952 Defa Okundu

Tekme sözü, Türkçemizde; “ayakla bir şeye sertçe vurmak” ve “çifte atmak” karşılığında kullanılmaktadır. Mecazi olarak ihanet etmek, arkadan vurmak, pusu kurmak, beklenmedik bir durumda ve sinsice davranmak anlamları ile dilimizde kendisine geniş bir kullanım alanı bulmuştur.

 Elazığ, Erzurum Erzincan yörelerinde tekmenin yöresel ağızdaki karşılığı fınçiktir. Tekme(fınçık) atmak; At, eşek, katır, öküz gibi hayvanların arka ayaklarını kullanarak kendilerini tehlikelere karşı savunmalarıdır. Hayvanların bu doğal reflekslerin dışında da tekme atıklarına şahit olmaktayız. Özellikle arpası fazla gelen atı, zapt etmenin güçlüğünü bu hayvanla meşgul olan herkes bilir. Arpalanarak palazlanan, palazlandığı ölçüde de azgınlaşan atın sırtına binmek zordur. Arpası fazla gelen at, sahibinin dışında kimseyi yanına yaklaştırmaz. Yaklaşmak isteyenlere de tekme diğer bir tabirle fınçik atar. Şimdi bana nereden çıktı bu tekme-fınçik muhabbeti diyenleriniz olacak.

Teşbihte hata olmaz ya! Ben de hatasızlıktan hareketle hak etmediği ölçüde arpalananlara, devletin imkânları ile alın teri dökmeden servet edilenlere, tüyü bitmemiş yetim hakkına ve beytülmala el uzatarak ne oldum delisi olanlara seslenmek istedim.

Siz, ey kendini dev aynasında gören adi hırsızlar! Siz ey büyüyen burunlarınız ile gökte yıldız ararken size güvenip bel bağlayan insanları tekmeleyenler! Siz ey bedenlerinin efendisi olan akıllarını kullanmak yerine arpalarını temin eden efendilerinin emirleri doğrultusunda hareket edenler… Size hatalı yoldasınız, yanlış yapıyorsunuz dediğimde azgınlaştığınızı hak ve ahlak çizgisinden çıktığınızı biliyorum. Sizin sahiplerinize karşı yılıştığınız ölçüde sahiplerinizin karşısında olanlara yılanlaştığınızın da farkındayım. Sizin omurgasızlığınızın toplumu felakete sürüklediğini görmek için kâhin olmaya gerek olmadığını da biliyorum. Unutmayın ki bütün yaptıklarınız bir yere not ediliyor ve zamanın gelmesi bekleniyor. Azıcık olsa da inancınız varsa yahut duymuşsanız; kul hakkının affının olmadığını da biliyor olmalısınız. Bu dünyada olmazsa ahrette hakkını gasp ettiğiniz insanlarla hesaplaşacaksınız ve o insanların elleri iki yakanızda olacak!

Toplum huzurunun tekme ile sıkı bir ilişkisi olduğunu rahatlıkla ifade edebilirim. Şayet toplumda tekme atanlar ile tekmelenenlerin sayısı katlanarak artıyorsa o toplumda huzur kalmaz. Devletin imkânlarını arpalık olarak kullanan ve de o arpalıklarda semirenlerin çokluğu ve tekmelerinin sıklığı toplumun kimyasını bozar. Kimyası bozulan toplumda da güven kaybolur, asayiş sıradanlaşır.

Kendisine tekme atan Romalı Kitipiyos’a ne demişti Madenci Hasan: “Sen de mi Brütüs.” Anlamadım! Bu olay öyle olmamış mıydı? Canım ben dedim, oldu! Öyle ya “ben dedim mi olur, ben istedim mi akan sular mecra değiştirir”, demek şimdilerde moda ya! Eh ben de “bir kere ile bir şey olmaz” diyerek modaya uyayım dedim! Yani hata mı ettim! Hani birilerinin “kırkına gık diyemeyenler” beni, “bir”imden dolayı suçlu ilan edeceklerse ona da eyvallah!

 Atalarımız, “keser döner sap döner gün gelir hesap döner.”, demişler. Ben de okşayan elleri bırakıp tekmeleyen ayakları öpenlere; “bu kadar alçalmanın ve alçaklığın mutlaka bir bedeli olacak”, diyorum.  Artık bu bedel uçan tekme mi yoksa dönen tekme mi olur onu bilemem. Bu dünya da mı olur, ahrette mi olur, onu da bilemiyorum.  En iyisi hesabı zamana bırakarak sözü insan hakları savunucusu Malcolm X ile bağlayayım: “Bir yerde zulüm varsa, inlemek de aşırı olacaktır, isyan da! Tekmelenenler türkü söylemez.”

Yorumlar