VEZNEDAR İKTİDAR

VEZNEDAR İKTİDAR

Para hep elinden geçer ama veznedar, bankacılık işlemlerine karışmaz. Başarılı olmak isteyen iktidar, bu mesleğin işlevini model almalı. Milletin özlemi şimdi veznedar iktidar. Günümüz sosyolojik olgusu bu. STK’lar çoğaldı ve halk, üstten yönetim istemiyor artık. Kanıt mı? Dünden bugüne oy pusuluları.  

7 Haziran 2015 seçimlerinde Ak Partiye 6 binin üstünde mv.aday adayı başvurmuştu. Parti bu ilgi karşısında ülkede bir ilki gerçekleştirdi. Teşkilat temayülüne ek bir de STK temayülü ölçülecekti. Ayrıca Davutoğlu bütün aday adaylarını yerel tv.lerden izleyecekmiş haberi de yayılıyordu ağızdan ağıza. STK mensuplarından bazı Konuştuklarım, demokrasi şöleni düzenledi Ak Parti diyordu, Bravo!  

Genel Merkezden görevli vekiller, sıkı sıkı bağladılar STK oy torbalarını, alıp gittiler. Bu gizliliğe kimse anlam verememişti. Görevli vekiller, titiz bir incelemeyle en uygun adaylar çıkacak karşınıza diyordu STK başkanlarına. Ak Parti Propaganda Bayramı kutlanıyordu sanki her yerde. Sonuç? Listeler açıklanınca şok!

Amaç gaz almak ve parti propagandasını iyi yaptırmakmış. Bu acı gerçeği genel merkez mülakatından çıkanlar söylüyor hâlâ. 2 dakika görüşüldü çoğu aday adayıyla lafı, ağızdan ağıza yayıldı bütün ülkeye. Bugün demokrasi dersi verdiğine bakmayın, Davutoğlu da aday adaylarını falan dinlemedi hiç. Kim ulaşabiliyordu ki kendisine?

Hiç unutmam: Ordu 2.sıra adayına STK temayülünden de sen çıktın demek, kutlarım demiştim. Adamı olduğunu ima edercesine gülerek STK torbaları açılmadı ki demişti. Bunu paylaştığım STK mensuplarının şu tepkileri hiç çıkmaz aklımdan: Demokrasi şöleni dediydik ama nutuk dinlemeye devam edeceğiz demek yine.

 Aldatmacılığa hesap pusulası kesilmişti ki tek başına iktidar kaybedildi. Koalisyon da kurulamıyordu. Bombalar patladı birkaç yerde. Yeni seçime gidildi. İstikrarsızlık korkusuyla halk yeniden iktidara yöneldi. 1 Kasım 2015 seçimlerinde yüzde 49.5 oyu  kimse kendine mal etmesin. Ulaşılmazlık zırhındakilerin bugünlerde tövbe etme noktasına gelmesi neden? Halkın STK’lara yansımasını yeni fark etmiş olabilirler mi? Dilerim öyle olsun.

STK mensuplarıyla irtibatımı hiç kesmediğim için bütün iktidar işlemlerinin onlara yansıyan halk talebine göre yürütülmesi yani veznadar iktidar olunması gerektiğini sosyolojik olgu olarak tespit ettim. Bilinir ki  bu köşe de STK, dolayısıyla halkın sesi. Odalara, sendikalara, derneklere, Platformlara dert yanmaya gitmiyor mu halk?

Dinledim ve anladım ki vicdanlar kanıyor vicdanlar! Şu eleştiri konuşmalarını sunma sorumluluğu hissediyorum: “Saltanattan kurtaran Atatürk’e dendiği gibi bizdensin, milletin adamısın demedik mi biz Reis’e? Nasıl unuttu geçmişteki söz ve icraatlarını? 2001 öncesinde de halk arasında arpalık denen yönetim kurulu üyelikleri, danışmanlıklar, lüzumsuz kurullar git gide niye çoğalıyor? Banka hortumlarını kesen, İMF’yi defeden, vekillere bile lojmanlarda oturmayacaksınız diyerek yürekleri titreten Bizim Reis nasıl oldu da anamuhalefetin tasarruf ekonomisi eleştirisine itibardan tasarruf olmaz deme noktasına geldi? Peygamberimizin(s.a.v) gösterişi, israfı  itibar sayan tek bir sözü veya icraatı var mı? Yabancı bilim ve teknolojinin baskısından kurtulup da halkı ekonomik refaha ulaştırmadan itibar mı kazanılır? İnönü devrinde bürokratlar, ağalar şeker yerdi; biz hurma. Ağa hurmaları ben toplayacağım diye köye geldiğinde, ninem ağa şeker bulamaz mı oldu diyerek gururuyla oynamıştı da uzaklaştırmıştı onu. Şimdi alttakilere yüzde 4+4; üstekilere zam üstüne zam yapılıyor, reva mı bu? Beka, mermi diye diye İnönü devrine mi dönüyoruz? 2.Dünya Savaşı ortamına düştükse üsttekiler yarı maaşlarını devlete niye bağışlamıyor, geçim derdini hep halk mı çekecek? Niye tasa ve pasta eşit bölüşülmüyor?”

Üç dönem vekil seçilme kuralı vardı. Beklerdim ki lider de demokratik seçimlerle kendi gibi bir yiğide açık tutar yerini de. Musalladayken CB. niyetine demeyecekler, er kişi niyetine diyecekler sözü kimindi? Ayrılıklar başladı yeni yeni. Kim kimle dama oynuyor anlamakta zorlanıyoruz doğrusu. Davam diyenler iyi düşünmeli:

Adalet ve kalkınma davaysa sahibi tek midir? 18 yıl çok oldu çok! 4 yıl daha var, 22 eder. Kolay mı sırtı sürekli çeşit çeşit kaygan yağlarla sıvazlanan çıplak iktidar atının sırtında bu kadar uzun süre durabilmek? Ben istediğimi seçer, atarım; halkın vesayeti bende denmeseydi de veznadar iktidar olunabilseydi, yaşanır mıydı bunlar? Sözle Türkiye ittifakı deyip yalnızca MHP ile iş birliği ne getirdi? Madem kendi yolunu terk edip geldin ülkücülerin çizgisine, onlardı demek doğru yolda olan demedi mi birçok oy pusulası? Ülkücüler, bölündüğü halde niye arttı MHP’nin oyu? Anamuhalefet kucaklaşma mesajını verirken kullanılan sert dil ve hamaset ne sonuç verdi?

Oy düştü, 12 Eylül öncesi gibi iki kutup oluştu? Oysa halkın sesi, terör başta olmak üzere tüm sorunların Mecliste uzlaşma noktasına gelerek çözülmesi. Bir kutup hain, düşman, beka; diğeri hak-hukuk-adalet, demokrasi edebiyatıyla söz düellosunda. Terör örgütleri bu düellodan nemalanıp emperyalizme hizmet faaliyetlerini artırır diye niye düşünülmüyor? TV. tartışma programlarına sürekli birbirini suçlayan karşıt tarafların çıkarılması neden? Bölmeyi, kem sözü, şom ağzı muhalefete bırakıp veznedar iktidar olmalı artık.     12 Eylül darbesi 40. yılına dayandı. Bir daha yaşanmayacak inşallah! Veznadar iktidarlarla yürüyelim yeter ki!   

Soranlara cevap: Ordu B.Şehir B. Başkanı Hilmi Güler’in Y.Krl.Üyeliklerinden aldığı yüksek ücret konusunu mesajla kendisine sordum. Henüz cevap vermedi. Ancak icraat, iktidar politikası. Sorumlu o değil ki! Görevi kabul etmese hizmetten kaçıyor olmaz mıydı? Takdir sizin.

Yorumlar