1072 Defa Okundu

Hazret Sultan Yesevî’nin ‘Yeseviye’, ‘Yesevîlik’ gibi isimlerle anılan eğitim metodu, İslâm tasavvuf geleneğinin bir parçasıdır. Türkistan’da Yesi kenti merkezindeki maddî ölçülerle küçük olduğu asla söylenemeyecek, fakat asıl önemlisi mânâca çok muazzam olan Yesevîlik âsitânesi1 olan dergâhında eğittiği ve o zamanın bilinen dünyasının dört bir köşesine gönderdiği temsilcileri ile kısa sürede dünya tarihini etkileyecek bir manevî akım oluşturan kurucusu da bir tarîkat önderidir. Yesevî’nin insan, şair, düşünür, olarak tüm nitelikleri tasavvufî işlevi göz ardı edilerek anlaşılmaz ve kavranamaz. Yesevîlik bir tarîkat ve kurucusu olan Hazret Sultan Yesevî de tarîkat şeyhi olduğuna göre öncelikle Yesevîlik yolunun tasavvufî özellikleri anlaşılmalı ve açıklığa kavuşturulmalıdır. AhmedYesevî’nin kurduğu yol Yeseviye olarak bilinir öz Türk irfan geleneği içinde vücuda gelmiş bu yolun kurucusu Ahmed Yesevî, tarikattaki sülûk âdâbını, İslâm’ın zâhirî ve bâtıni kurallarını sistematik olarak mürşidiYusuf Hemedânî’den öğrenmiştir. Ahmed Yesevî, mürşidi ve hocası YusufHemedânî’yi ilim ve fazlıyla zühd ve takvasıyla kendisine örnek aldı. İslâm kurallarına bağlı, ehl-i sünnet dışı eğilimlere düşman Türk hükümdarlarının hüküm sürdüğü bir devirde Yesevî de, mürşidi gibi İslâmî ilimlerde büyük bir değer kazandı ve ilmi, zühd ve takvasıyla o kadar tanındı ki YusufHemedani yaşlılığında diğer üç arkadaşı ile beraber halifeliğe seçildi. Zahir ve batın ilimlerini tekmil eden Ahmed Yesevî “irşad postunun üçüncü sahibi” olacak şekilde mürşidiYusuf Hemedânî’nin hilafet makâmına yükselir. Ahmed Yesevî, Yusuf Hemedânî’nin ölümünden sonra Buhara’daki dergâhın sorumluluğunu üstlenen üçüncü halef olarak bir süre Buhara’da hizmete devam eder.Yesevî’ninBuharalı sûfîlere rehberlik ve Mâverâünnehir’deki irşad döneminin ne kadar sürdüğünü bilinmemekle beraber,- herhalde pek uzun olmadığını tahmin edilebilen bu devirden sonra- aldığı bir işarete binaen ve şeyhi Yusuf Hemedânî’nin vaktiyle verdiği bir işarete uyarak bütün müridleriNakşibendiyye tarîkatının yıldız isimlerinden olan dördüncü halife Hoca Abdul-Hâlık Gucduvânî’ye bırakarak doğru Türkistan’a, ata yurdu Yesi’ye döndü. Ahmed Yesevî bundan sonraki hayatında vefat tarihi olan 1166 yılına kadar Türkistan bozkırlarına ruh verecek olan irşad faaliyetini Yesi merkezli olarak sürdürecektir. Öncelikle Hazret Sultan Yesevî’nin ‘Pîr-i Türkistan’ ünvanının bir yakıştırma olmayıp tarihî kayıtlardan çıkarıldığını gösteren rivayeti arz etmek isterim: Ferîdüddîn Attar’ın Mantıku’t-Tayr kitabında “Pîr-i Türkistan” diye kastettiğiTürker’inefsanevi pîri de Ahmed Yesevî ’dir. Türkistan Pir’i, kendi halinden haber verdi de dedi ki: En fazla iki şeyi severim. Birisi Yörük kıratım, öbürü de oğlum! Oğlumun ölümünü haber alırsam bu haberi getirene hediye olarak atı bağışlayacağım. Çünkü görüyorum ki bu iki şey, canıma âdeta iki put gibi görünüyor! Mum gibi yanıp yakılmadıkça hiç kimseye temizlikten dem vurma! Temiz kişi, iştahla bir yemek bile yese derhal cezasını çeker, üstüne ensesine bir de sille yer…”“Ahmed Yesevî, temiz Hanefî mezhebinde, meşrebi ise arı ve durudur. Tarîkat yolu da kusursuz ve tâlibler için her yönden yeterlidir. Tekkesinden her biri yeryüzünde bilgisi ile tanınmış birçok ulu şahsiyet, silsilesinden ise erler eri binlerce maneviyat ulusu yetişmiştir. Oysa günümüzdeki Ahmed Yesevî ve Yesevîlik çalışmalarına ve araştırmalarına bakıldığında bu iki öncelikli konunun –nedendir bilinmez- ısrarla ihmal edildiğini kolayca söyleyebiliriz. Kimi çalışmalarda Ahmed Yesevî kimliğinin Türkçe ilk şiirlerden bir kısmını söylediği iddia edilen bir şairden öteye götürülmediğini hatırlanırsa “ihmal” hükmünün az bile kaldığı görülür. Ahmed Yesevî, Türklüğün manevî hayatındaki büyük yerivardır. Önümüzdeki hafta YESEVİLİK yolunu size yazarak İnşallah bu büyük sûfînin yolunu öğrenmiş olacağız

Kalın sağlıcakla selam ve muhabbetlerimle

Yorumlar