20 °c

Türkiye'nin NATO'dan ayrılması artık masada

Latin ülkeleri, Asya ve Arap ülkeleri başta olmak üzere, dünyanın birçok yerinden Orta Doğu'daki durumla ilgili her gün çok sayıda mesaj almaktayım.  Mesajların içeriğine değinecek olursak, Türkiye'nin artık Orta Doğu'daki duruma dur demesi gerektiğini; ABD, İsrail, İran ve Rusya'nın karşısında durabilecek tek ülke olduğunu ve bazı ülkelerle ortak bir birlik kurup doğu ve batı bloklarına karşı üçüncü bir topluluk kurulması gerektiğini söyleyip, şu an Türkiye tarafında böyle bir gelişme olup olmadığını soruyorlar. Ayrıca Arap Dünyasından insanlar ise, Müslüman birliği oluşturulup etkin bir şekilde kullanılması gerektiğini anlatıyorlar. Şöyle bir düşündüm, İran'ı bir köşeye atarsak, Müslüman ülkeler birlik olursa gerçekten çok iyi işler yapabiliriz. Türkiye, Pakistan, Bangladeş, Endonezya, Katar, Malezya, Azerbaycan, Suudi Arabistan, Cezayir, Birleşmiş Arap emirlikleri ve diğerleri derken çok büyük bir askeri potansiyel çıkıyor. Buna rağmen, doğu ve batı bloklar arasında askeri pazarlıklar yapılmasını hiç doğru bulmuyorum. Zaman zaman görüyoruz; Arabistan,  Amerikan yapımı savaş ürünleriyle Amerika'ya meydan okuyup, 'Bizim işlerimize karışma' gibisinden söylemlerde bulunmaktadır. Bunu çok yersiz bulmaktayım, kendi aramızda birlik olsaydık şimdiye dek Orta Doğu'ya çoktan huzur gelmişti. Artık bir adım atılması gerektiğini düşünüyorum. 'İslam Ordusu' sadece fiili olarak kalmamalı, aktif bir şekilde faaliyet de yürütmeli...

                       

              *  *  *

 

Aldığım duyumlara göre, Türkiye'nin Nato'dan ayrılması artık masada. İncirliğin darbede aktif bir şekilde kullanılması, Avrupa'nın ayrılıkçı tavırları ve Türkiye'deki üslerin İslam Coğrafyası üzerindeki kanlı politikaları üzerine ayrılığın Ankara'daki seçenekler arasında yer alması beni hiç de şaşırtmıyor. Ne yazık ki her daim ilk hamleyi karşı taraftan bekliyoruz. En somut örneği, Avrupa Birliği. Senelerdir girebilmek için çabaladığımız Avrupa'nın bize karşı 'sevme ama kaybetme' politikası yürüttüğünün farkında olmamıza rağmen birilerinin yaptığı gibi kriz çıkartma yanlısı olmadık, hep bulunduğumuz noktada bekledik. Mültecilere yardım hikayeleri, diktatör Erdoğan söylemleri ve bakanlarımızı kendi topraklarımızdan atma hadiseleri derken artık beklediğimiz yerde durmamamız gerekiyordu. NATO'da da olası bir krizde Türkiye gerekeni yapacaktır diye umuyorum. NATO'nun bugünlerde tepindiği tavır ortada. Türkiye'nin buna daha fazla tahammül edeceğini sanmıyorum. Tabii NATO'nun Türkiye'yi kaybetmek istemediği de aşikâr. Bilinmeli ki, Türkiye artık eskisi gibi değil, dış güçlerin güdümünden çıktı. Rusya'nın doğu blok hattı ve Amerika'nın başını çektiği batı blok hattının güvensizliği artık iyice ortada. Bizi savaşa sokup da sonrasında ortada bırakan Almanya gibi olacakları kesin. Biz bir olmalıyız, elin art düşünceli güruhlarına güvenmemeliyiz. Şimdi birileri, Araplar, zamanında İngiliz fitnesine kanıp bize karşı cephe almadı mı, diyeceklerdir. Mekke Şerifi Hüseyin'in İngilizlerle anlaşıp bize karşı cephe aldığı doğrudur fakat bu hadise 'bütün Araplar öyledir' anlamına gelmemeli. O dönemler İngiliz güdümündeki Hrıstiyan Araplar daha güçlüydü. Filistinli, Libyalı, Yemenli, Mısırlı, kısacası bütün Sünni Müslüman Araplar bizimleydi. Bu fitneye kanmak, en büyük fitnecilik olur kanımca...

       

            *  *  *

 

Eminim ki, Erdoğan da Nato yerine yeni bir birlik temenni ediyor. Muhtemelen bu sebeple, İslam Orduları'nı önemsemektedir. Geçtiğimiz günlerde Körfez ülkelerini ziyaret sebeplerinden biri de bu. Daha aktif bir askeri işbirliği planlanmaktadır. Hatırlatırım, Hulusi Akar'ı ve Hakan Fidanı'da sürekli yanında götürüyor. Bu demek oluyor ki, yeni askeri alternatif arayışlar söz konusu. Rus başkan Vladimir Jirinovski de Erdoğan'ın kendisine Türkiye'nin Nato'dan ayrılabileceğini söylemişti. Cidden artık alternatif bulunup ayrılmak gerekli diye düşünüyorum. Türkiye aleyhine söylenenler ortada, böyle bir durumda Türkiye'yi onların kovması çok onur kırıcı olur. Arkaplanda Alternatif arayışlar ve savunma alanındaki güçlenmeler çok hızlı bir şekilde yürüyorsa bu hem ülkemiz için hem de Orta Doğu halkları için çok iyi bir sonuç olur. Umarım, el birliği ile doğu ve batı bloklarına karşı yeni bir birlik ortaya çıkar ve coğrafyamızdaki zalim oyunlar yüzlerine bulaşır...

 

          *  *  *

 

Tümgeneral rütbeli İdris Aksoy’un 15 temmuz ve 16 temmuzda Amerika ve İngiltere'deki bazı numaralarla defalarca konuşması Amerika, İngiliz, İsrail ittifak üçgeninin senelerdir süregelen bir söylentiden ibaret olmadığını teyit etmiş oldu. İşin ilginç yanı, 1206 telefon kodlu Seattle şehrine yönelik çok yoğun görüşmeler yapılmış. Seattle şehri Kanada'ya yaklaşık iki saatlik araba yolculuğu kadar yakın mesafede. Bu da akıllara şunu getiriyor, olası duruma karşı Kanada'ya geçilmesi planlanmış. Malûm Kanada'ya geçmek hiç de zor değil. Batı ittifakının ne denli olumsuz olduğu ortada. Doğu ittifaka bakarsak, zalimce kimyasal saldırılarına rağmen, Esad'ın kendileri tarafından korunduğunu görüyoruz. Bu bile doğu bloğunun ne denli art niyetli olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu yüzden, artık yeni bir aktif birlik kurulsun diyorum...

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.