900 Defa Okundu

Vasat bir dil, vasat bir yaşam, vasat bir tarz, vasat bir duruş vasata yolculuk yani. Yani makul olana, masum olana, makbul olana dair ne varsa kuşanmak, yakmadan, yıkmadan ama hakkın da hakkını vermek olana dair bir yolculuk.

Ezmeden, incitmeden, kırıp dökmeden, ötekileştirmeden ve taraf olunanın sadece hak, hukuk ve adalet olana dair ince ama sızılı bir yolculuk.

Meşru olana ve meşruiyetini HAK’tan ve hakikatten alana, vasat olana dair kozmik bir gizem, gerçek bir etken ve edilgen olana dair bir hakikat yolculuğudur vasat.

Öfke nöbetlerine dair primsiz, insanı önceleyenlerle duygudaş, hakikate sadık bir köle gibi, iç dünyasında ki hükümranlığının farkındalığından hareketle vasata saygı ve o ruh ile vasata yolculuk.

Kalbi, kanını boğazına pompalayanlarla değil, böylesi bir ruh haliyle hiç değil, bilinçli, dingin ama aynı zaman da devrimci bir şuur ile vasat olana dair bir yolculuk.

Elemler, ıstıraplar, sancılar ve kıvranışları bile isteye üstlenmiş canlı bir şuur ve bu bilinç ile hakikatin giydiği elbisedir vasat olana yolculuk.

Kimi zaman tatlı, kimi zaman sert ama vasat tadın da bir serzeniş. Tahrikten uzak ama dikkat çekmeyi de görev edinmiş bir bilincin seyir halidir vasata yolculuk.

Zangoçlarından uzak bir İslami şuur, istismarcısından beri bir insani merkezcilik, obezlerinden müstağni bir siyasi kuşanım, kendisine iğne batırmaktan çekinmeyen bir empati bilinciyle yola revan olmak demektir vasat…

Hala bir stayjer olduğu bilincinde bir tevazu, mesnetsiz ukalaya prim vermeyecek bir vakar, küstah bir kimliğe geçit vermeyecek kadar özgüvenli olmak demektir vasata dair yolculuk.

Uhrevi bir koku ve korku, insani bir insicam, hukuki ve adil olmaktan inançla dem vuran bir bilincin seyrü sefer halidir vasata yolculuk.

Seçkin sınıfın boş ve anlamsız vızıltısından farsah fersah uzak, şato ve villa bozutundan çıkan homurtulardan beri ve bu bozuntulardan dışarı sızan insan müsveddelerinden ari bir serencamdır vasata yolculuk.

Muhip bir anlayışın hâkim olduğu bir yol seyri, aksine kök söktürecek bir sütre, boğuk, yılgın ve asabi bir ses tonu ve sahibi ile kesişmesi mümkün olmayan bir yola çıkıştır vasat…

Tahta kurusu misali insan ömrü yiyenlerden ırak, çıkılan yolun verdiği tadın bilincinde ve istenilen hedefe varmak için samimiyetle yola revam olmak demektir vasat.

Bir şakül, bir terazi hassasiyeti ile her taşın anlam ve öneminin farkında, bir taşın çekildiği an da tüm yapının harab olacağını bilen bir usta işçiliğinde yola çıkmaktır vasat.

Rengi ve benzi atmış, umutsuz, çökmüş ve kurumuş ruh ve bedenlere hayat vermek ve bir vaha niyetiyle ilmek ilmek işlemektir vasata dair yola çıkmak.

Kederli bir iş, kederli bir yol, kederli bir görev ve kederin kendisine talip olmak demektir vasata dair yol.

Bütün tekinsizliklerin karşısında durmak, inanç ve güvene dair taşların örüntüsüne talip olmak, bütün çirkinliklerin üzerini sıvarken, göz ve gönül hoşnutluğunda estetik bir serencamdır vasata yolculuk.

Issız, çorak, verimsiz, kasvetli ve ruh tırmalayan tüm geniş ve patika yolları tıkamak, yeşille bezeli aydınlık bir yol açmak demektir vasata dair yol almak.

Zamansız bir zaman da zamansızlığın kendisine talip olmak, zamanı yaşanılır ve anlamlı kılmak adına bir heba edilmek ve edilmeyi göze alabilmek demektir vasata dair yolculuk.

VASAT olarak yola çıkarken, yazamadığımız daha nice vasatın özelliklerinin bilincinde bir ruh, inanmış ve adanmış bir bilinç, içten ve samimi bir yola çıkıştır bizimkisi.

Tek kuruş etmezlerin yol ve yaşam havuzuna bıraktıkları iğreti dokunuş, koku ve tortuları temizlemektir vasat ve gelecek nesillerin engin, zarif, estetik, bağışlayan, kabullenen, Tanrıyı oynamanın Tanrısal emirleri dayatmak demek olduğunu sıradanlaştırmış bir bilincin yediden yetmişe sirayet ettiği bir tırmanıştır vasata yolculuk.

Hayli zaman oldu...

Muvaffakiyet Allah’ındır…

Yorumlar