Geçen yılın başında kaleme aldığım “Sanal Dünyanın Peygamberi Kim Olacak?” başlıklı makalemde, “Yüce Allah her aleme peygamber göndermiş ise sanal aleme de bir peygamber gönderecek mi?” sorusunu sormuştum. Geldiğimiz noktada sanal aleme birçok peygamber gelmiş durumda. ABD’den Rusya’ya, İsviçre’den Hind’e birçok ülkede mucizeler, Mesih ya da Mehdi inancının bakış açısını ihtiva eden filmler ve diziler vizyona girdi bazıları ise hazırlanıyor.

Bunlardan özellikle Netflix’in yayımladığı iki yapım dünya gündemine düştü ve çok ses getirdi. Birincisi Hz. İsa’yı eşcinsel bir karakter olarak gösterdiği gerekçesiyle tepki toplayan “The First Temptation of Christ” (Mesih’in ilk Günahı) adlı komedi filmiydi. İkincisi ise İran’ın Kudüs Tugayları komutanı Kasım Süleymânî’nin öldürüldüğü gün vizyona giren “Messiah/Mesih” adlı diziydi. Tabi bir de bunlardan birkaç yıl önce yayıma sokulan “I pet Goat” adlı animasyonu da hatırlatmak gerekir çünkü dinî ve siyasî simgeler havada uçuşuyordu. Bu animasyonun sonunda Hz. İsa yol aldıkça karanlık çekilmeye başlıyordu. 7 dakikalık animasyonun 4 yılda hazırlanması da yapımcıların sıradan kaygılarının olmadığının göstergesiydi.

Ruhçuluğun, sembolizmin, ezoterizmin, paganizmin, doğu ve batı mistisizminin ve new age dinlerin etkilerinin görüldüğü diziler, filmler ve animasyonlar sanal alemi kuşatmış durumda. Herkesin merak ettiği gibi; mucizeler, mehdiler ve mesihlerin işgal ettiği sanal alem, gerçek dünyamıza da sirayet edecek mi? Herkesin kendi mehdi ve mesih inançları doğrultusunda yayımladığı diziler ve filmler yeni neslin bilinçaltını nasıl etkileyecek? Batı, “Messiah” dizisini neden kültürel bir fenomen olarak ortaya attı? Bu kadar girift olan “Mesih” dizisinin senaristliğini yapan Avustralyalı senarist ve film yönetmeni Michael Petroni hakikaten bunu tek başına yazmış olabilir mi? Bu kurguyu yapacak arka plana sahip mi? Tüm bu ve benzeri soruların cevabını önümüzdeki yıllarda birlikte göreceğiz...

Elbette dizinin kurgusu ve sinematografik öğeleri çok başarılı. İbrahimî dinlerden öğeler taşıyan dizide, New Age dinler daha çok öne çıkarılıyor. Kutsal kitaplar yok, ibadetler yok, yani kısacası dinî ritüellere sanal Mesih’in hayatında hiç yer verilmiyor. Hatta dizinin bir bölümünde Mesih’e, “Müslüman isen neden namaz kılmıyorsun” diye soruluyor. O da “biz herkesle yürürüz” diyor. Yani bizi ibadetler ilgilendirmez demek istiyor. Çünkü sürekli odaya kapanmak ve uzanıp düşünmek teşvik ediliyor. Dizide İranlıların beklediği Mehdi ile Hristiyanların Mesih’i aynîleştiriliyor. Ayrıca salt imanı önceleyen bir protestan ahlakı da öne çıkarılıyor.

Korkunç bir şekilde gizemin oluşturulduğu dizide, sembolizmin ve ezoterizmin yanı sıra masonluğun izlerini de görmek mümkün. Sosyal, dinî ve siyasî kavramların havada uçuştuğu dizinin önümüzdeki yıllarda dünyanın birçok yerinde Mehdi ve Mesih inancını tetikleyeceğini düşünüyorum. Zaten dünyanın birçok yerinde kendini Mehdi veya Mesih ilan eden yüzlerce kişiden bahsediliyor. Bu hem sanal dünyada hem de yaşadığımız dünyada Mehdiler ve Mesihler savaşının önünü açacak. Dizide önemli bir diğer nokta, Mesih, Müslümanları Kudüs’e ve Hıristiyanları Washington’a yönlendiriyor...

İbrahimî dinlerde Mesih’in Şam’a ineceği belirtiliyor. Zira bundandır ki, dizide Mesih ilk olarak Şam’daki kaosun ortasında ortaya çıkıyor ve bir mucize ile bölgeyi kaosa sürükleyen terörist DAİŞ mensuplarını yeniyor ve sonra binlerce kişiyi peşine takıp Kudüs’e doğru yola çıkıyor. Dizide Mesih İranlı bir Yahudi’nin oğlu ama Sünnîleri peşinden sürükleyen biri olarak yansıtılıyor. ABD’de bir üniversitede Şiilik dersinin verildiği sınıfta Saddam, Sünnîlerin lideri olarak takdim ediliyor. ABD’nin İsrail’i korumaya mecbur olduğu ifade edilen dizide, İsrailliler kendilerini korumaya çalışanlar; Filistinliler ise birbirlerini öldürmeye çalışan ahmaklar gibi gösteriliyor.

Hâsılıkelam, dizinin sinematografik öğeleri ve prodüksiyonu harika olabilir, içerik olarak aşırı sembolizm ve gizem taşıyor ve sanal alemdeki insanların akıllarını karıştırmayı amaçladığı bariz bir şekilde görünüyor. İslam’ın tahrif edildiği dizide, yeni bir din teşvik ediliyor. “Ritüeller önemli değil sadece düşün, mucizeler yaratırsın” algısı oluşturuluyor. Müslümanlara göre bu dizideki Mesih, mesih kılığındaki Deccal’dir. Yani Mesih-i Deccal. Öte yandan, dizide Amerikalı siyaset bilimci Samuel P. Huntington’un 90’lı yıllarda çok tartışılan “Medeniyetler Çatışması”na vurgu yapması, dizinin politik bir hedefinin olduğunu ortaya koyuyor. Bakalım önümüzdeki günlerde Mesih ve Mehdilerin sayısında artış olacak mı?!

Yorumlar