564 Defa Okundu

Şeyh Kimdir?

 Yesevî mürşitlerinden İshâk Ata’nın eseri Hadîkâtü’l-ârifîn’de şeyhlik, “halkı Hakk’a davet etmek”, “bütün insanlara şefkatli olmak” olarak tarif edilir. Mir’âtü’l-Kulûb’a göre Sultânü’l-ârifîn Ahmed Yesevî der ki: (Bir kişi) yetmiş makamdan geçmeden şeyhlik iddiasında bulunsa o hemen kâfir olur. Sadr Ata Risâlesi’nde nakledilir ki: Bir kişi gönül âlemi açılmadan Gavs ve Gavslar, Hızır (a.s.) ve İlyas (a.s.) başta olmak üzere gayb erenleri ile sohbet etmeden ve onlardan icazet almadan şeyhlik iddiâsında bulunsa yalancı, bidatçı ve Şeytan’dır, demişler. Şeyh denen kimse mürîdi terbiye edip muradına ulaştırabiliyorsa, onun mürîd edinmesi câiz ve uygun olur. Eğer mürîdi maksada ulaştıramıyorsa, mürîd edinmesi câiz olmaz. Kıyamet gününde hesap yerinde cevap vermesi gerekir. (Şeyhlik yapması câiz) ve helâl olsa hesap; haram olsa azap görmesi gerekir. Ama gönül âlemi açılsa ve yetmiş makâma ulaşsa, o gönül Mevlâ azze ve celle’nin nazar ettiği yer olur. Hadîkâtü’l-ârifîn’de Ahmed Yesevî’nin şöyle dediği aktarılır: “Şeyh Hızır gibi, mürîd de Mûsâ (a.s) gibi olmalıdır. Şeyh ne emretse mürîd o emri yerinme getirme konusunda sabretmelidir.”

Velâyet Nedir? Velînin, veli olduğunu bilip bilemeyeceği konusunda şeyhler arasında fikir ayrılığı vardır. Bazıları: Velî olduğunu bilebilir, der. Bazıları ise: Bilemez, der. Zîrâ şu hadis buna delâlet eder: “Kubbelerimin altında öyle velilerim vardır ki, onları benden başkası bilemez.„ Alâmet olunca (kendisinin) veli olduğunu bilebilir. Bazıları, dokuz, bazıları kırk, bazıları yedi ve bazıları da üç alâmet ile veli olduğunu bilebilir dediler. Eğer alâmet üçten az olursa o kişi veli olamaz. Birincisi, o kişide dünya sevgisi olmamalıdır. İkincisi, açlık ve susuzlukla nefsini öldürmüş olması gerekir. Üçüncüsü geceleri uyanık olması gerekir. Az yemek, çok kanaat etmek, az uyumak, çok uykusuz kalmak, az konuşmak, çok zikretmek ve diri (aktif) olmak gibi alâmetler bir kişide olsa, ümid edilir ki o velilerdendir. Şeyh diye adlandırılan ve tarîkat yolunda yürüyoruz diye iddiâ edenler, (eğer) yetmiş makamdan geçip, gönül âlemlerini açıp, gayb erenler, şeyhler ve ruhlardan icazet alırlar ve tarikatta iddiaları doğru olursa, şeyhlik makâmına oturmaları câiz olur. Baba [Maçin] Risâlesi’nde şöyle derler: Şeriat, tarîkat ve hakikat sâhibi diye adlandırılan kimselere gereken, doğru yoldan sapıp yolunu kaybeden sohbet (tartışma) ehlini doğru yola getirmek için teşvik edip onlara tevbe tavsiye etmektir. Şeyh, o yolunu kaybetmiş insan için hidâyet diler, üç gün üç gece onun için duâ eder. Eğer bu süre içinde doğru yola girmezse beş gün riyâzat ve çile çekmesi gerekir. Eğer beş günde de tevbe etmezse yedi gün böyle yapması gerekir. Bu kıyas ile kırk güne kadar çile çekip yanlış yolda olanları doğru yola getirmelidir ki şeyhlik onun için câiz olsun.

 Sohbet: Sûfî Muhammed Danişmend, Hz. Pîr Hasan Basri’den nakleder: Sohbet üç türlü olur: Birincisi kîl u kâl ile şeriat konusunda; ikincisi hâl, velilik, himmet ve olgunluk ile tarîkat konusunda; üçüncüsü sır (gönül) ve hâl ile hakikat konusunda sohbet. Binâenaleyh şeriat, tarîkat ve hakikat sahibi olanlara gereken şey, Tevâzu ile riyâzat (perhiz) ve çile çekip duâ ve niyâz ederek, inkârcı, münafık ve yoldan çıkmışları doğru yola sokmak ve tevbe ettirmektir. Eğer tevbe etmezlerse, Allah Teâlâ tevfik (ve hidâyet) verinceye kadar sabretmektir. Sultânü’l-ârifîn Hâce Ahmed Yesevî derler ki: Gönül âleminin kusuru çoktur. Bulanıklıkları da şunlardır: Dünya sevgisi, hırs, hased, öfke, düşmanlık, isyan, unutkanlık, kendini beğenme, riya ve gösteriş yapma. Bu tür yasaklanan şeylerden biri müridin gönlünde bulunursa, o maksadına ulaşamaz. Mürîd olup muradına ulaşmak isteyen, seven olup sevdiğini arayan kimseler gönül âleminin kirlerini yok edip perhiz ile çile çekseler, ayrıca şeyh yardım ve Mevlâ Teâlâ inâyet etse, o zaman muradları hâsıl olur.

 Nûr: Eğer deseler ki: Nur kaç kısımdır? Cevap olarak de ki: Üç kısımdır. Birincisi nûr-i zât, ikincisi nûr-i sıfat, üçüncüsü nûr-i hâk (toprak nuru). Nûr-i zât, Allah Teâlâ’nın nurudur. Nûr-i sıfat, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in nurudur. Nûr-i hâk, insanoğlunun bu dünyada gördüğü mülk nurudur. Tasavvufun ‘Olmazsa Olmaz’ Gerekleri: Yesevî âdâbına ait kaynak eserlerin yazarı olan Hazînî ’ye göre, “Zikreden Allah’a vuslata giden yolda nefsini ezerek zilleti tercih eder, derviş girdiği tasavvuf yolunda baş olma hırsını ve dünyalık makamları daha yolun başında ardına atmıştır.”  Hazînî ’nin, Menbâü’l-Ebhâr Fi Riyâzi’l-Ebrâr adlı risâlesinde belirttiğine göre “Sûfîlik, yani dervişlik ve şeyhlik için 4 şart gereklidir. Bunlar aslında bir tarîkatın varlığı için olmazsa olmazlardır; eğer biri olmazsa beklenen mutluluk elde edilemez.” diyen Ahmed Yesevî’ye göre mübtediler müruru, mutavassıtlar südûru ve müntehiler zuhuru dört şarta bağlıdır. Konuyu burada sonlandırıyoruz Kalın sağlıcakla

Yorumlar