3180 Defa Okundu

Doğu Akdeniz’e hakim olmak isteyenler 16.yüzyıldan beridir şunu iyi bilir ki, Cezayir, Tunus , Fas, Moritanya ve Libya’da gönülleri Feth etmeden, mazlumların yanında olmadan, Akdeniz’de kurulacak tüm hayaller bir beyhudelikten öteye geçmeyecektir! Ve bugün, Mağribin kalbinde dünyadaki sömürgeci devletlere meydan okuyan Türkiye, Mazlumları müdafaa ve sömürgecilerin yüzyıllar boyunca süren hakimiyetlerini sonlandırmak adına, bölgede Libya halkıyla omuz omuza mücadele vermektedir.    

Aziz ve muhlisâne okurlarım.”Türkiye'nin İleri Savunma Hattı: LİBYA” adlı bu yazımda sizlere, Türkiye’nin 109 yıl sonra Mağrib havzasına intikaline sebebiyet veren Libya’daki kronolojik süreçten ve akabinde Türkiye ile Libya arasında yapılan Akdeniz'de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatın ehemmiyetinden bahsedeceğim. Yazımızın sonunda da imzalanan mutabakat evraklarını ilgilerinize sunacağım. İyi okumalar Dilerim.       

Osmanlı tarihinde, Mağrib havzası diye anılan bölgede (394 yıl Libya, 308 yıl Tunus, 313 yıl Cezayir, 272 yıl Fas, 250 yıl Moritanya) büyük bir bağlılıkla Devlet-i ‘Aliyye’nin himayesinde kalmış köklü ve kadim topraklardır. Mağrib’te Osmanlı hakimiyetinin sonra ermesiyle gerek Jeopolitik konumu, gerekse petrol/doğalgaz zenginlikleri mağribi adeta bir hedef haline getirmiştir.   



SÖMÜRGECİLERİN HEDEFİNDEKİ “LİBYA”

Son günlerde medyada adını sıkça duyduğumuz Mağribin incilerinden biri olan Libya’ya baktığımızda 394 yıllık Osmanlı hâkimiyetinin getirmiş olduğu, Türk milletine karşı duyulan o derin bağların kurulduğu,  İslami bir ihvan (kardeşlik) idrakinin yüreklerde hissedildiği kadim bir memleketle karşılaşmaktayız.  


Ülkedeki Sosyo-kültürel ve politik faktörlere baktığımızda, Libya’da aşiret yapıları toplumun temelini oluşturmaktadır.  Bu temel hakimiyetin yakın süreçteki en büyük örneklerinden biri de  “2011 senesinde rejim karşıtı gösterilerin başlaması ve sonrasında çıkan çatışmalar sonunda Kaddafi iktidarının devrilmesiyle kurulmaya çalışılan sistem içerisinde de yine ülkedeki aşiretlerin  belirleyici bir unsur olarak karşımıza çıktığını görmekteyiz. “         

 

Dünya Petrol rezervlerinde 8.sırada olan Libya, bölgedeki en büyük petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip ülkelerden biridir..Ülke petrol rezervi yaklaşık 48,36 milyar varildir. Dünya petrol ihtiyacının %18.53’ü (OPEC-2019b verilerine istinaden) Libya tarafından karşılanmaktadır!       

Bu sebeple Libya petrolleri, Fransız Total, İngiliz BP, Exxon Mobil, İtalyan ENI, Rus Rosneft gibi firmalar için de vazgeçilmez bir kaynaktır.        

Bunun yanı sıra  Libya konum itibariyle de bilhassa İtalya üzerinden Avrupa’ya açılan diğer taraftan Afrika’ya lojistik  geçişi konusunda coğrafi bir kapıdır. Hem petrol, hem de böylesine coğrafi bir konumda olmak Libya’yı Sömürgeci batılı devletlerin hedefi haline getirmiştir. Libya üzerinde emellerini gerçekleştirmek isteyen sömürgeciler tarafından bölge daimi olarak istikrarsızlaştırılmak istenmiştir.

CIA’in KORUDUĞU VATAN HAİNİ “KUKLA GENERAL” 

Peki kim bu sömürgeciler ve Libya’yı istikrarsızlaştırmayı nasıl başarıyorlar. Bunu anlamak için, sömürgecilerin sahada kullandıkları kukla general Hafter’e göz atmamız gerekir. Kaddafi'nin silah arkadaşı. Kaddafi’nin yükseliş döneminden, çöküş dönemine kadar olan tüm sürecine şahitlik etmiş bir isimdir Hafter. Hatta Kaddafi’yi Libya’da iktidara taşıyan darbe sürecinde bizzat darbeci ekibin içerisinde aktif rol oynamış bir kişi.     



1987'de Libya - Çad savaşında 400'e yakın askerle birlikte Çad'a esir düşmüştü, bu esirlik sonucunda Libya'nın o gün ki lideri kaddafi tarafından Vatan Haini ilan edilen general Hafter CIA ekipleri tarafından yapılan bir operasyonla Amerika’ya kaçırılarak Virginia eyaletindeki CIA karargahın hemen yakınına yerleştirilmiştir. Ve Amerikan Gizli Servisinin koruması altında tam 20 yıl Libya’daki terörizm faaliyetlerini uzaktan komuta etmiştir.     

Amerika’da geçen bu 20 yıllık kaçak hayatı boyunca kaddafi’nin yıkılması için CIA stratejilerinin sahada gerçekleştirilmesine katkı sağladı ve her türlü çalışmanın içerisine dahil oldu. Tüm bunlar yaşanırken bölgede Mısır, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri, Kaddafi’nin 2011 itibariyle devrilmesiyle Güney Libya’ya devasa miktarlarda ağır silah ve paralı asker göndermeye devam ediyordu.        

Kimse Güney Libya’nın neden askeri bir cephaneliğe çevrildiğine bir anlam veremezken, General Hafter’in uçağının Libya’ya iniş yapmasıyla taşlar yerine oturdu. Hafter Libya’ya iner inmez ilk iş icraat olarak CIA talimatları doğrultusunda, Libya'nın resmi hükümetine Güney Libya’daki taraftarlarıyla birlikte savaş açtı. Hafter halen dünyadaki sömürgeci devletlerin yardım ve destekleriyle Bölgedeki CIA politikalarını gerçekleştirmek adına masum Libya halkının kanını dökmeye ve savaş suçları işlemeye devam ediyor.  

LİBYA OLAYLARININ KRONOLOJİSİ  

1969 yılında Muammer Kaddafi’yi iktidara taşıyan askeri darbe ile 42 yıl süren bir Kaddafi İktidarı bizleri karşılıyordu. Fakat ne var ki, 2011 Arap baharı ile 42 yıllık bu hakimiyet yerini General Hafter öncülüğünde bir iç savaş ve kaosa bırakmıştır.

23 Ağustos 2011 günü Trablus'un düşmesiyle Kaddafi rejimi artık resmi olarak yoktu.
 
2012 yılında Bingazi’deki Amerikan konsolosluğunun basılması ile artan kaos ortamı

2014 yılına geldiğimizde BM destekli seçimlerin ardından kurulan Libya Genel Ulusal Kongresi’nin görev süresi dolduktan sonra kendisini lağvetmeyi reddederek yetkisini tek taraflı uzatmasının ardından başlayan protestolar         

Darbeci Hafter’in Libya Genel Ulusal Konseyi’nin lağvedildiğini açıklaması ve Libya halkına ayaklanma çağrısı yapması gibi gelişmeler sonrasında,    

2014 yılı Temmuz ayına geldiğimizde Libya’da faaliyet gösteren 1500’ün üzerinde silahlı grupla karşılaşıyoruz.         

 2016 yılı Ocak ayına geldiğimizde Birleşmiş Milletler, geçici bir Libya hükümetinin kurulduğunu açıkladı. Fakat ne Tobruk ne de Trablus merkezli meclisler bu geçici hükümeti tanımadı.

2016 yılı Eylül ayında, Darbeci Hafter’e bağlı Libya Ulusal Ordusu ülkedeki önemli petrol tesislerini ele geçirerek ve Deaş’ı Bingazi’den çıkararak hem dünyaya Deaş’la mücadele ediyorum izlenimi vermiş, hem de petrol bölgelerini istilasından kaynaklı ülkedeki ekonomik hakimiyetini artırdı.  

2018 yılı itibariyle artan çatışmalar nedeniyle BM destekli Libya hükümeti Trablus’ta olağanüstü hal ilan etti.    

2019 yılına geldiğimizde ülkedeki gücünü artıran darbeci Hafter ve Ordusu Trablus’a doğru ilerlemeye başlayınca ipler koptu. Libya’nın meşru yönetimi olarak bilinen “Ulusal Birlik Hükümeti” bu ilerleyişi durdurmak üzere Fransa, Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya’nın arkasında olup destek verdiği darbeci Hafter’e karşı, Libya halkını savunmak üzere silahlı bir karşı mücadele başlattı.

KARADAKİ SAVAŞ, DENİZ SINIRLARINI BELİRLEYECEK!

Libya’da bu gelişmeler olurken, Doğu Akdeniz’de günden güne kaynamaya devam ediyordu. Doğu Akdeniz’e petrol ve doğalgaz aramak için gelen birçok ülke, Doğu Akdeniz’i kendi mülkiyetleriymişçesine yağma etmeye yeltendiler. Doğu Akdeniz’de 2000'li yıllardan bu yana Türkiye'ye ve Libya Devletine dayatılmak istenen bir ihanet haritası var. 


Avrupa Birliği oluşturduğu bu ihanet haritalarıyla, Doğu Akdeniz’de Türkiye'nin hakkı olan 200.000 km² ‘ ye yakın bir alanı ve Libya Devletine ait 39.000 km²’lik bir alanı hukuksuz bir şekilde iki devletin elinden almak istiyordu.      

Türkiye Libya ile anlaşarak, bu ihanet anlaşmasını bozdu ve denizlerde sınırlarını bizzat çizerek bunu birleşmiş milletlere deklare etmek suretiyle, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın uygulayacağı bu gasp planını ortadan kaldırmış oldu.     

Türkiye ve Libya arasında yapılan anlaşmalarda Libya Devletinin hakkı olan 39.000 km² ‘lik alanda resmi olarak Libya sınırlarına dahil edilmiş oldu. Akdeniz’in en uzun kıyılarına sahip Türkiye ve Libya Doğu Akdeniz’de haklarının gasp edilmesinin önüne geçerek, deniz sınırlarının adil, eşit ve uluslararası hukuka uygun olmasını sağladı. Böylece anlaşma sınırları dahilindeki alanda bulunması muhtemel enerji kaynaklarının iki ülkenin menfaatleri doğrultusunda ortak faydalanılması hususunda hem fikir olundu.    

LİBYA’DA SÖMÜRGECİLER İÇİN YOLUN SONU GÖZÜKTÜ! 

Hamdolsun Türkiye’nin yardım ve destekleriyle Libya’daki bu oyun bozuldu ve Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ülkedeki her cephede, Darbeci Hafter kuvvetlerini bozguna uğratmaya devam ediyor. Rusya ve BAE’nin gönderdiği yeni nesil harp teçhizatları Türk SİHA'larımız tarafından hurda haline getirildi.      

Sadece 4 gün içinde Hafter'in hava sahasını koruyan 1 adedinin piyasa değeri 15 milyon dolar olan 9 adet pantsir hava savunma sistemi Türk Sihalarımız tarafından İmha edildi. Ve Hafter’in Hava Savunması Çökertildi. Türkiye’nin Libya’daki başarısı Dünya Basınında da geniş yer buldu.   

SÖMÜRMEYE DEĞİL!  BİRLİK OLMAYA GELDİK ! 

Yazıma son vermeden evvel Libya meselesiyle ilgili kamuoyumuzda yürütülen bazı yanlış ifadeleri de düzeltmek istiyorum. Ülkemizdeki birçok gazeteci ve uzman Türkiye’nin Libya politikasını tamamen “Libya petrolleri ve doğalgaz kaynakları üzerine kurmuşuz” gibi yanlış değerlendirmelerde bulunmaktadır. Ne Osmanlı İmparatorluğu nede Türkiye Devleti tarih boyunca hiçbir zaman sömürgeci olmamıştır. Aksine dünde bugünde sömürgeciliğe karşı durmuş ve zulme uğrayan, haksızlığa uğrayan tüm mazlumların daima yanında olmuştur. Türkiye’nin bugün ki Akdeniz Politikasını anlamak isteyenler önce  

(Fas’ta ABDÜLKERÎM el-HATTÂBÎ’nin Cezayir’de ABDÜLKĀDİR el-CEZÂİRÎ’nin ve Libya’da ÖMER el-MUHTÂR’ın mücadelesini anlamak ve idrak etmek durumundadır.)

Ne Libya’yı nede Mağrib’i Batının karanlık ellerine bırak-ma-ya-cağız! 

Saygı ve Hürmetlerimle    
         
Muhammed Yasir YAMAN

 

Yorumlar