Önce “zihinsel mahremiyeti” yok ettiler! Sonra “bedensel mahremiyet” kaldırıldı. Şimdi de “cinsel mahremiyeti” ortadan kaldırmak için her şeyi yapıyorlar.

Önce 'zihinsel mahremiyeti' yok ettiler!

Sonra 'bedensel mahremiyet' kaldırıldı.

Şimdi de 'cinsel mahremiyeti' ortadan kaldırmak için her şeyi yapıyorlar.

Maalesef bu da ortadan kalkmaya başladı mı, evet başladı. Manken Didem Soydan, katıldığı bir programında bir gece dışarı eğlenmeye gitme macerasını anlattı.

Özgüvensiz bir erkeği tanımladı: Gittiği eğlence mekanın da tanımadığı bir erkekle eğleniyor fakat çocuk onunla birlikte gecenin sonunu getirmiyor diye serzenişte bulunuyor.

Ve buna da 'özgüvensiz erkek' diyorlar.

Yazık, oysaki biz böyle erkekleri 'efendi erkek' derdik. Eskiden Didem hanımın anlattığı o eğlence tarzını yapan erkeklere 'hovarda erkekler' deyip o erkekleri kınarlardı. Şimdilerde kadınlar da böyle yapıyor ve bunun adına özgüven veya özgüvensizlik olarak bir sıfat takıyorlar. Tehlikenin farkında mısınız?

Yeni nesil neden bu kadar sorumsuz ve bu kadar kendini harcıyor diyorlar!

Neden harcamasınlar ki!

Şayet siz en mahrem şeylerinizi sıradan bir şeymiş gibi topluma sunanlara itibar ederseniz, buna "dur!" demezseniz veya çocuklarınıza buna göre yetiştirmezseniz çocuklarınız seyrettiklerini örnek alırlar.

Maalesef ki bugün Türkiye'de bekaret yaşı 13-14 yaşlara inmiş. Bizler 'çocuk gelinlere' karşıyız ama ortalık 'çocuk kadınlarla' dolu.

Kimse çocuk damatları konuşmuyor; Oysaki çocuk damatlar da var, biz onlara da karşıyız ama ortalık çocuk adamdan geçilmiyor.

Bir sürü çocuk yaştaki genç; sosyal aktivite, kültürel faaliyetlerle ilgilenmek yerine sosyal medyanın da etkisiyle aşkmış meşkmiş diyerek; kız- erkek peşinde koşuyorlar. Küçücük yaşlarda bu duygunun hangi anlama geldiğini tam da bilmeden böyle ilişkilere girip saçma sapan şeyler yapıp sonra bunalıma giriyorlar.

Bunun derslerine ve okul hayatına yansıdığı gibi geleceğine de otomatik olarak yansıyor.

Bunları söylediğiniz zaman 'gerici yobaz' oluyorsunuz. Çünkü; Modernlik ve özgüven kavramının içine nerede yanlış bir şey varsa onu dolduruyorlar ve sunuyorlar.

Toplum da buna hemen atlıyor mu; Maalesef atlıyor!

Pastanın kreması çok güzel; Eğlen aşk yaşa, meşk yaşa ama asıl pastanın kendisi senin hayatın ve orası çürüyor.

Şimdi bir gece eğlenmeye gidiyorsun; o videoyu seyredersiniz sosyal medyada var.

Eğlenmeye gittiği yerde hiç tanımadığı bir erkekle bakışıyor hatta eğleniyor ama bir kadın olarak neden o erkek size tabiri caizse yürümedi gecenin sonunu getirmedi diye sinirleniyorsunuz.

Oysaki başka çocuklara bakabilirmiş, gecesi ziyan olmuş !

Sonra o erkek mesaj atıyor; çay içelim kahve içelim vs gibi nazikçe iletişime geçmek istiyor.

Cevap; Seninle ne kahve içerim, ne çay içerim, ne tekila içerim, ne flört ederim ne de seks yaparım.

Sondaki kelime zaten benim size anlatmak istediklerimi anlatıyor.

Fakat modern olacağız ya, Avrupa'ya ayak uyduracağız ya Avrupa'da bizdeki bu keşmekeşlik emin olun yok.

Çok az bir kesimde olabilir ama, biz de olan bu yozlaşmayı orada göremiyorsunuz.

Bizler bir taraftan yaparken öbür tarafta bozmayı pek severiz. Bozduktan sonra düzeltmek için çabalamayı da çok severiz.

Şimdi en başta dediğim gibi;

Sosyal medyayla birlikte önce zihinsel olarak mahremiyeti kaldırdılar, insanlara seyrettire seyrettire her şeyi normalleştirdiler.

Sonra zihinsel mahremiyetin kalkmasıyla bedenlere yansıdı. İnsanlar dışarıda dekolteyi geçtim, özellikle kadınlar neredeyse çıplak dolaşacaklar.

İp bikini ile Kadıköy'ün ortasında dolaşmayı modernlik, özgürlük ve kadınların özgürlüğü diye ortaya atan kendini bilmezler de gördük.

Sosyal medyada çıplaklığı özgüven olarak gençliğe pompaladılar. Dekolte kalktı adeta teşhirciliğe varan bir kıyafet tarzı ortaya çıktı.

Siz bu iki şeyi insanların üzerinden alıp sıradanlaştırırsanız sonrasın da da size yatak odalarını da açarlar.

Bugün sosyal medyada bir sürü karı-koca yatak odalarında, hani cinsel içerikli değil ama işte mizansen olsun diye video çekiyorlar.

Bu normal mi, asla değil!

Bugün normal bir hareket için açılanlar yarın 'kocama kahvaltı, karıma kahvaltı' diye başlayıp sonra önünü alamayacağız hale gelir.

İşte böyle böyle böyle bu işin sonu nereye gidecek Allah beterinden saklasın diyorum.

Herkes kendi çocuğuna sahip çıksın.

Ama biz konuştuğumuzda 'dik konuşuyorsun' diyorlardı. Dik konuştuğumuz ne varsa bugün herkesin canına batıyor, hayatına batıyor.

Biz konuşurken diyordum 'nerenize batıyor benim konuşmalarım' aslında bizler işte bugün yaşanan bu keşmekeşliği yıllar öncesinden haykırıyorduk.

Çocuklarınızı eğitirken hangi yaştalarsa o yaşa uygun ortamların içinde tutun sizde çocuklarınıza doğru örnek olun. Bu yaldızlıymış gibi gözüken hayatların arkasında hep bozulmak istenen kadın erkek ve aile ikliminin olduğunu da unutmayın.