3916 Defa Okundu

Vergi Tahsilatlarında azalma, beyanlarda dikkat çekici düşüş, piyasalarda yer alan beklentiler ekonomik ve mali yönden yeni bir düzenlemeye gidilmesini ortaya çıkarmıştır. Gelen bilgiler ve açıklamalar neticesinde matrah ve vergi artırımı düzenlemesinin 2015-2019 yılları için geçerli olması ve bu artırımların 2015, 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin olarak gelir ve kurumlar vergisi ile KDV ve bazı gelir ve kurumlar vergisi stopajları için yapılması öngörülüyor.

Bu haliyle geniş bir kesimi içine alacağı belirtilen çalışmadan yaklaşık 2 milyon işletmenin yararlanması bekleniyor.  Buna göre; 2015 yılı için yüzde 35, 2016yılı için yüzde 30, 2017 yılı için yüzde 25, 2018 yılı için yüzde 20 ve 2019 yılı için yüzde 15 oranı uygulanacak. Matrah artırımında bulunulan yıl için daha sonra vergi incelemesi ve cezalı tarhiyat yapılmayacak. Artırımında bulunulan yıllara ait zararların yüzde 50’si siliniyor.

KDV artırımı için oranlar ise şu şekilde: 2015 yılı için yüzde 3,5, 2016 yılı için yüzde 3, 2017 yılı için yüzde 2,5, 2018 yılı için yüzde 2, 2019 yılı için de yüzde 1,5. KDV artırımı yapılan yıllar için de KDV yönünden vergi incelemesi yapılmayacak Şeklindedir ancak yazımızda yer verdiğimiz  ve İlk bölüm olan öneri kısmının plan ve Bütçe Komisyonunca değerlendirilmesi gerektiğini  düşünmekteyiz

MATRAH ARTTIRIMI VE YAPILANDIRMA ÖNERİLERİ

7143 SAYILI KANUN YÖNÜNDEN

18.05.2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 7143 sayılı Kanununla mükelleflere, 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 hesap dönemleri için matrah ve vergi artırımı olanağı getirilmiştir.

Uygulamada matrah artırımında bulunan bir çok mükellef vergi incelemelerinde başlangıç ve tutanaklar yönünden idarece istem dışı tarihler yönünden gıyaben yapılan  incelemeye başlama  ve sonuçlandırılması yönünden bir kısım ağır sorunlar yaşamış bir çok mükellef ise inceleme sonrası bilerek sahte belge kullanma yönünden kanuna göre 30 günlük süre içinde kanundan yararlandırma hakkı verilmesi sonucunda  sürecin kısalığı tebligatlarda yaşanan sorunlar veya inceleme raporları sonucu düzenlenmiş vergi ceza ihbarnameleri neticesinde faydalanamamış bu durum büyük sorunları ortaya çıkarmıştır .

Matrah ve Vergi Affından yararlanarak bir kısım ödemelerini yapan ancak bir veya birden fazla ödemelerini aksattıkları için kanundan yararlandırılmalarına son verilen çok sayıda mükellefin  ödedikleri bedeller emanete alınmış veya vergi borçlarına mahsup edilerek vergi incelemesine tabi tutulmuşlar ağır yaptırım ve baskı altında kalarak ticari faaliyetlerini sürdüremez hale gelmişlerdir ekonomimizin canlanması için çalışma , üretme istihdam yaratma gibi olmazsa olmazlar ne yazık ‘ki yok olmuş veya yok olmaya başlamıştır bunun sonucunda ekonomi  bu yönle ‘de olumsuz olarak etkilenmekte taksitler artık ödenmeyecek hale gelmekte  Devletimiz tahsilat yönünden mahrum kalmaktadır Devletin, genel refah seviyesinin arttırılması, eğitim-sağlık hizmetlerinin verilmesi, güvenliğin sağlanması gibi çeşitli kamusal hizmetlerin sunulmasında en önemli finans kaynağı olan vergi gelirlerinin sağlıklı bir şekilde tahsil edilmesine bağlıdır.

Yasa da belirtilen tarihte ödemediği takdirde matrah artırımının kaldırılacağı yönünde Mükelleflere bildirimde bulunulması gerekirken, Mükelleflere bu yönde bir bildirimde bulunulmadan taksitlerden birinin veya bir kaçının  yasada belirtilen sürede ödemediğinden bahisle matrah artırımının kaldırılması yönünde tesis edilen işlemlerde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmamaktadır birebir emsal teşkil eden yargı kararlarında bu şekilde tespitlere yer verilmiştir.

Hiç Şüphesiz ‘ki 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun(7143 sayılı Kanun) kapsadığı yapılandırma konusuna giren borç türleri dikkate alındığında vergi affından ziyade mali af niteliğinde olup  bir vergi türünün bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde mükellefler üçüncü ihlale konu verginin vadesinin rastladığı ayın sonuna kadar (bu tarih dâhil) ödedikleri taksitler için Kanun hükmünden yararlanacak bu tarihten sonra ise Kanun kapsamında ödeme haklarını kaybedeceklerdir ancak kanun maddesinde yer alan mükelleflerin çok zor durumda bulunmaları (6183 sayılı Kanunun 48’inci maddesine göre) nedeniyle borçlarını vadesinde ödeyememeleri hali Kanunun ihlal nedeni sayılmamıştır.

Ekonomimiz dış güçlerin haksız ve adaletsiz bilinçli baskılarıyla 5yılda bir kısmi 10 yılda bir ağır krizlerle baş etmek zorunda bırakılmıştır bundan dolayı ister istemez ticari işletmelerin büyük bir bölümü çok zor durumda kalmıştır .

ÖNERİMİZ; 7143 SAYILI KANUNLA İLGİLİ YUKARIDA YER VERDİĞİMİZ AÇIKLAMALARIN GÖZ ÖNÜNE ALINMASI VE KAMU  OYUNDA ÇOKÇA YER ALAN TALEPLER KARŞILIĞINDA BİR DÜZENLEME YAPILMASI HALİNDE KANUNDAN YARARLANIP YAPILANDIRMA VE MATRAH ARTTIRIMINDA BULANAN MÜKELLEFLERE BİR HAK TANINMASI GEREKTİĞİ YÖNÜNDEDİR .                                                                                                                                        

                                                                                                                                                               

Yorumlar