4384 Defa Okundu

Medyada son günlerde sansür ve yasaklama olarak her gün haberleri verilen; Gıda, Tarım ve Orman Alanında Düzenlemeler teklifi adeta bir felaket olarak sunuluyor. “Zehire zehir demek cezalandırılıyor” manşetleri ile gündeme getiriliyor. Medya cansiparane bu teklifin yasalaşmasını engellemek için elinden geleni ardına koymuyor. Onkolog, sosyolog, kardiyolog, göğüs hastalıkları uzmanlarına konuyu sorup haberleştiriyor. Ama her nedense ziraat mühendisi, veteriner hekim, gıda mühendisi, beslenme uzmanlarına sormuyorlar bu haberleri yaparken.

Önce işin aslını bir anlayalım.

Komisyondan geçen Gıda, Tarım ve Orman Alanında Düzenlemeler teklifi TBMM Genel Kurulu’nun gündemine sunuldu. Teklifin komisyondan geçen haline göre, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Yasası’na yanıltıcı yayın tanımı ekleniyor. 

Yeni düzenlemeyle, ‘her türlü yazılı, görsel, işitsel ve dijital iletişim araçları üzerinden yapılan ve ticari reklam kapsamına girmeyen, gıda güvenliği ve güvenilirliği hususunda tüketicide endişe, korku ve güvensizlik yaratarak tüketicinin tüketim alışkanlıklarını olumsuz etkileyen gerçeğe aykırı yayınlar’ yanıltıcı yayın kabul edilecek. Yanıltıcı yayın yapan kişilere, 20 bin liradan 50 bin liraya kadar idari para cezası verilecek.

 Konuşulan konu ana hatları ile bu.

 İsterseniz birde teklifi hazırlayanların bunu neden hazırladıklarını da bir anlayalım.

 Bu konuda bir açıklama yapan AK Partili Komisyon Başkanı Yunus Kılıç konu ile ilgili “Bu, bir sansüre dönüşmemeli, insanların ifade özgürlüğüne zarar vermemeli. Ama istiyoruz ki ziraat mühendisi çıksın konuşsun, veteriner hekim çıksın konuşsun, gıda mühendisi, su ürünleri mühendisleri çıksın konuşsun. Biz istiyoruz ki her alanda bilen adam çıksın konuşsun. Diyor ki ‘Tavuk eti, kanser yapar.’ Onlarla televizyonlara çıkmıyorum. Nereden biliyorsun, var mı bir delilin? Televizyoncu da sormuyor. Çünkü televizyonlara da şovmen lazım, medya maymunu lazım, rating lazım. Adam diyor ki  ‘Çünkü geçen gün bir tavuk aldık, yedik, kemiği çok kolay kırıldı. Ee, demek ki bu kanser yapar.’ Bilimde böyle bir ahlak olabilir mi? Bunun cezası olmayacak mı? Ondan sonra sen sallana sallana evine gidiyorsun, bu ülkede 5 milyar dolar değer yaratan kanatlı sektöründe senin vermiş olduğun zarardan dolayı yüzde 20-30 azalma oluyor. Çalışanı var, üreteni var, taşıyanı var, garibanı var, yoksulu var, işçisi var. Bunların haklarını kim soracak, kim koruyacak?” sözleri ile bu teklifin neden hazırlandığını açıkladı.

Baştan söyleyeyim Yunus Kılıç'ın açıklamasının her satırının altına imzamı atarım. Medya üzerinde gıda bezirganlarının toplumun aklı ve sağlığı ile oynamasına artık bir dur denmesi gerekir. 

Bu konu uzun süredir üniversitelerde, akademik dünyada ve gıda sektöründe konuşuluyordu zaten.  

Sözde halk sağlığını koruyup gıda sektörünü eleştiren, bilimsellikten uzak, hiç bir yeterliliği olmadığı halde gıda ve beslenme üzerine onlarca kitap yazıp, bu kitaplarını satmak ve reklam yapmak için medyayı kullanan, dikkat çekmek için halkta korku ve panik yaratarak markalaşan bu bezirganlar, konferanslarda , bilimsel toplantılarda işin uzmanları tarafından defalarca dile getiriliyordu, bunların engellenmesi gerektiği her defasında talep ediliyordu. Dolayısı ile bu gıda bezirganları uzun süredir bu toplumun kanayan bir yarası olarak duruyordu.

İşte hazırlanan bu yasa teklifi bu kanayan yarayı sarmak için atılmış bir adımdır. 

Bu yasa teklifinin çıkmasını istemeyenler nelerin serbest olmasını istiyor birlikte bakalım;

Her gün TV’lerde, gazetelerde gıda ve beslenme konusunda sürekli konuşan, kitap yazan, gıda simsarlığı yapan ve cebini bu yalanlarla dolduran göğüs hastalıkları uzmanı zatın ‘’Gıda Bilim kurulu, bilim adamlarından değil, yoğurdunu kendi çalan, turşusunu kendi kuran, sirkesini kendi hazırlayan, yemeğini kendi yapan ev kadınlarından, annelerden oluşmalıdır.’’ demeye devam mı etsin istiyorlar?

Her gün TVlerde, gazetelerde gıda ve beslenme konusunda sürekli konuşan, kalp ve İç hastalıkları uzmanı olduğu halde gıda beslenme ve diyet üzerine onlarca kitap yazan, “Çaya şeker yerine tereyağı atın’’ diyen ‘’Koronavirüsten korunmak için maske ve tedbire gerek yok burnunuza tuzlu su çekin yeter’’  diyerek binlerce insanın maskesiz ve korunmasız dolaşmasına sebep olan bu sağlık simsarının saçmalamaya devam etmesini mi istiyorlar?

Kardiyoloğu, radyoloğu, sosyoloğu, eğitimlisi, eğitimsizi, Ayşe teyzesi, önüne gelenin ‘’Bunu ye, bunu yeme’’ diyerek toplumun aklı ve sağlığı ile oynayıp, ün kazanan, kitap yazan, ürün satan bu simsarlar konuşmaya devam mı etsin istiyorlar?

Hayatı boyunca tavuk beslememiş, yoğurt mayalamamış bu gıda bezirganları, gezen tavuk yumurtası yiyin ve evde yoğurt mayalayın diyerek ekran ekran gezip ceplerini doldurduktan sonra beş yıldızlı lokantalarda yemek yemeye devam mı etsinler?

Bu konuda yazılacak o kadar çok örnek var ki bu bezirganların yaptıkları yazılsa ciltler dolusu kitap olur. 

İşte bu yasa teklifini istemeyenler aslında bunların olmasını istiyorlar

Bu yazıyı kaleme aldığımda medyada yayınlanan bir haberde; Tarım-Orman Çalışanları Birliği Sendikası (Toç Bir-Sen) Genel Başkanı Hüseyin Öztürk, “Kamuoyunda oluşan tedirginlik nedeni ile dile getirilen tepkiler gerek Cumhurbaşkanlığı gerekse Tarım ve Orman Bakanlığı düzeyinde anlamlı bulunmuş ve alınan sağduyulu karar ile söz konusu metnin Kanun Teklifi içerisinden çıkarıldığı bilgisine ulaşılmıştır” açıklamasına yer verildi. 

Bu konuda Cumhurbaşkanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan bir resmi açıklamaya rastlamadım. Eğer gerçekten bu açıklama doğru ise çok büyük bir hata yapılmış.

Buradan Sayın Cumhurbaşkanı ve  Bakan Pakdemirli’ye seslenmek istiyorum. 

Eğer yasa teklifi geri çekildiyse çok yazık olmuş. Toplumda kanayan bir yaraya dönüşen, gıda bilgi kirliliğinin bir taraftan toplumun sağlığını tehlikeye atarken, bir taraftan da birileri için bir rant kapısına dönüşmesine artık fırsat verilmemeli. Bu yasa teklifi en kısa sürede yasalaştırılarak yürürlüğe sokulmalıdır.

Yediğimize içtiğimize yazık etmeyin!

Yorumlar