TANK PALET FABRİKASI

Bilindiği gibi Ülkenin önemli gündem maddelerinden biri uzunca bir süredir, vatanseverlik ve hamaset duyguları üzerinden, Sakarya Arifiye'de bulunan Tank Palet fabrikasıdır.

Bilindiği gibi Ülkenin önemli gündem maddelerinden biri uzunca bir süredir, vatanseverlik ve hamaset duyguları üzerinden, Sakarya Arifiye'de bulunan Tank Palet fabrikasıdır.

 Çizgi film kahramanı, karikatür karakteri, asrın siyaset önderimiz, rasyonaliteden uzak, hamaset ve popülizm kokan taktiklerle, son derece sığ, basit ve derinliksiz bir şekilde ucuz siyaset yaparak Tank Palet fabrikasının, sanki yıllardır yerli ve milli Türk markasıyla tank üretiliyormuş gibi, Katar ordusuna satıldığını, peşkeş çekildiğini, Ordu sırlarının başka bir ülkeye verildiği ve bunun da vatanseverliğe aykırı olduğu yönünde bir zırvayı yaklaşık bir yıldır dile getirmektedir.

 Bunun nedeni de 2011 yılında bu fabrikanın kiraya verildigi, bir çivi bile çakmayıp bu Ülkenin kaynaklarını, geleceğini ve zamanını harcayarak savsaklayan, istiklâline ve stratejik hedeflerine taş koymaya çalışan Koç grubundan işletme hakkının alınarak, yeni bir ihale yoluyla 2018 yılında % 51 hissesi hakim ortak olan Türk şirketi BMC'ye ait, % 49 hissesinin de Katar ordu şirketine ait olan Konsorsiyuma verilmesi ve kiralanmasıdır. Adı geçen tank palet fabrikası 3.5 milyar dolar ihale bedeliyle, 50 milyon dolar yatırım ve modernizasyon yapmak, yerli Altay tanklarını üretmek şartıyla 25 yıllığına kiralanmıştır. 2018 yılındaki ihalede Devlet, eğer burada ihaleyi Turk-Katar ortaklık grubuna değil de 7 yıldır bir çivi çakmayan, savunma sanayinde Türkiye'nin geleceğini çalan Koç grubuna verseydi işte o zaman irrasyonel, rantabl olmayan bir kararla peşkeş çekmiş olacaktı. Devletin her zaman, doğru, rantabl, rasyonel,vatansever, geleceğe bakan ve stratejik bir karar verme zorunlulugu olduğundan, Devlet strateji ile akıl ve bilimin gereğini yapmıştır. Türkiye gibi Devletletler her zaman küçük ve mutlu bir azınlığın çıkarının gereğini değil, Milletin stratejik geleceğinin gereğini yapar.

Geçmişte bunun tersi olması, bugün de aynı yönde ilerleneceği anlamına gelmez.

 Yukarıda da ifade edildiği gibi bu fabrikada yeni ve Milli tanklar ( Altay tankı) üretilecek, modernize edildikten sonra tamir, bakım ve her türlü yenileştirme faaliyetleri gerçekleştirilecektir.

Burada 1975 yılında kurulan söz konusu fabrika ile ilgili belirtilmesi gereken en önemli hususlardan birisi hiçbir zaman tank üretilmediğidir. Burada veya bir başka yerde, Türkiye'de hiçbir zaman tank üretilmemiştir. Türkiye ihtiyacı olan tankları her zaman Batıdan, Avrupa'dan ve Amerika'dan almıştır. Ancak 2018'de gerçekleştirilen yeni ihale ve kiralama sürecinden sonra bu fabrikada hem yerli Altay tankları üretilecek hem de modernizasyon işlemleri icra edilecektir. Yani bundan sonra Türkiye'de ilk defa bu fabrikada, yerli ve milli Altay tankı üretilecektir.

 Meseleye farklı açılardan bakma zorunluluğu bulunmaktadır. Konuyu taraflar açısından da kısaca değerlendirelim. Türkiye açısından baktığımızda, Ülkemiz savunma sanayinde son derece doğru ve stratejik bir karar vermiştir.

Koç grubu açısından baktığımızda Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren, on yıllardır, Devlet desteği ile oluşturulmuş ve güçlendirilmiş, nemalanmış, buna karşılık yerli üretim yapmayan ve yerli bir marka (Dünya markası) ortaya koyamamış, yabancı ortaklıklarla kurulan montaj sanayi ile varlığını sürdüren aynı zamanda Ülkemiz pazarının imkanlarını iç eden sözüm ona "Grup", aşırı kazanç ve sınırsız kar amacı hedeflerinin ilanihaye devam ettirilmesini gerçekleştirememiştir. Onlar için üzücü olmalı. Çünkü dünyada sonsuza dek haksız ve sınırsız kazanç elde etme olanaklı değildir.

Batı (Amerika, Avrupa, İsrail…), Batılı sermaye mihrakları, küresel finans baronları ve Ülkemizdeki yerli işbirlikçiler ile manda ve himayeciler açısından baktığımızda ise ihalenin kendilerine ya da kendilerinden olanlara verilmemesi, yıllardır kurdukları kölelik ve sömürü düzenine aykırı olduğu için kudurulacak bir olgudur.

Eee, her zaman kedicik bal yemez.

Papaz her zaman pilav yemez.

Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.

Geçti Bor'un pazarı sür eşeğini Niğde'ye.

Şu Atasözlerimize hayranım. 

 Burada belirtilmeden geçilemeyecek bir başka önemli husus daha vardır. 1926 yılında Atatürk'ün talimatlarıyla Kayseri'de Kayserili iş adamı Nuri Demirağ'ın küçük ortak, Alman Junkers firmasının da büyük ve hakim ortak olduğu uçak fabrikası kuruldu. Bu uçak fabrikasının hakim ve karar alıcı ortağı yukarıda da ifade ettiğim gibi ALMAN'dır. Sermayenin dini,ırkı, milliyeti olmaz. Sermaye sermayedir. İhtiyaçlar dahilinde, kurallar ve Türk Hukuk sistemi çerçevesinde, liberal ekonomik düzen ile serbest piyasa ekonomisinin olağan dinamikleri gereğince yabancı sermaye ve yatırımlar (stratejik ortaklıklar temelinde) ekonomik kalkınmada önemli bir lokomotiftir.

Tank Palet fabrikasının kiralandığı Konsorsiyumda ise hakim ve büyük ortak Türk Şirketi BMC'dir. Katar Ordu şirketi de küçük ortaktır. Fabrikanın askeri ve sivil müdürleri Türktür.

 

Şimdi gelinen noktada karikatür karakterine sormak lazım! Atatürk de mi Ülke kaynaklarını yabancılara sattı, Almanlara peşkeş çekti, gizli ve stratejik bilgileri Almanlara verdi? Peki sen Atatürk döneminde yaşasaydın, uçak fabrikası Almanlara satıldı, Almanlara peşkeş çekildi deseydin, Atatürk yüzüne tükürmez miydi, Atatürk seni astırmaz mıydı? Peki Tank Palet fabrikası ihalesini tekrar Koç grubu ya da Batılılar (Amerikalılar, Avrupalılar, Almanlar, İngilizler, İsrailliler…) kazansaydı, onlara kiralansaydı karikatür karakteri, yine aynı şekilde tepki verir miydi, fabrika Batıya, Amerika'ya, Avrupa'ya, İsrail'e satıldı ve peşkeş çekildi, tüm gizli bilgiler düşmana verildi der miydi?

 

Spesifik olarak bu olay ve karikatür karakteri olgusu özelinde konuyu değerlendirdiğimizde; akıl, bilim, ahlak, vatanseverlik, gereklilik, İstiklal, istikbal, samimiyet, yalan, manda ve himaye… vb. kavramlar üzerinde son derece derin ve ciddi düşünmek ve değerlendirmeler yapmak zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

Son olarak şu çok iyi bilinmelidir ki HALK, yukarıdaki kavramları kılı kırk yararcasına, sütün içindeki ak kılı görürcesine görüyor, biliyor, seziyor, ayırdına varıyor.

Saygı ve selamlarımla…

 

 

 

26/11/2019

Zeki ÖZDEMİR/ANKARA

İstiklal Gazetesi Yazarı

    

Yorumlar