Şu insanoğlu!

Şu insanoğlu!

Şu insanoğlu (sözümona) ne garip bir varlık. Garipliklere geçmeden önce insanın ne olduğundan bahsetmek gerekir. İnsan, Yüce Yaratıcının (Allah'ın) yeryüzünün en üstünü olarak yarattığı ve her şeyi emrine verdiği, bu arada sorumluluk sahibi yaptığı aklı, mantığı, duyguları olan, konuşabilen sosyal bir varlıktır.

İnsan, melek ve şeytan arasında bir yerde bulunmaktadır. İsterse melek olur, isterse de şeytan olur. İyiliğinin de kötülüğünün de sınırını çizmek zordur o bakımdan. Cüzzi irade sahibi bir varlık olarak davranışlarında özgür olmakla birlikte yaptıklarından sorumludur ve kaçamaz. İyilik ve kötülük konusunda, dünya tarihinde uygarlığa katkıda bulunan maddi ve manevi alanda üstün yararlık göstermiş şahsiyetleri, soykırım yapmış dikdatör veya kıralları örnek gösterebliriz.

İnsan(sözümona) denen varlık toplumda kendisini üstün görme, suçu başkasına atma(yansıtma ), kendisinde kusur aramama ve hep başkalarını eleştirme peşindedir. Dünyaya hep kendi penceresinden bakar. Olaylara farklı açılardan yaklaşarak sorgulama zahmetinde bulunmaz. Hep subjektiftir. Objektif insan yoktur. Daha az subjektif ve daha fazla subjektif insan vardır da denebilir.

Örnekleri çoğaltabiliriz.

Dünyayı kendisi gibi sanır,

Kendisi açsa herkesi aç sanır, toksa herkesi tok bilir,
            Kendisi için istediğini başkası için istemez,

Kendisinine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına yapmakta bahis görmez,
Kendisi nasılsa hereksi öyle görme eğlimindedir,

Fizyolojik, duygusal, mantıksal, psikolojik, hormonal ve cinsiyet bakımdan farklılık arz eden bireylere karşı karar alma ve insiyatif kullanma bakımından etkin ve belirleyici olamayan zayıf,ezik ve silik bir şahıs, herkesi kendisi gibi sanır,

Kendisine bakmadan karşısındaki bireyi mesnetsiz bir şekilde pervasızca itham etme cüretinde bulunabilir,gaflet,delalet hatta ihanet içinde olabilir.

Ama hayat böyle değildir. Gerçekler farklıdır. Her birey faklıdır, özgündür, özeldir. Bir konuda iftira atılan, itham edilen, yaftalanan birey, o itham edilen birey değildir aslında. İtham edildiğinin TAM TERSİDİR. Soyludur, etkindir, belirleyicidir, asildir üstün ve baskın bir şahsiyettir.

İnsanın kimliği sadece devletin kensinie verdiği aidiyet kartı değildir. İnsanın asıl kimliği ağzından çıkan söz ve davranışlarıdır. Yani her söz sahibini tanımlamaktadır.
Bu aşamada bir hikaye ve bir de atasözü anımsatmak isterim. "İki kör yaprak sarması yerler. Birisi diğerine çift çift yiyorsun der. Öteki, nerden biliyirsun sen kör değil misin diye çıkışır. Diğeri ben öyle yapıyorum da…" Bu arada " Kelin ilacı olsa kendi başına sürer "atasözümüzü de hatırlatmakta yarar görüyorum.

Sonuç itibariyle insan önce kendisine, sonra aynaya en sonra da başkasına bakacak.
İnsanoğlunun garipliklerini bırakması, anlaşılır olması, mert olması ve basitlikten, banallıktan, sığlıktan uzaklaşması temennisi ile...

Yorumlar