936 Defa Okundu

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye yeni bir Anayasaya hazır sözleri bende bir heyecan yarattı doğrusu. Bu heyecan bir özlem esasen…

Cumhuriyet rejiminde yaşayan, demokrasiyle yönetilen bir insanda ne özlemi olabilir ki diyebilirsiniz?

-Ben buna gerçek demokrasiye, fabrika ayarlarına dönme heyecanı diyorum.

Fabrika ayarı sözü önemli zira fabrikayı bilmeyen, ayarını nerden bilecek. Önce fabrikayı bilmeniz lazım. Yani, geldiğiniz yeri, özünüzü bilmeniz lazım. Şimdi bizim ülkemizde ciddi bir Osmanlı imparatorluğu karşıtı kişilerin ya da kendilerini entelijansiya sayan bir zümrenin olduğu aşikâr. Mesela bu zümrenin çoğu sorsanız İngiltere’ye hayrandır ama İngiltere’nin bir kraliçe ülkesi olduğu yada bir hanedanlıkla yöneltildiğini asla akılları da getirmezler. Yani bu zihniyet hanedanlığa değil, İslami bir topluluğa karşıdır. Neyse biz şimdi onları bırakalım hem zaten bizim de bu saatten sonra yenide bir hanedanlığa bağlanmak gibi bir özlemimiz olamaz ama bu demek değil ki geçmişimize söveceğiz, saygı duymayacağız ve olanı olduğu anlatmayacağız.

Tabi ki ecdadı güzel yani hak ettiği gibi yad edeceğiz.. Kimin ne düşündüğü de onun sorunudur deyip demokratik hakkımızı kullanacağız…

Şimdi konu çok dallanmadan Yeniden kuruluş anayasası sözünden ne anladık ne al-anlamamız gerekir biraz ona değinmek istiyorum..

Düşünsenize koca bir imparatorluk 10 yılda bir pul gibi harcanmış, bakiyesi üzerinde tüm halkın topla tüfekle, tırmıkla sopayla kazandığı ülke yeni bir meclise teslim edilmiş ve 1924 anayasası ortaya çıkmış.

Savaş döneminde yapılmış, kanun-i Esasiye yani 1921 anayasası, kendisini rafa kaldıran 1924 anayasasıyla kıyaslandığında hem çok daha demokratik hem de çok daha sosyal hak ve adalet barındırıyor içinde. 1921 anayasasını ancak 1924 anayasasıyla kıyaslayabiliriz zira seçilmiş meclis tarafından hazırlanmış iki anaysa bunlardır. 1961 ve 1982’yi saymak dahi bu milletin iradesine saygısızlıktır. Hala bir darbe anayasasıyla yöneltilmek ise utanç vericidir.

Esasen 1924 anayasası da doğrudan seçilmiş bir meclis tarafından hazırlanmamıştır, bir rejimin hazırlığı için seçilmiş kişilerce hazırlanmış ama yine de biz başta dediğimiz gibi geçmişe saygı esasıyla yazmaya devam edelim.

  • 1921 anayasası ile 1924 anayasası arasında 600 yıllık bir imparatorluğun yol edilme süreç vardır.
  • 1921 anayasası çok uluslu, çok kültürlü, çok boyutlu ve Osmanlının gasp edilen her katış toprağının hesabını unutmayan bir ruh taşırken, 1924 anayasası tek uluslu, kısır ve bu ruhtan ayrı bırakılmış, gelecek devrimin patikalarına kurban edilmiş ve küt bir anayasa.
  • 1921 anayasası iddiası olan, 1924 anayasası iddiaları yalanlayan bir anayasa
  • 1921 anayasası çok uluslu, çok kültürlü ve yöneten bir ruha sahip bir anayasa iken, 1924 anayasası sadece tek uluslu, iddiası olmayan ama Avrupa vari özenti bir ruha sahip.
  • 1921 anayasası hamuru, suyu ve dahi tamamen Anadolu-İslam sentezi iken, 1924 anayasası bu senteze operasyon çeken bir kadro.
  • 1921 anayasası doğrudan halkla, 1924 ana yasası kara verilmiş bir meclisin seçimidir.( İki vekil hariç diğer vekillerin tamamı yeni rejime ayak uydurabilir muhalefet edemeyeceğine inanılan kişilerden seçilmiştir.)
  • 1921 anayasası bir savaş dönemi anayasasından ziyade bir kurtuluş, azade bir nevbahar ruhunu taşırken, 1924 anayasası bundan çok ıraktır.
  • 1921 anayasası saha, 1924 anayasası masa ürünüdür.
  • 1921 anayasası demokratik ve sosyal bir anayasadır. 1924 anayasası bunun çok gerisindedir.
  • 1961 ve 1982 anayasasını saymıyorum bile. Zira darbecilerden gül gelirse bilin ki dikeni zehirlidir. Ya da yaprakları zehirdir. Anayasayı rafa kaldırıp anayasa hazırlayan kuklaların hazırladığı sözde yasa. Ve hala böyle bir yasayla idare edilmek utanç verici!
  • Şimdi bu yüzden Sayın cumhurbaşkanımızın çok çıkışı önemli. Ve 1921 ruhu elzem..

Toplumun her kesimi, akademisyenlerden, hukukçulardan, beşeri ve sosyal bilimcilerimizden, sivil halktan bir el birliği ile demokratik ve bu kadim coğrafyamızın hamuruna uygun bir anayasa yapılması gerekir kanaatindeyim. Ve belki günü gelince söylenir ama ben yine de söylemekte bir abes görmüyorum meclisin ruhuna devredilen hilafet makamı geri halka iade edilebilir. Zira 2 milyarlık bir İslam coğrafyasını yönetmek istiyorsanız, böyle bir iddianız varsa diyanet işleri başkanlığını müstakil bir hale getirir ve bu makamı da geri kurmuş olursunuz yani korkmayın şeriat  gelmiş olmaz..

Ve 1921 ruhuna selam olsun diyelim …

 

Yorumlar