16716 Defa Okundu
  • • Övgü, iltifat, geçici melankoli ve ufak tefek hileler olmadan bir hiçtir onlar. Toplumsal benliğini haksız kıyaslamaların, sebepsiz ön yargıların bildimci cümleleri oluşturur.

    • Yasak, baskı ve sorduğuna doğru dürüst cevap alamayacağın kurallar ile tanırsın onları. Böyle yerlerde kurnazlık, refahın olduğu yerde ise akıl ön plandadır.

    • Bu ikisinin ayırımı ise çok mühimdir. Yapıla- mayan bu ayırımın neticesi ise üzüntüdür. Çünkü yaşamı bilgece deneyimlemek varken, tiranların dünyasında hapis gibi yaşarsın.

    • Tuhaf bir şekilde yorumladıklarını görürüsün hayatı. Dinlersin, izlersin sonra düşünüp şu sözler geçer içinden “varsanım bu anlattıkları” ama bir şey yapamazsın. Ambalaja kapılmış insan, klasik romantik tipler gibidir. Aydınlıktan ve akıldan uzaktır. Karanlık ve içgüdüseldir.

    • Onlarla uğraşmak arkeolojik araştırma yapmak gibidir. Eşeledikçe ya büyük bir hayal kırıklığı ya da büyük bir heyecan sizi bekler. Bazen de şaşkınlık. Tam manasıyla ne konuşabilir ne de susabiliriz ve her ikisi de acı vericidir.

    • Akort edilmemiş bir enstrümanın sesi nasıl kulak tırmalıyorsa, tirancı zihinle yapışan malayani sohbet de öyledir.

    • Düşmekten korkar. Bunun sebebi akıllıca yaşamaktan korkması ve aklın getirdiği sorumluluklarla yüzleşmemek. Yaşam boyu konfor içinde yüzmek isteyen Tiran, kendisinin kim olduğunu hiçbir zaman bilemeyecek ve böyle bir derdi de hiç olmayacak. “Boş ver, zamanla her şey olur bu kadar karamsar olma” cümleleri kuruyorlar ama bilmedikleri bir şey vardı. “İnsanlar zamanla olur dediği birçok şeyi zaman içinde kaybetmişlerdi.

    • Bu basiretsizlikti. “Basiretsizlik demek; kendi yaşam anlayışında dahi sımsıkı kapatmak ve olan bitene büsbütün yummaktı gözlerini”.

    • Suskunluk, kayıtsızlık ve bir anda ortaya çıkıveren “beni ilgilendirmez ki” cümlesi. ‘Ne düşünüyorsun, bak hal ortada nasıl olacak sence’? Sorularının temel kaçış cümlesidir.”

    • Hayata karşı bir duruş şekliniz olsun yeter ki. Varın yanlış şeyler yapın” diyesi geliyor insanın. Asıl olan idrak ve şuurdu benim için ve geri kalan her bir şey insanı tamamlamaya gerekli ürünlerdi sadece.

    İnsan; kendi kurguladıklarıyla birbirini ötekileştiren bir canlıdır.

    • Politika, ırk, sistem ve cinsiyetçilik gibi kavramların tümü ötekileştirme aracıyla ortaya atılan mefhumlardan başkası değil.

    • Bu gerçeği kabul etmeliyiz! Gerçekle yüzleşmek ise zifiri karanlık bir odadan güneşli, apaydın bir ortama adım atmak gibidir. Bazen böylesi aydınlık da geçici olarak körlük yapabiliyor. Buna uyanış yolculuğunda hissedilen hoşluk diyebiliriz. Ancak geçişte ki bu parlamayı kabul etmeyip zıttına razı olmak ise aldanıştır.

     

Yorumlar