TDK YÂNİ

TDK, yâni dilimizin devlet destekli, uydurmaya çok istekli, kadrosu kostaklı, eğri mısdaklı, estek köstekli müessesesi...

TDK, yâni Türkcenin “kurum”lu hâli, dilde disiplinin kasden ihlâli, T.C. destekli hâfıza ihtilâli, mantığın inhilâli, kültürün izmihlâli, piyon kelime üretme santrali, “Uydurukca Fabrikası"nın mühürlü inisiyali…

TDK, yâni Türkcenin en vurdumduymaz, cemaate uymaz, gözü doymaz, elini vicdânına koymaz ve geçmişin hatırını saymaz gürûhu…

TDK, yâni Osmanlı düşmanlığı – Avrupa hayranlığı birleşmesinden azan, Türkcenin ayarını ve akîdesini bozan; capcanlı kelimelerin mezarını kazan; sonra da gerekli gereksiz, kilitsiz küreksiz ve temel direksiz kaideler yazan ekip...

TDK, yâni apayrı mefhumları aynı kefeye koyan, bin yıllık sözlerin altını oyan, Nurullah Ataçların aklına uyan, kelime uydurmaya ihtiyaç duyan, uydurup uydurup milleti bayan, kendi çıkardığı sözlerden ve kaaidelerden bile sık sık cayan, bir yığın işi varken dalga sayan, dilde şeşi beş gördüğünü söylerken ağız yayan takım...

TDK, yâni Türkceye bakışı zoraki şaşı, kelime hazinesi ahrazınkiyle atbaşı, gayreti Geçmişle Meydan Savaşı, binâsı Osmanlı’nın cenâzesinde musallâ taşı, mîrâsı bitmeyen dil dalaşı olan gayretkeşler bölüğü...

TDK, yâni Arapça / Farsça asıllı binlerce kelimeyi dilimizden atan, Avrupalı kelimeleri Türkceye katan, altın gibi sözleri bir pula satan, dilde çamura batan, battıkca keyif çatan ve yan gelip yatan mîrasyediler sofrası…

TDK, yâni ataların sözlerine, anaların ninnilerine, genç kızların mânilerine, şâirlerin şiirlerine, âşıkların türkülerine, dervişlerin ilâhîlerine, dertlilerin ağıtlarına kadar yerleşen, onlarla birleşen ve gürleşen binlerce kelimeye dahi “Osmanlıca ve yabancı” yaftası vuranlar; yerlerine sürü sürü, turfa kelime uyduranlar, muhteşem bir lisânı soyup soyduranlar...

TDK, yâni Yunus’un, Karacaoğlan’ın, Pir Sultan Abdal’ın sevip kullandığı kelimeleri bile “Arapca, Farsca, Osmanlıca, yabancı kelime” olarak yaftalayanlar, bağdalayanlar, baltalayanlar, postalayanlar; buna karşılık Yunanca – Latince – Fransızca asıllı yüzlerce kelimeyi “öz Türkce” diye markalayanlar, okkalayanlar, arkalayanlar, bordalayanlar, duldalayanlar, haydalayanlar...

TDK, yâni resmî internet sitesindeki lügatlerde dil sürçmelerinden imlâ hatâlarına, noktalama yanlışlarından cümle düşüklüklerine, târif noksanlarından isrâf-ı kelâma, elekten geçmemiş sözlerden feleğin çemberinden geçmemiş örnek cümlelere varıncaya kadar, otuz iki kısım tekmili birden her çeşit Türkce ayıbının cirit atdığı mekân...

***

Bundan sonraki yazılarımda bendeniz fırsat buldukca tekrar bu mekâna dalacağım, TDK’nın Türkce hatâlarını ele alacağım –ve sanırım– yine düzeltmek zorunda kalacağım...

Kendileri, yaptıkları hatâları ya görmüyor veyâ görmemiş gibi davranıyorlar.

Netîcede TDK yâni…

Şimdi “Kırk yıllık Yani, olur mu Kâni?” filan demeyin. Çıkmadık candan ümit kesilmez…

Buna kim âlem-i imkân derler;

Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz…”