204 Defa Okundu

Daha önceki yazılarımızda, Kudus Sühreverdi Kudüs’ün Sırrı ve Sühreverdi tarikatı ile yazı dizisi halinde yayınlamıştık. Elbette bunun bir maksadı vardı. Müslümanların kanayan yarası Kudüs’ü Selahaddin Eyyubi ve veliler tarikatlar etrafında değerlendirmek gereklidir. Nasıl ki İstanbul’un fethinin her karesi biliniyor, burada tarikatların velilerin vazifeleri yararlılıkları anlatılıyor, Selahaddin Eyyubi’nin de sırları ile günümüze iz düşümlerinin yanında, Kudüs’ün öneminin ve fethinin de iyi bilinmesi gereklidir. Buradan hareketle günümüzdeki stratejiler ile o zaman Selahattin Eyyubi’nin ve Sultan Abdülhamit hanın stratejilerini belirleyip Planlamalar ile orada huzur istemeyen üç dinin barışını ve kutsallığını bozan insanlık düşmanlarına gereken dersi vermek gerekmektedir. En azından dünyanın bu son asrında büyük savaşlar olmadan belki o topraklarda huzura kavuşamayan silahların gölgesinde zulümle gelecekleri çalınmış olanlara Osmanlıdan sonra vefa borcumuzu ödemiş en azından 30 veya 40 sene dahi olsa yeni bir kuşağın neslin hatta dünyanın güvenliğini sağlarız.

İslamî ilimlerden biri olan tasavvuf, müslümanların manevi yönünü güçlü tutmak için tarih boyunca önemli görevler üstlenmiştir. Nitekim islâm toplumuna büyük hizmetlerde bulunmuş birçok önemli şahsiyetin yetişmesinde tasavvufun büyük bir etkisi olmuştur. İslâm bunlar sayesinde yayılmış ve asırlar boyunca hâkimiyetini devam ettirmiştir. Bugün kan gölüne dönen islâm coğrafyasının, geçmiş örneklerden ders çıkartarak içinde bulunduğu durumu anlaması ve istikbaline yönelik doğru planlar yapabilmesi için muhakkak bu şahsiyetlerin tasavvufi yönleri üzerinde önemle durması gerekir. Kuşkusuz tasavvufun çok derinden etkilediği şahsiyetlerden birisi de Selâhaddin-i Eyyubi’dir.

 Dostları ve sevenleri bir yana düşmanları tarafından dahi takdir edilmiştir. Günümüz müslümanları, Selâhaddin-i Eyyûbî ‟nin adını günlük hayatta sık sık kullanmalarına rağmen; birçoğunun kendisi hakkında çok az bilgiye sahip olduklarını düşünüyoruz. Onun döneminde islâm coğrafyası ilim ve tasavvuf alanında en parlak dönemlerinden birini yaşamıştır. Sadece askerî olarak değil, ilmî olarak da halifeler döneminden sonra islâm dünyası üzerinde en iyi intiba bırakan kişilerden biridir. Günümüzde islâm topraklarında acı bir tabloyla karşılaşan Müslümanların, bu acı tablodan kurtulmaları ve daha önceki başarıları yakalayabilmeleri için başta yöneticilerimizin genelde tüm müslümanların Selâhaddin-i Eyyûbî “nin dönemi üzerinde basiretle durmaları gerektiğini ve bunun bizim açımızdan önem arz ettiğini belirtmek gerekir. İslam dünyası günümüzde Selâhaddin-i Eyyûbî “nin yönetime geçmeden önceki döneme benzer bir süreç içerisinden geçmektedir. Bunun için gençlerimize ve çocuklarımıza Selâhaddin-i Eyyûbî “nin tasavvufi yönünü tanıtmaya her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz. Selâhaddin-i Eyyûbî (ö.589/1193) tarafından kurulan Eyyûbî Devleti, tarih sahnesine çıktığı sırada İslâm coğrafyasının siyasal açıdan genel görüntüsü Şu şekildeydi: Öncelikle Eyyubiler tarih sahnesine çıktıkları dönemde islâm coğrafyası her açıdan zayıflamış ve Haçlı işgaline maruz kalmıştı. İlk Haçlı hareketinin islâm topraklarına yöneldiği sırada, islâm coğrafyası mezhep ve siyasi mücadelelerle çalkalanmakta, birçok irili ufaklı yapı, bölgede dağınıklık arz etmekteydi. Bu mücadelelerin neticesi olarak bölge siyasi ve askeri birlikten yoksundu Günümüzde de aynıdır. Bir strateji belirlenecekse o zamanla bu zaman ki güdüm eşdeş değerlendirilmeli ki gerekenleri yapabilelim Hepinize selamlar yarın yazıya devam edeceğiz. Ya Selam

Yorumlar