“Şok Terapi” bir ekonomi tabiridir. Özellikle devletin her şeyi kontrol ettiği komünizm benzeri ekonomik sistemlerden liberal ekonomiye hızlı bir geçişin diğer adıdır. Bu yöntemi ikinci dünya savaşından sonra Almanya kullandı ve başarılı oldu

'Şok Terapi' bir ekonomi tabiridir. Özellikle devletin her şeyi kontrol ettiği komünizm benzeri ekonomik sistemlerden liberal ekonomiye hızlı bir geçişin diğer adıdır. Bu yöntemi ikinci dünya savaşından sonra Almanya kullandı ve başarılı oldu. Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra Polonya kullandı ve o da başarılı oldu. Rusya'nın bu yöntemi kullanma çabaları ise istenilen düzeyde bir başarı sağlamadı.

Şok Terapinin en önemli iddiası; her şeyin çok bozulduğu bir ortamda en iyi yöntemin her şeyi bir anda düzeltmek olduğudur. Dünyanın en etkili kişilerinden ve ekonomistlerinden kabul edilen şok terapisinin de mimarlarından olan Jeffrey Sachs'ın söylediği gibi, bir uçurumu iki sıçrayışla aşamazsınız.* Bence bu iddia kırılma noktalarında sadece toplumlara değil bireylere de çok şey söylemektedir.

Başarının sırrı kimi insan için birbirini destekleyen küçük kararlar zincirindedir. Onlar için önemli olan zinciri kırmamaktır. Her gün biraz daha iyi olmaktır. Öte yandan bu küçük ve samimi adımlar dünyanın sorunlarını çözmüyor. Nihai hedefe aşamalı bir geçiş doğrudan bir geçişten çok daha uzun sürebiliyor ve daha masraflı oluyor. Bu noktada nihai hedefin ne olduğunu anlamayan insanlar bu sürece destek vermiyor.

Yıllardır emek verdiğiniz işinizden istifa etmeniz gerektiğini nasıl bilebilirsiniz? Okulu terk etmeniz gerektiğini? Ya da boşanmanız gerektiğini? Bana kalırsa her şeyin çok bozulduğu bir ortamda bunu doğal olarak hissedersiniz. Hayatında köklü değişim yapması yönünde çağrılar herkese ulaşır. Aradaki fark bazıları çağrıya uyarken bazılarının duymazlıktan gelmesinden ibarettir. Bu durum ezanı duyup uyumaya devam etmek gibidir.

İnsan hayatındaki büyük ve kapsamlı kararlardan bahsediyoruz. Zor durumlarda büyük ve etkili kararlar bir anda alınabilirler. Ama bu kararların arkasında yılların muhasebe ve birikimi vardır. Aslında tam olarak ani karar almış olmazsınız ama kararınızın gerektirdiği her şeyi bir anda yürürlüğe koyarsınız. Ani olan sonuçlardır. Bu tıpkı yirmi yıldır küçük bir kasabaya taşınmayı hayal eden bir İstanbullunun bunu üç gün içinde yapması gibidir.

Tabi ki büyük kararlar ciddi bir planlama, süreç yönetimi ve uyum becerisi gerektirir. Bence bunu yapacak kişi yeni hayatında karşılaşacağı en büyük üç problemle başa nasıl çıkabileceğine dair alternatif planlara sahip olmalıdır. Örneğin küçük bir kasabaya taşınan biri evini doğalgaz yerine elektrikle ısıtmayı, alışverişini büyük alışveriş merkezleri yerine internetten yapmayı ya da böceklerle mücadele etmeyi bilmelidir.

Fakat işin başı cesarettir. Yeni okyanuslara açılmadan yeni kıtalar keşfedilemez. Pusulasız çıkma aptallığını gösterelim demiyorum. Ama hepimiz kendi hayatımızın ustalarıyız ve hayat bir ayarlama işidir. Hayatımıza neyin eklenmesi ve ondan neyin çıkarılması gerektiğini en iyi biz biliriz. Önemi olan adım atmaktır. Değişimin; şartların bizi zorlaması ile olduğunu sanıyorsak yanılıyoruz. Değişim, kendimizi ararken olur.

*https://www.borsagundem.com/haber/30-saniyede-sok-terapisi/1045552