SİYASİ PARTİLER VE MİLLETVEKİLİ SEÇİMİ KANUNLARI

22/04/1983 tarih ve 2820 kanun numaralı Siyasi Partiler Kanunu ile 10/06/1983 tarih ve 2839 kanun numaralı Milletvekili Seçimi Kanunu 12 Eylül 1980 Askeri darbesini yapan darbeciler tarafından yapılan antidemokratik ve acilen değiştirilmesi gereken kanunlardır.

Türkiye şu anda darbeciler tarafından yapılan Anayasa, Seçim Kanunu ve bunların yanında Siyasi Partiler ile Milletvekili Seçimi Kanunları ile yönetiliyor veya Devlet sistematiğinin işleyişi ile siyasal hayattaki en önemli ilgili iş ve işlemler bu mevzuat çerçevesinde yürütülüyor. Darbe anayasası ve ilgili yasaların derhal değiştirilmesi zorunluluğu, günümüzde tam demokrasi ve çağdaş standartların yakalanması adına, kaçınılmaz bir gerçeklik olarak ortada halen durmaktadır.

Siyasi Partiler Kanunu ve Milletvekili Seçimi Kanunu son derece antidemokratik özellikler taşımaktadır. Bütün bu olumsuzlukların temizlenmesi şarttır. Milletvekili Seçimi kanunundaki barajın tamamen sıfırlanması zorunluluktur. Siyasi Partiler kanunu bugünkü şekliyle demokrasi açısından son derece sakıncalıdır. Osmanlıda tek bir Padişah vardı. Padişahlık sistemi söz konusu idi. Günümüzde ise Padişahlar sistemi hüküm sürmektedir. Şimdi ise bu Kanun Parti liderlerini Padişah yapmıştır. Bütün parti liderleri padişahtır. Yani ortada bir Padişahlar sistemi vardır. Bunun sebebi de darbe ürünü Siyasi Partiler Kanunudur. Günümüzde partilerde parti içi demokrasi yoktur, her şey liderin iki dudağı arasındadır, herkesin akıbetini lider belirlemektedir, delegeleri ve milletvekili adaylarını genel başkan belirlemektedir. Tüm parti politikaları, parti yönetimi ve parti grubu lider tarafından belirlenmekte, partinin tek başına her zaman her yerde temsili, teşkilatların dizaynı lidere aittir. Böyle bir ortamda eleştirel fikir beyan eden partililer veya milletvekilleri parti yönetimleri tarafından derhal disipline sevk edilerek hemen ihraç edilmektedir. Sürekli seçim kaybetmesine rağmen bir genel başkan 20 yıl, 30 yıl koltuğunu koruyabilmektedir. Bunun nedeni kanunun verdiği yetkileri kullanması, parti teşkilatlarını, delegeleri ve milletvekillerini tek başına belirlemesidir. Parti yönetimlerinin belirlenmesinde, milletvekillerinin ve delegelerin listelerinin tespitinde, parti politikalarının oluşturulmasında asla parti içi demokrasinin işletilmesi ve ön seçimler söz konusu değildir.

Avrupa’da veya gelişmiş ülkelerde baktığımızda seçim kaybeden parti liderlerinin istifa ettiğini, genel başkanların değiştiğini görüyoruz. Bizde ise parti genel başkanlık koltukları çok değerli olduğu için ya da koltuklarda kuvvetli yapıştırıcılar olduğundan sürekli ve yıllarca seçim kaybeden, başarısız olmuş liderler hala koltuklarında oturabilmektedirler. Bu antidemokratik ve çirkin tablonun nedeni ise lider sultası ve partide her şeyin liderin iki dudağı arasında olmasıdır. Bir diğer faktör delegelerin partinin delegeleri değil liderin delegeleri olması, milletvekillerin milletin vekili değil liderin vekili olmasıdır. Lider çıkarının, parti ve millet çıkarından önde tutulmasıdır.

Hızla ilerleyen yeni Türkiye’de bu çirkin ve çarpık yapının yeri yoktur. Derhal bu tablo değiştirilmelidir. Siyasi Partiler Kanunu ve Milletvekili Seçimi Kanunu ivedi değiştirilmeli, demokratik bir yapıya kavuşturulmalı, lider sultası ve hegemonyası toprağa gömülmeli, padişahlar sistemi ortadan kaldırılmalıdır. Genel başkanın sınırsız yetkileri sınırlandırılmalı, genel başkanlık görev süresi beş yıl olmalı, bir kişinin genel başkan olarak en fazla üç dönem seçilmesi sınırı getirilmeli, parti yönetim ve grupların (Meclis), teşkilatların, delegelerin ve milletvekili aday listelerinin belirlenmesinin ön seçimle yapılması zorunluluğu getirilmelidir. Üst üste üç seçim kaybeden genel başkanın istifa etmesi yasal zorunluluk olmalıdır.

Tüm bu değişikliklerin yapılması Ülkemizde demokratik standartları en üst seviyeye çıkartacak, çoğulculuğu ve katılımcılığı arttıracak, toplumsal kültürün ve siyasal kültürün gelişmesine katkı sağlayacak, toplumsal taleplerin karşılanması ve ülkesel ve ülke dışı sorunların çözüm sanatı olan siyasetin işleyişini ve sistematiğini hızlandıracak ve geliştirecektir.

Darbe artıklarının temizlenmesi, mevzuatımızın çağdaş hale getirilmesi Ülkemizin stratejik hedeflerine ulaşmasını kolaylaştıracak, Süper Güç Ülke Türkiye Ülküsüne ulaşma yolunda ilerleyişinde hız kazanmasını sağlayacaktır.

05/06/2018

Zeki ÖZDEMİR/ANKARA

Araştırmacı-Yazar