1144 Defa Okundu

İnsan Hakları İzleme Örgütü bugün yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Kais Saied’in, parlamentoyu askıya aldığı, 25 Temmuz 2021’den bu yana, Tunus’ta keyfi ve siyasi güdümlü baskı eylemlerinin arttığını söyledi. Ayrıca milletvekili dokunulmazlığını kaldırdı, hükümet başkanını görevden aldı ve savcılık görevinin kontrolünü ele geçirdi.

Üç milletvekili, konuşma suçları nedeniyle hapsedildi, eski yetkililer, bir yargıç ve üç milletvekili de dahil olmak üzere, en az 50 Tunuslu keyfi ev hapsine alındı. Diğer düzinelerce Tunuslu, seyahat özgürlüklerini ihlal eden keyfi seyahat yasaklarıyla karşı karşıya kaldı. 23 Ağustos’ta Said, kendisine verdiği olağanüstü yetkileri süresiz olarak genişletti. Ne parlamentoyu yeniden açtı, ne de yeni bir hükümet başkanı atadı. Bu tedbirlerin Tunusluların, insan haklarını tehlikeye atmayacağını iddia etti.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika vekili Eric Goldstein, “Başkan Saied’in, insan hakları konusundaki güvenceleri, gücü kendi elinde toplarken, parlamenterler ve diğer Tunuslular aniden özgürlükleri üzerinde keyfi kısıtlamalarla karşılaşmaya başladığında, bazıları hapse atıldığında boş geliyor” olarak aktardı. Saied’in açıklamasından bu yana, sivil ve askeri savcılar, dördü tutuklu en az 10 milletvekili hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu. Tunus İdare Mahkemesi sözcüsü Imad Al-Ghabri, 9 Eylül’de yaptığı açıklamada, geçici içişleri bakanı Saied’in atadığı emriyle ev hapsinde tutulanların arasında hükümet yetkilileri, eski yetkililer, parlamenterler, hakimler, işadamları ve önceki dönem danışmanlarının da yer aldığını söyledi. Al-Ghabri, 9 Eylül itibariyle, 10 kişinin ev hapsine Tunus İdare Mahkemesi’nde itiraz ettiğini söyledi.

Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, yetkililerin Mornaguia cezaevinde bulunan milletvekili Yassine Ayari’ye hakaretten 2018 yılında, askeri mahkeme tarafından verilen iki aylık hapis cezasını infaz etmesinin de yolunu açtı. Ayari, ayrıca “orduyu karalamak” suçundan askeri savcılık tarafından da soruşturuluyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, konuşma haklarını kullandığı, cezalandırıldığı için, yetkililerin onu derhal serbest bırakması gerektiğini söyledi. Diğer iki milletvekili daha karalama suçlamalarıyla bir aydan fazla tutuklu kaldı. Zeghouan Valisi’nin kendisini karalama ve yolsuzlukla suçladığı şikayetleri üzerine yetkililer tarafından 5 Ağustos’ta tutuklanan Jdedi Sboui, 2 Ağustos’ta Faycel Tebini; Facebook gönderilerinde ve videolarında Jendouba’daki Asliye Mahkemesi savcısına karşı iftira ve itaatsizliği kışkırtma emrinden dolayı, Ekim 2019’da tutuklandılar. Tunus havaalanında bir tartışma sırasında bir polis memuruna hakaret veya saldırıda bulundukları iddiasıyla, beş kişi ve Tunus Radyosu hava istasyonuna izinsiz girildiği iddiasıyla bir kişi gözaltına alındı.

Avukatı Melek Sayahi, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, 30 Temmuz’da en az 30 sivil polisin Umut ve Çalışma siyasi hareketinden milletvekili Ayari’yi evinde tutukladığını söyledi. Ayari’nin avukatlarının sadece 15 gün sonra Tunus’taki Mornaguia hapishanesinde Ayari’yi ziyaret edebildiklerini söyledi. Ayari’nin 2018 cezası sivil olmasına rağmen askeri mahkeme tarafından verildi. Ağustos ayında, bir askeri savcı, 26, 27 ve 28 Temmuz 2021 tarihli Facebook gönderileri için Askeri Adalet Yasası’nın 91. maddesi uyarınca “orduyu karalamak” nedeniyle yeni suçlamalar getirdi. Sayahi, Ayari’nin gözaltına alınmasını, protesto etmek için 8 Eylül’de açlık grevine başladığını söyledi. Bir sivilin askeri mahkeme önünde yargılanması, adil yargılanma hakkını ve yasal süreç güvencelerini ihlal eder. İnsan Hakları İzleme Örgütü, ev hapsinin nedenini bilmediklerini ve kendilerine herhangi bir resmi belge verilmediğini söyleyen iki tanınmış kişiyle görüştü. Bir devlet kurumu olan Tunus Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Kurumu eski başkanı avukat Chawki Tabib, Tunus’taki el-Nasr bölge karakolundan, polis memurlarının 20 Ağustos’ta sebebini açıklamadan, kendisini ev hapsine aldıklarını söyledi ve şunları ekledi: 19 Ocak 2022’de sona erecek olağanüstü halin, sonuna dek sürecek. Resmi bir emir talebine yanıt olarak, bir memur “telefonunu çıkardı ve bana kararın dijital bir versiyonu olduğunu söylediğini gösterdi. Asıl belgenin verilmesini istediğimde, göndereceğini, fakat haftalar sonra hala elimde ulaşmadı.” Hakkımda adli bir şikayet olup olmadığını, herhangi bir yasal dava ile karşı karşıya olup olmadığını bilmiyorum. Hiçbir şey için sorguya çağrılmadım ve henüz hiçbir davada yargıç görmedim” dedi.

Yetkililer, Tabib’in hareketlerini mahallede yürümekle sınırladı. Doktor randevularını 24 saat önceden bildirmelerini istediklerini, ziyaret sırasında kendisine refakat ettiklerini söyledi: “Sahne çok utanç vericiydi. Bana Bin Ladin’in kendisiymişim gibi davrandılar.” Tabib, 26 Ağustos’ta bir idare mahkemesinde karara itiraz etti ve kararı bekliyor. (devamı bir sonraki yazımda)

Yorumlar