya bir gruba mensup olanların kendi üst mercilerince almış olduğu kararı tatbik etmeleri, tamamen aidiyet duygusuylailgilidir. Burada maddi bir müeyyide yoktur. Manevi müeyyideden söz  edilebilir bu da ilgili kişinin müktesebatına bağlıdır. 

Bu husus meselenin bir yönü. 

Diğer bir yönü ise bazı siyasi parti yetkilileri ve mensuplarının bel altı vuruşlarıdır. 

Her seçim öncesinde bu menfur tatbikat gündeme gelmiştir.  23 Haziran 2019 İstanbul Belediye seçimlerinde de şu anda gündemdedir. 

Sosyal medyada tedavüle sokulan bir ses kaydı var. Ses kaydında bir kadın konuşuyor. Konuşmasında bir topluluktan söz ederek “Kâbe’de İmamoğlu’nun kazanması için bizden dua edilmesini istediler” diyor. 

Hamdolsun ülkemizde sağduyulu insanlar var. Sosyal medyada bu ses kaydına çığ gibi tepkiler ortaya çıkınca bahse konu ses kaydının sahibi olduğu iddia edilen kişi tarafından tekzip yayınlandı. Aziz milletimize hizmet eden ehl-i sünnet kuruluşlarına sahip çıkan şuurlu insanlarımız ne mutlu ki var. 

Milletimize hizmeti şiar edinmiş olan, devletine ve bayrağına bağlı ahlaklı nesiller yetiştirmeyi gaye edinen kuruluşları linç etmek hedefine yönelik söz konusu ses  kaydını tedavüle koyan kim veya kimler ise halkımızdan yediği bu şamar ile sinmiş olsa da huylu huyundan vazgeçeceğini zannetmiyoruz. 

Yüce dinimizi aziz milletimize ve talip olanlara sunmak en yüksek memuriyettir ve elbette bunun faturası olacaktır. Geçmişte olduğu gibi bugün ve istikbalde de sevgili peygamberimizi rehber edinmiş bu ehl-i sünnet kuruluşları Kur’an hizmetini her daim yerine getirmeye çalışmışlardır. 

Benim kanaatim odur ki, bu kuruluşlar ülkemizin ve istikbalimizin teminatıdır. 

Şuurlu bir Müslüman mukaddes topraklarda ve Kabe-yi Muazzama huzurunda nasıl dua yapacağını bilir/bilmelidir. 

Mukaddes topraklara gittiği halde şuursuz Müslüman olabilir mi? Olabilir. Fakat bunların istisnai olduğu açıktır.  Tıpkı ses kaydını sosyal medyaya servis eden/edenler gibi. 

Bundan bir ay önce “İstanbul sekretaryası”  imzalı  başka bir çakma belge tedavüle sokulmuştu.  Bu çakma belgenin seçimden önce tedavüle sokulması aynı kaynaktan olduğu açıktır. Bu ve benzeri bel altında vuruşlar ilk defa olmuyor. 

Bel altından vurmakla toplumun nirengi noktasını teşkil eden ehl-i sünnet kuruluşlarına kimse zarar veremez, bu bilinmelidir. 

Hatırlanmalıdır ki, keskin sirke küpüne zarardır daima. 

Bir siyasi partide grup kararı alındığında o siyasi partiye mensup olanlar açısından o karar nasıl bağlayıcı ise bir gaye ve hizmet için bir araya gelmiş  topluluklarda da bir tavsiye kararı olabilir. 

Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsuru olarak kabul ediliyor da sosyal yapının temel taşları olan dernek ve vakıflar siyasi partiler kadar değeri yok mu? 

Alınan kararları tasvip etmeyebilir veya beğenmeyebilirsiniz.  Ama hürmet etmeyi bilmeniz gerekir. 

Her topluluğun kendine ait farklı siyasi mülahazaları olabilir. Her grup veya topluluk kendi aralarında almış oldukları bir kararla müşterek bir siyasi tercihte bulunabilirler. Bu kararlarını kamuoyuna açıklamak mecburiyetinde değildirler.  

Bir kısım kişi veya  kişiler sırf siyasi tercih farklılığı sebebiyle ehl-i sünnet kuruluşlarını maddî müeyyidelerde kendilerince “terbiye” etmeyi düşünüyor olabilir. 

Hatırlatmak isteriz ki, Allah rızası için 1920’li yıllardan beri Kur’an hizmeti yapan bu kuruluşların sahibi Cenab-ı Hak’tır. Aziz milletimizin teveccühünü kazanmış bu müesseseler başta devletimiz olmak üzere;  milletimize, Türk-İslam âlemine alperenler yetiştirmeye devam edecektir. Vesselam...

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA YAPILAN YORUMLAR4 YORUM
  • Mustafa Özdemir 21 Haziran 2019 17:17 Allah razı olsun Hüseyin bey kardeşim. Demokrasinin herkes için olduğunu ve 3.tarafların da özgür iradeleri ile tercih yapma haklarının bulunduğunu ve en önemlisi; Bir camianın kendi üst yönetimleri her hangibir konuda karar almalarının ve münyesiplerinin de bu karara uymalarını istemelerinin "Akılları kiraya vermek" olmadığını Partilerin MYK ve Grup Başkan vekillerinin tutum ve davranışlarına kıyas yaparak çok güzel açıklamışsınız. Elinize sağlık...Anlamak istemeyen önyargılı kişiler yine anlamayacaktır. Vesselam...

    CEVAP YAZ 0 0 (0) Öne çıkart
  • HASAN DİNÇ 20 Haziran 2019 14:28 TC.nin bütün vatandaşları seçme ve seçilme hakkına sahiptir.Tercihlerinden dolayı kimse sorgulamaz yorumlanamaz.Siyasi liderler anayasanın eşitlik ilkesine bağlı kalmaz zorundadır.Şahsi fikirlerini siyasi bir ambalajla dayatma hakkı yoktur. Vatan bayrak din kuran kutsallarını siyasi bir obje olarak kullanmak,ilkelliktir.Farklı görüşlere linç hareketi uygulamak,bunuda din iman eksenine oturtmakYAHUDİ TAKTİĞİDİR.Yazınızı çok beğendim TEBRİKLER.

    CEVAP YAZ 0 2 (2) Öne çıkart
  • Vicdani 20 Haziran 2019 14:24 Bazıları maalesef alemi mal sanıyor, kendilerini de hara seyisi. Bir partiye oy verenlerin türlü gerekçeleri vardır, saygı da duymak gerekir kararına. Tam tersine bu partiye oy vermeyenlerin de yine kendince geçerli türlü gerekçeleri olabilir. Bunda anormal olan nedir? Anormal olan fikre saygı duymayan densizlerdir!

    CEVAP YAZ 1 0 (0) Öne çıkart

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.