Şehvet ve din ( hamal tanrı inancı )

İnsan, diğer hayvanlar gibi şehvet sahibidir. Ama hayvanlar, insanlar gibi akıl sahibi değildir. İnsanlar melek gibi akıl sahibidir, ama melekler insanlar gibi şehvet sahibi değildir. Hayvanlar bu aleme aittir, melekler öbür aleme aittir. İnsan hem bu aleme aittir, hem de öbür aleme aittir. Şehvet bu dünyaya aitliği, akıl ise öbür aleme aitliği gösterir.

***

Allah, insanın şehvetini yok etmesini istemez, kontrol altında tutması ister. Allah ne hayvan gibi yaşamamızı ne de melek gibi yaşamamızı ister. Zaten öyle yaşamasını istediği varlıkları yaratmış, hayvanlar ve melekler. Bunlardan farklı bir formatta olarak insanı yaratmış, yarı melek yarı hayvan olarak. İnsana; hayvani özelliğini yok et dememiş, kontrol et demiş. Öyle ki ne kabir alemin de, nede cennette insanın şehvet özelliği yok olmayacak. Cennet; insana, şehvetin tatminini sağladığı gibi aklını kullanabileceği ve dolayısı ile aklının tatminini sağlayabileceği bir mekandır.

****

Şehvet ve aklın insanda bir arada bulunması; insanı, hayvanlardan ve meleklerden üstün kılan özelliğidir. Aynı zamanda, şehvet insanı şeytandan aşağıya iten özelliğidir. Şehvet insanda olağan üstü güç bir güçtür. Ruhlar aleminden gelen ruhunun, öbür alemde verdiği sözü unutturacak kadar çekicidir. Allah bunu böyle yaratmış.

***

Şehvet, insanın dünyadan aldığı zevklerin bütünüdür. Yemek yeme zevki, su içme zevki, giyinme zevki, müzik zevki, seyretme zevki, cinsellik zevki gibi dünyevi hazların toplamı şehvettir. Şehvet sadece cinsel zevk için kullanılan bir kelime değildir. Her çeşit zevk, şehvetin tanımı içine girer. Ama insanların çoğu, en fazla cinsellikten zevk aldığı için, şehvet adeta cinsellikle özdeşleşmiştir. Tabi bu yanlış bir eşleştirme, çünkü bazı insanlar için daha fazla zevk aldığı eylemler vardır, örneği hükmetme duygusu… Bazı insanlar için hükmetmek, cinsellikten de ötedir. Ama kabul etmek gerekir ki, cinsi şehvet oran olarak diğerlerinden toplumu etkileme anlamında öndedir.

***

Din ise tam da insandaki bu şehveti kontrol altında tutmasını emreder. Örneğin insanda, mal biriktirme zevki vardır; din ise faiz almadan, çalmadan, zekatını vererek, çalışarak, ticaret yaparak mal biriktirmeye izin verir. İnsanda, cinsellik arzusu vardır; din ise zina yapmadan, gizli dost tutmadan, evlenerek karşılamasını ister. İnsanda yönetme arzusu vardır; din ise liyakatle yönetici olmasını, yalakalıkla yönetici olmamasını ister. Din insanın her arzusunun önüne bir sınır koyar, bu sınırı bilgi olarak insanın aklına sunar. İnsan aklı ile düşünüp iradesi ile doğruyu ve yanlışı seçer. Ya şehvetini seçer, ya da aklı ile doğru bulduğunu seçer.

***

Bazen insanın şehveti öylesine güçlenir ki, aklını bile şehveti yönetir. Bu insanlar günaha dadanmış, fasıklardır. Artık onlara ne anlatırsan anlat, şehvetine aykırı asla düşünemezler. Aklı şehvetinin emrine girmiştir. Aklını, şehvetinin istediklerini daha iyi gerçekleştirmek için kullanır. Hedonizmin ta kendisidir bu. Hedonist kişi, şehvetin kendisini daima en güzel yaşama aracı olarak kabul etmiştir. Amacı aklı ile hazların zirvesine ulaşmaktır.

***

Günümüz de yeni bir akım çıktı. Hem hazlarımızdan, zevklerimizden vazgeçmeyelim, hem de dinimizden vazgeçmeyelim. Hem şehvetimize sınır koymayalım, hem de dinimizden vazgeçmeyelim. Bu anlayış ile din; sadece Allah’ı sevmekten ve O’ndan insana zor olan şeyleri istemekten ibaret sayılmıştır. Ben buna hamal tanrı inancı diyorum. Hamal tanrı inancındaki kişi bu fikirler ile adeta inandığı tanrısına derki: “zevklerime karışma, sen yalnız benim yapamadığım zevklerime engel olan zor işleri yapsan yeter.”

***

Cinsellik ve dinsellik birlikte sunulmaz. Cinsel özgürlüğü ve tahriki savunmak ile dinsel özgürlüğü savunmak birlikte olmaz. Böyle yapanlara sakın inanmayın. İki zıt bir arada olmaz. Din, daima cinsel özgürlüğü kısıtlar. Din daima şehveti kısıtlar.

***

İnsan zaten emir ve yasakları ile şehveti kısıtlayan dinleri, şehvetine uygun hale getirmek için tahrif eder. Şehvetin peşine giderek günah işleyebilir insan ama bari dini buna uydurmasa.