3344 Defa Okundu

Son zamanlarda ‘yapay et’ üretimi ile ilgi haberleri yazılı ve görsel medyada sık görmeye başladık.

Konu et olunca bir Müslüman olarak İslami açıdan sakıncaları üzerinde durma ihtiyacı hissettim.

Domuz etinin kasaplık et olarak kabul edildiği Müslüman bir ülkede ‘yapay et’ ile ilgili kaygı duymaya gerek yok denilebilir; ancak, hassasiyet gösteren Müslümanlar için bilgilendirmenin gerekli olduğunu düşünüyorum.

Bu hususun İslami yönden uygun olup olmaması ve caizliği ile ilgili İslam Âlimleri açıklama yapacaklardır.

Yine de ‘yapay et’ ile ilgili edindiğim bilgileri kısaca açıklayamaya çalışalım.

Aslında bizim gibi geniş meralara sahip bir ülkede özellikle mera hayvancılığı geliştirilmesi gerekirken ne olduğu belirsiz, sağlık ve dini açıdan şüpheleri olan ‘yapay et’ üretimiyle uğraşmayı anlamıyorum.

Kısaca yapay et; keçi, sığır, tavuk, domuz gibi hayvanların uygun bir dokusundan alınan parçanın çeşitli işlemlerle büyütülerek et elde edilmesidir.

-En hızlı gelişim gösteren hayvanın DOMUZ olduğunu biliyor musunuz?

Detaylı bilgiye sahip değilim ama adı üzerinde ‘yapay et’ ve birçok şüpheyi içinde barındırmaktadır.

Yapay eti gündeme getirenlerin kendilerine göre bir takım gerekçeleri olsa da bir vatandaş olarak bana mantıklı gelmiyor.

Modern hayvancılık teknikleri ve et sektörünün bir takım zararlı yan etkileri üzerinde durularak yapay et üretiminin toplumsal kabulüne çalışılmaktadır.

Modern hayvancılıkta sera gazı salınımının yüksek olması, yeşil alanların azalması ve modern tarımla beslenen hayvanların etlerinde ağır metal gibi zararlı maddelerin bulunması gibi bir takım açıklamalar yapılmaktadır.

Daha birçok insan aklına uygun gibi görülen gerekçelerin öne sürüldüğünü görüyoruz.

Açık ve net bu ‘yapay et’ üretme girişimlerinin de emperyalizmin sağlıklı gıda üretimini yok etmeye yönelik bir projesi olduğuna inanıyorum.

Hem sağlığımızı hem de inancımızı bozmaya çalışacaklar, son 70 yılda yaptıkları gibi.

Müslüman için karnını doyur da nasıl doyurursan doyur mantığı asla doğru olamaz;  Müslüman ne yiyip içtiğine dikkat etmek zorundadır.

Bugün yaşadığımız manevi bunalımın en önemli nedenlerinden birisi hatta en önemlisi yediğimiz, içtiğimiz gıdaların helal haram olup olmadıklarına dikkat etmemizdir.

Helal gıdaya yönelik emperyalist projelere karşı koyabilecek helal gıda stratejilerimiz yok denecek kadar azdır.

‘Domuz Gerçeği’ ile ilgili birkaç kitap olsa da genel olarak haram gıda konusunda hassasiyet gösteren İslami bir kuruluşun dışında kurumsal bir faaliyetin olduğunu göremiyoruz.

Babam, 1969-1970 yıllarında İstanbul Kuştepe’de bir camide vaaz veren Kadir ismindeki hocanın adını vermeyeceğim bir markayı zikrederek “bu yağların içinde domuz yağı var, bunları yemeyin, yarın karınızı kızınızı kıskanmaz duruma gelirsiniz” diye ateşli bir şekilde milleti ikaz ettiğini anlatır.

Aklıma geldikçe acı acı güler,+ üzülürüm. İlkokulda okurken okullarımıza yağ, süttozu ve un gelirdi. Undan ekmek yapılıp yağlanır yenir, süttozu da süt yapılarak içilirdi.

O zamanlar bunun ABD kaynaklı Marshall Ekonomik Kalkınma adı altında yapılan bir yardım olduğunu kimse bilmezdi, halk nereden bilsin!

Bu yardımın yapıldığı 16 ülkeden tek Müslüman olan ülke TÜRKİYE!

-Neden benim köyümde bol miktarda bulunan süt, tere yağ, un varken ABD yağ, süttozu ve un yardımı yapıyor?

-Bu yağ ne yağıydı ve süttozu nasıl elde ediliyordu bilen var mı?

-Bugün neslimiz elden gidiyor, İslam’dan uzaklaşıyorsak nedenini hiç düşündünüz mü?

-Müslümanım diyen biri deniz kenarında sele serpe karısı, kızı, oğluyla uzanıp kalabalıkların içinde güneşlenebiliyorsa nedenini hiç düşündünüz mü?

-Bayram tatillerinde sahil kentlerimizdeki otel ve motellerde yer bulunamıyor sahiller tıklım tıklım dolu olmasının nedenini hiç düşündünüz mü?

-Müslüman bir ülkede zina, kumar, içki, cinayet, yaralama, boşanma, adaletsizlik ve iftira gibi İslam’ın yasakladığı ve hoş görmediği fiiller artıyorsa bunun nedenlerini hiç düşündünüz mü?

Düşünün hem de bir değil bin kere düşünün!

Düşünmeye düşünmeye bu hale geldiğimiz için bir kere daha düşünelim!

Sonuç olarak ‘yapay et’ üretimi de beni düşündürmekte olup bunda da emperyalist bir hinlik olduğuna kesinlikle inanıyorum.

Ülkemizde ‘yapay et” üretimi üzerinde çalışma yapan kişi ve kurumların arkasında hangi güçlerin olduğu araştırılmalıdır.

 

Yorumlar