16344 Defa Okundu

Türkiye yakın tarihte çok siyasetçi gördü ve görmekte. 

Bugünlerde bir torba dağılıyor. Üzerinde Cumhurbaşkanlığı amblemi var. Ayrıca Cumhurbaşkanının adı ve imzası var. 

Bir torba bu. 

İçinde kolonya, maske.

Sosyal medyada gördüm. Bu torba şarkı eşliğinde tedavüle verilmiş. 

Şarkı sözlerine bakınız: 

“Attığı her adımda halkla yürek teması, 

Ulu bir çınar gibi memleket sevdalısı” şeklinde devam ediyor. 

Nasıl bir “memleket sevdalısı ki” bir taraftan halka, torbalarla kolonya ve maske dağıtıyor diğer taraftan aynı halktan “zekât ve sadaka”  istiyor. 

Dağıttığı torbaların üzerine de kendi ismini ve imzasını atmayı ihmal etmiyor. 

“Bu kıyağımı unutmayın!” dercesine. 

Hani bizim kültürümüzde sağ elin verdiğini sol el görmeyecekti? 

Hükümetin tank fabrikasının ihalesini verdiği için  tartışmaların merkezinde yer alan Ethem Sancak’ın yeğeninin evine 125 adet corona virüs testi aldığı iddia ediliyor. 

“Yeğen” efendi, evinde corona virüs testi yaptırıyor, müzik eşliğinde. 

Çaylar geliyor bir taraftan diğer taraftan corona virüs testi yaptırıyor, parmağında cumhurbaşkanlığı forsunun yer aldığı yüzükle Ethem Sancak’ın “yeğeni”.

Millet hastahanelerde  perişan, bu “yeğen” efendi evinde müzik eşliğinde test yaptırıyor. 

Hani, videoya çekip sosyal medyaya vermese, haberimiz olmayacak. 

Beyefendi hem de videoya çekerek yayın yapmış. 

Şimdi oldu mu bu “yeğen” efendi!

Ya parmağındaki cumhurbaşkanlığı forsuna ne demeli?

Çok özel olduğunuz anlaşılıyor !

Ama lütfen “özel” konumuz  sizde kalsın, olmaz mı?

Diyanet  şöyle açıklama yapmış: “Zekatların bu günlerde ulusal düzeyde başlatılan dayanışma kampanyaları vasıtasıyla toplanıp hak sahiplerine ulaştırılması  caizdir”.  

Neyin “caiz” neyin “caiz olmadığı” kitaplarımızda bellidir. 

Ne demek “ulusal düzeyde?”

Yani belediyeler kampanya yapamazlar mı? 

belediyeler halktan yardım toplayıp bunları dağıtamaz mı ?

Kaldı ki, Diyanet geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanlığı binasında kılınan “VIP” tarzı Cuma namazı ile sınıfta kalmıştır. 

Tekrar soralım: Ne demek “ulusal düzeyde?”

Yani sadece Cumhurbaşkanı halkından “sadaka”  veya “zekat” isteyebilir mi, denilmek isteniyor? 

Türk tarihinde hiçbir devlet başkanı halkından “sadaka” veya “zekat” talep etmiş değildir. 

Türk-İslam tarihinde bunun benzeri yoktur.  Fıkıh kitaplarımızda zekâtın veya sadakanın kime ve nereye verileceği bellidir. 

Dünyada başka ülkeler vatandaşlarına yardımcı olurken, bizim ülkemizde “dünya lideri”nin vatandaşından “zekat ve sadaka” istemesi çok tuhaf değil mi? 

Demek şimdi sıra “zekat ve  sadakaya mı” geldi? 


Vesselam.

 

Yorumlar