1376 Defa Okundu

Efendim soru şudur: “Şükür” nasıl “Şeker” halini almıştır?

Veya soruyu şöyle tevcih edelim:

Bir hafta önce uğurladığımız Ramazan ayından sonra sosyal mesafe sebebiyle büyüklerimizin ellerini öpemediğimiz bayramın adı nedir?

“Şükür mü” yoksa “Şeker mi?”

Cevap açıktır ama biraz daha izahı gerekir.

Şöyle ki;

Biz kendimizden uzaklaşınca “Şükür”, “şeker” halini almıştır.

Kendimizden yani kültürümüzden, irfanımızdan ve temel değerlerimizden uzaklaşınca “Şükür” “şeker” oluvermiştir.

Şöyle anlatalım:

Osmanlı’nın orijinal döneminin sona erdiği devre olarak Tanzimat’ın ilanı olduğunu daha önceleri ifade etmiştik.

Hatırlayan dostlarımız bilir.

Tanzimat sonrası bir savrulma başlamış ki, sormayın gitsin.

Islahat Fermanı ile ülkemizde “misafir” statüsünde bulunan “zimmîler” ev sahibi oluvermişler. Ev sahibi konumunda olan bizimkilerin (Türkler)  zoruna gitse de artık “Agoplara” lisanımızı emanet eder olmuşuz.

Dahiliye Nezaretini “Boşo Efendilere” tevdi etmeye başlamışız.

Derken,  Cumhuriyet’in ilk yıllarında yapılan “seri inkılaplarla” köklerimizden uzaklaşmayı “hızlandırmışız”.

İşte tam bu esnada “şükür”, “şeker” halini almış.

1928 öncesinde bin sene kullanmış olduğumuz ve günümüzde Türk dünyasında bir kısım soydaşlarımızın (Uygur ve Irak Türkleri) kullanmakta olduğu İslam alfabesi vardı.

Bendenizin tercihi, 1928’den önceki yıllarda kullanmış olduğumuz alfabeye verdiğim isim,  “İslam Alfabesidir”. 

Bazıları bu alfabeye “Arap Alfabesi” ismini veriyorlar ama benim tercihim “İslam Alfabesi”.

Bunun izahı ayrı bir bahis, bilahare yaparız.  

Atalarımız; kullanmış oldukları İslam alfabesinde,  “şükür” ile “şeker” aynı harflerle yazılırdı.   “Ş-k-r” harfleriyle yazılan bu kelimenin,  “şükür’mü” yoksa “şeker’mi” olduğu metnin siyak ve sibakından anlarlardı.  

Atalarımız “anlayabiliyorlardı”.

Ama biz anlayamamışız.

Demek ki, atalarımızla temasımız kopunca “şükür”, “şeker” birbirine karışmış.  

Yani atalarımız Ramazan ayından sonra gelen bayrama “Şükür bayramı” derler ve şöyle düşünürlerdi:

“Allah’ımıza şükürler olsun. Oruç  ve diğer ibadetlerimizi yerine getirmeye çalıştık ve mübarek bir Ramazan-ı şerif ayını hayırlısıyla idrak ettik” derlermiş.

Onlar böyle “derlermiş”.

Günümüzde böyle anlayış nerdeeee?

Ramazan ayı deyince bir kısmının aklına “eğlence” geliyor.

Eh,  “şükür”, “şeker” halini  alınca olacağı bu!

“Şükür” anlayışını kaybedince “şekere” takıldık kaldık.

“Şekere” takılıp kaldık yani, “şeker” ile  kandırılmaya teşne olduk.

Efendim netice olarak Ramazan ayından sonra gelen bu bayramımızın adı  “Şükür Bayramıdır”.

“Şükür” Bayramımızın kendimize gelmemize medar olması temennisiyle hepinizin “geçmiş” “Şükür Bayramınızı” gönülden tebrik eder en kalbî hürmetlerimi takdim ederim.

Yorumlar