13 °c

Süleymaniye Camii ve Külliyesi -5-

Minareler:

Caminin haşmetine uygun olarak tasarlanmış 4 minaresi vardır. Bunlar “Cami minareleri” ve “Harem minareleri” diye iki gruba ayrılmakta ve her gruptaki iki minareden birisi sağ, diğeri sol olmak üzere isimlendirilmektedir. Minarelerin camiye bitiştirilme tarzının dönemin mimari üslubu açısından ayrı bir önemi vardır. Cami ana kütlesine köşelerden bitişik üç şerefeli yüksek cami minarelerin kürsü planı, aynı zamanda bir köşe desteği olarak düşünülmüş olduğundan dikdörtgen prizması formunda yapılmıştır. Her birinin yüksekliği 76,46m’dir.

Cami minarelerinin yapımına 17 Mart 1554 yılında başlanmış ve 25 Aralık 1556 yılında tamamlanmıştır. Harem minarelerinin inşaatına 31 Mart 1554’te başlanmış, Kasım 1555’te tamamlanmıştır.

Avlunun batı köşelerinde yükselen minareler ise daha yalın bir anlatımla, iki şerefeli olarak yapılmış, düşük kodlu avlu duvarına daha yakın olması için biraz alçak tutulmuştur. Her birinin yüksekliği 55,42m’ dir. Avlu duvarının düz etkisi, bu köşelerdeki minarelerin küp kısmında oluşturulan çokgen kaideyle hareketlendirilmiştir.

Dört minare toplam on şerefelidir ve alt kısımlarında sarkaç süslemeleri vardır. Minare külahlarının hemen altında sivri kemerli panolar halinde uygulanan turkuvaz çiniler, yapının en yüksek noktalarında, adeta insan aklının madde üstündeki parıltıları gibidir.

Ayrıntılı bir mukarnas sistemiyle desteklenen şerefe tabyası, her katta farklı bir geometrik şebekeye sahip taş korkuluklarla çevrilmiş. Formların burada istiflenişi, bütün binada yankılanan klasik duyguyu anlatan en güçlü boyutlardan biridir.

Tabakat ül-memalik ve derecat ül-mesalik, avlunun köşelerinde yükselen dört minarenin, dört halifeye, minarelerde yer alan on şerefenin de, Cennet’e gidecekleri Hz. Muhammed tarafından kendilerine bildirilen on İslam büyüğüne “remz ve işaret” olduğunu belirtmiştir.

Tamamı taştan inşa edilen dört minareye on şerefenin yapılmış olması Kanuni’nin onuncu Osmanlı sultanı ve fetihten sonra başa geçen dördüncü padişah oluşuyla açıklanan halk söylentisi Sinan için ne ifade eder bilinmez, ama yüzyılları aşıp gelen bu söylenti günümüzde de kabul görmektedir.

Minareler için kaydedilen bir hikâye de şöyledir:

Cami temelinin oturması ve sağlamlaşması için inşaat işine bir süre ara verildiği nakledilmiştir. Bu arada cami inşaatının durduğunu haber alan İran Şahı Tahmasb, acele olarak elçisiyle İstanbul’a bir mektupla çok miktarda para ve bir kutu mücevher göndermiştir. Şah’ın övgülerle başlayan mektubu şöyle devam etmekteydi: “işittik ki, camii tamamlamaya kudretiniz kalmamış ve yarıda bırakıp vazgeçmişsiniz. Size para ve mücevherat gönderiyoruz. Bu cevherleri satıp ve bu parayı harcayarak camii bitirmeye gayret ediniz ki, bu hayırlı işinizde bizim de payınız olsun.”

Bu yazılı mesajla acele olarak İstanbul’a gelen elçi, cami inşaatının hızla devam ettiğini, haberin gerçeği yansıtmadığını müşahede etmiştir. Kanuni Şah’ın sözlerine öfkelenerek parayı elçinin huzurunda İstanbul Yahudilerine dağıtmış ve elçiye hitaben şöyle demiştir:

Kutu içindeki mücevherleri yine elçi huzurunda Mimar Sinan’a veren sultan:

Bu kıymetli diye gönderilen taşlar, caminin taşları yanında kıymetsizdir. Bunları başka taşların içine katarak kullan, demiştir diye nakledilir.

Mimar Sinan bu cevherleri doğudaki üç şerefeli minarenin yapımı esnasında kullandığını belirtmiş ve bu sebeple bu minareye ‘cevher minaresi’ denmiştir.

Kitabeler

Cami kapısında yer alan inşa kitabesi, avlu kapısı, yan kapılar, kubbe, yarım kubbe, köşe geçişleri, kemer üstü, mihrap ve minber kitabeleri, celi sülüsün en başarılı yazıları olarak, yapının mimari ifadesini değiştiren eserlerdir. Son cemaat yeri ve mihrabın iki yanında yer alan çini kitabeler, yazıya katılan renk unsuru ile ayrı bir görünüş ve ifade taşırlar.

Mimar Sinan, Tezkiret ül-bünyan da caminin kubbe ve kapı kitabelerinin Hasan Çelebi’nin eseri olduğunu bildirmiş, mermer kitabelerde nakkaş ve sengtraşların verilen kitabeleri taşa geçirdiklerini anlatmıştır.(1) Mimar Sinan kubbe kitabesini Hasan Çelebi’nin eseri olduğunu bildirir. Ancak inşa kitabesinin Ahmet Karahisari olarak imzalanmıştır. Cami kubbesinin 16 Ağustos 1556 günü kapanması ve Ahmet Karahisari’nin aynı yıl ölümü, kubbe kitabesini Hasan Çelebi’nin yazmasını gerektirmiş olmalıdır.

Cami kitabesi ana giriş kapısının üzerinde yer alır, sağ, orta ve sol olmak üzere üç bölümdür. Birinci bölümde Kanuni Sultan Süleyman övülmekte, ikinci bölümde, Kanuni’nin şeceresi dile getirilmekte ve üçüncü bölümde de, dua ve niyazla caminin üstün nitelikleri sıralanmaktadır.(2)

  • Kitabenin Birinci Bölümü:

Rabbani gücü ile güçlü kulu, Sübhani üstünlüğü ile üstün halifesi, Mahfuz kitabın emrini yerine getiren, hükümlerini yeryüzünün her tarafında icra eden, Yüce Allah’ın yardımıyla ve galip ordusuyla doğu ve batı memleketlerinin fatihi, dünya ülkelerinin sahibi, bütün milletlerin üzerine Allah’ın gölgesi, Arap ve Acem sultanlarının sultanı, azamet ve ceberut sahibine, şahadet ve gayb âleminin yaratılmasına (manen) yaklaşmıştır.

  • Kitabenin İkinci Bölümü:

Saltanat kanunlarını yayan, Osmanlı hakanlarının onuncusu, Sultanoğlu Sultan Süleyman Han, Sultan Selim oğlu Sultan Bayezid oğlu Sultan Muhammed (Mehmet)oğlu Sultan Murat oğlu Sultan Muhammed(Mehmet) oğlu Sultan Bayezid oğlu Sultan Murat oğlu Sultan Orhan oğlu Sultan Osman.

  • Kitabenin Üçüncü Bölümü:

Kendilerini ibadete veren, namaz kılan, rükû ve secde eden insanlar için, Melik ve Mabud olan Allah’a ibadet etmek üzere toplanma yeri olsun diye, bu yüksek yapılı, eşsiz örnekli, olağanüstü durumlu caminin inşa edilmesi sebebiyle saltanat zinciri, devran zincirinin nihayetine kadar, silsile halinde devam etsin ve geçmişlerinin ruhları cennet bahçesinde gezinip dursun.

İnşaatın başlangıcı, hicri 957 yılı Cemaziyülevvelinin sonları, tamamlanması, hicri 967 yılı Zilhiccenin sonlarıdır.

Bu yazıyı, Hasan oğlu Ahmet el-Karahisari yazmıştır.

Hat Levhalar:

Caminin iç ve dış kısmında, gerekse avlu kapılarında yer alan yazılar büyük bir emeğin mahsulüdür. Devrin kültür ve değer yargılarının ve sanat anlayışının bir sembolüdür. Bu yazılar dönemin meşhur hattatı Hattat Ahmet Karahisari ve Hasan Çelebi’nin eseridir.1869 da iç mekânın yeniden süslenmesinde yazılar Abdülfettah Efendi tarafından yazılır.(1) Kazasker Mustafa Efendi’nin de bazı yazılar ilave ettiği bilinir.(2)

Yazıların bir kısmı çiniler üzerine, bir kısmı farklı renklerdeki zeminler üzerine yazılmış; bir bölümü kapılara işlenmiş bir bölümü de mermer üzerine kabartılarak yazılmıştır.

Değişik ebat ve karakterde yazılan yazıların %90’ı ayet-i kerime, %5’i hadis-i şerif ve geri kalanı da muhtelif dini lafızlardır. Yazıların bulundukları zeminle anlam bakımından tam bir ahenk içinde oldukları görülür.

Kanuni Sultan Süleyman (1494-1566) Rahmetullahi Aleyh

 

Kalın sağlıcakla.

1453ahmetozturk@gmail.com

Kaynaklar:

Evliya Çelebi Seyahatnamesi

Yılmaz Öztuna Büyük Osmanlı Tarihi

Ömer Lütfi Barkan, Süleymaniye Camii ve İmareti inşaatı

T.T. Kurumu Mufassal Osmanlı Tarihi

Hammer Büyük Osmanlı Tarihi

Süleyman Mollaibrahimoğlu, adı geçen eser

Tanju Cantay, adı geçen eser

Selçuk Mülayim, adı geçen eser

 

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.