1088 Defa Okundu

Bir zamanlar çok zengin bir köy ağasının kâhyası uşağını çağırarak: “Ambarlarımızın hepsine fare dadandı. Hemen git köylülerden bir kedi bul getir” demiş.

Köyün genelinde sağırlık yaygınmış. Kâhyanın uşağı da sağırmış. Kâhyanın sözlerini pek işitememiş ama anladığını sanmış. Doğruca köyün yolunu tutmuş. Dolaşırken, küçük kardeşinin beşiğini sallayan genç bir kıza rastlamış. Kıza

“Kâhya, ağanın konağına besili bir horoz istiyor” demiş. Kız da sağırmış. Uşağın isteğine hemen tepki göstermiş:

“Hayır, asla olmaz. Boynumu vuracaklarını bilsem ben kardeşimi vermem. Git başka birinin çocuğunu iste.”

Kız bu sözleri söylerken bir yandan da öfkeyle elini kolunu sallıyormuş. Bunu gören uşak büyük bir şaşkınlıkla haykırmış:

“Yazıklar olsun sana! Ağamıza nasıl böyle saygısızca davranabiliyorsun? Böylesine küçük bir isteğini reddediyorsun?”

Kızcağız bunun üzerine koşa koşa sağır anasının yanına giderek:

“Ağanın kâhyası, kardeşimi onlara vermemiz için haber yollamış” demiş.

Sağır kadın ise bahçede bir ağaç gölgesinde dinlenmekte olan sağır kocasının yanına koşarak, ona:

“Ne duruyorsun? Baksana kâhya bizim danayı ağanın konağına götürmemiz için emir vermiş” demiş. Bunun üzerine adam:

“Vermişse vermiş, çok şey mi istemiş sanki. Bir kediyi esirgeyecek miyiz koca ağadan. Kedi değil, deve bile istese veririz” demiş. Kediyi kucağına aldığı gibi konağın yolunu tutmuş.

Kâhya, köylünün koltuğundaki kediyle koşa koşa gelmekte olduğunu görünce, yanındakilere:

“Hele şükür, en sonunda beni anlayan biri çıktı!” demiş.

Kıymetli okurlarım, uzun bir reklam arasından sonra tekrar beraberiz. Bu “Time out” sürecinden sonra bir hikâye ile başlamak istedim yazılarıma. Ana fikrinin kelimeler arasında mestur olduğu bir hikâye.

Bundan böyle kültür, sanat, edebiyat, siyaset…

Zaman zaman içinizi ısıtacak hikâyeler, öyküler ve menkıbelerle bu köşede buluşalım.

Beğendiğiniz yazıları paylaşarak destek olmanızı önemle rica ediyorum.

Kalın Sağlıcakla…

 

Yorumlar