72512 Defa Okundu

Türkiye’nin yaşadığı derin ekonomik kriz nedeniyle evine ekmek götüremeyen insanlar var. Markete, pazara giden vatandaşlar fahiş fiyatlar nedeniyle eli boş dönüyor. Kriz, dar gelirli vatandaşları daha da yoksul hale getiriyor.

Ve “tencere muhalefeti, AK Parti'yi iktidardan edecek gibi görünüyor.”

Halk çaresiz; ancak iktidar bu çaresizlikle yüzleşmekten korkuyor!

Yüzleşirse neyle karşılaşacak?

AK Parti’den önce olmayan, Ak Parti ile var olmaya başlayan bazı şeyler var...

Gelin bunları hatırlayalım;

Mesela AK Parti öncesinde her ilimizde ilahiyat fakültesi yoktu. AK Parti her ile üniversite açtığı gibi her üniversiteye de bir ilahiyat fakültesi kurdu.

Bunca ilahiyat fakültesi ve bu fakülteleri dolduran binlerce öğrenciye rağmen toplumdaki ahlaki yozlaşmayı nasıl izah etmeliyiz?

Konumuz Ak Parti’den önce ne var ne yok meselesiydi ya;

İşte Anadolu’nun dört bir yanında açılan ilahiyat fakülteleri sayesinde yüzde 99 olan Müslüman nispeti yüzde 90’ların altına indi.

Gençlik hızla İslam'dan uzaklaşıyor, deizm gençliğimizin girdabı oluyor.

Bu ülkede gelinen nokta sadece çaresiz insanlar meselesi değildir; ayrıca itikadından şüphe etmeye başlayanlar da çoğaldı.

Bunun vebali yetmez mi?

Ekonomik sorunlar bir şekilde düzeltilir, rızkın kefili Allah'tır; ama ya ahlaki yozlaşmayı, itikadı sapkınlığı nasıl düzelteceğiz?

15 Temmuz darbe teşebbüsüyle zannettik ki, dinlerarası diyalog safsatası dürülüp çöpe atıldı.

Ne gezer?

Bir taraftan pahalılık ve alım güçlüğü halkımızı sarsarken, diğer taraftan tekrar dinlerarası diyalog süreci ısıtılarak tedavüle sürülmeye çalışılıyor.

Vatandaşımız “çöplüklerden ekmek topluyorum. Çöplükten ekmek toplamak ayıp mı?” diyor.

Biz de soruyoruz;

Bu milletin fertlerini çöplükten ekmek toplamaya mecbur edenler bunun hesabını elbette verecekler/vermeliler sandıkta!

Bu milletin fertleri çöplükten ekmek toplarken bir ilimizin Ak Parti gençlik kolları cümbüşlü sahur programı yapıyor.

Vur patlasın-çal oynasın gırla gidiyor. Bu aynı zamanda ahlaki boşluğunda resmi değil midir?

Bir zihnî yapı, halktan bu kadar kopuk olur mu/olabilir mi?

Teyzelerimiz “markete gitmeye korkuyoruz” diyorlar.

Marketler halkımız için kâbus haline geldi?

Şunu anlamak mümkün: Gerek pandemi ve gerekse dünyadaki ekonomik krizden ülkemizin etkilenmesi meselesi doğrudur; ama cümbüşlü sahur neyin nesi?

Zaman zaman her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de krizler olabiliyor/olabilmektedir.

Bizce çözüm şöyle olmalıdır, sırasıyla:

Karakterli, nitelikli insan-üretim ve paylaşım.

Bu sıraya dikkat edilmelidir.

Karakterli insan teşekkül etmemişse üretiminiz hiçbir işe yaramaz.

Karakterli insanda helal-haram hassasiyeti vardır. Karakterli olmanın birinci şartı budur.

Sistem adeta hırsız üretiyor. Bunca imam-hatip ve ilahiyat fakültesi buna engel olamıyor!

İstisnaları tenzih ederiz; ama gerçek bu!

Domuz etinin “kasaplık” et olarak satıldığı bir ülkede haram-helal hassasiyeti nasıl oluşacak?

Hatırlayın 2006’da domuz eti “kasaplık” et haline getirilmişti ve domuz kasaplarda.

Emin olduğunuz kasaptan alış veriş yapın, benden söylemesi...

Bir taraftan domuz etini “kasaplık” et haline getiriyorsunuz, diğer taraftan faize “nas” diyerek karşı çıkıyorsunuz”.

Ardından “karşı çıktığınız” faiz, kur korumalı mevduatla teşvik ediliyor.

Daha vahimi kur korumalı mevduatla sadece faizi teşvik etmekle kalmıyorsunuz, ayrıca çöplükten ekmek toplayanların vergisinden alarak zenginleri daha zengin ediyorsunuz.

Ak Parti iktidarı açmazlar girdabında, halkı da beraberinde sürüklüyor; ama tencere muhalefeti etkin bir şekilde sahaya çıktı!

Vesselam...

Yorumlar