Türkiye daha hızlı büyüyecek

Türkiye daha hızlı büyüyecek

Türkiye referandum sınavını başarıyla atlattı. Yüzde 85 gibi yüksek bir katılımın olduğu referandumda anayasa değişikliği yüzde 51.4’lük “evet” oyu ile halk tarafından da onaylandı.

Türkiye’de sistemin değişmesini sağlayan bu önemli adımın olumlu yansımalarını ilk seçimden itibaren net bir şekilde göreceğiz.

Nitekim, 12 Eylül 1980’den günümüze yapılan değişikliklerle tam bir yamalı bohçaya dönüşen parlamenter sistem, karar alma süreçlerinin önünü tıkıyordu.

Hele de 2007’de yapılan anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, iki başlılığı da beraberinde getirdi.

Bugün eğer iki başlılıktan doğan çatışmaları yaşamıyor isek bunun nedeni; hem cumhurbaşkanının, hem de başbakanın aynı partiden olmasıdır.

Eğer erken seçim gündeme gelmez ise, Türkiye 2019’da başkanlık sisteminin ilk seçimini yapacak.

Bu sistemin en büyük özelliği, ekonomik büyüme için olmazsa olmaz olan siyasi istikrarsızlığa son vermesidir.

Siyasi istikrara vurgu yapıyorum çünkü siyasi istikrar, ekonomik istikrarın ikiz kardeşidir. Siyasi istikrar, kalkınma, refah ve ekonomik büyümenin en önemli kaldıracadır.

Filmi geriye sarıp, geçmişe bir göz atalım: AK Parti dönemini ayrı tutarsak 90 yaşındaki cumhuriyetimizde toplam 61 hükümet kuruldu. Yuvarlak bir hesapla hükümetlerin ömrü 1.5 yılla sınırlı kaldı.

Oysa ABD’de ilk başkanın seçilmesinden bu yana 232 yılda 45 hükümet kuruldu. Yani siyasi istikrarın aksamadan devam etti ve ABD, bu sayede dünyanın ekonomi devi haline geldi…

Türkiye 1923-1938 döneminde yüzde 7.8’lik büyüme hızına ulaşırken, siyasi istikrarsızlığa neden olan koalisyon hükümetleri dönemlerinde büyüme yüzde 5’in üzerine çıkamadı. Tek parti hükümetleri döneminde ise yüzde 5'in altına inmedi.

Büyüme hızı, 1950-1960 yılları arasındaki DP’nin tek parti iktidarı döneminde ortalama yüzde 6.3’ya ulaşırken, bu oran 1965-1971 yılları arasındaki AP’nin tek parti hükümeti döneminde ortalama yüzde 6 oldu.

Büyüme oranı AK Parti’nin tek başına iktidar olduğu, küresel kriz öncesi 2002-2007 yılları arasında ise ortalama yüzde 6.8’e çıktı.

Oysa koalisyon hükümetlerinin iktidarda olduğu 1991-1994 döneminde büyüme hızı yüzde 2.7’ye gerilerken, 1995-1999 döneminde yüzde 4.2 oldu. 1999-2002 döneminde ise yüzde 1.2’ye düşerek dip yaptı.

Hem siyasi istikrarın sağlandığı, hem hızlı karar alma süreçlerinin yaşandığı, hem de bakanların seçilme kaygısı olmadığı için daha özgür hareket edebildiği başkanlık sistemi, Türkiye ekonomisine yeni bir dinamizm getirecek.

Yorumlar