728 Defa Okundu

Şi Cinping Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri, Halk Cumhuriyeti ve Merkez Askerî Komisyon Başkanı olarak 2012’den bu yana ülkesinde en üst liderken 2016’da da resmen ana lider unvanını aldı. Mao oldu yani. Şimdi çok Atatürkçü eski Maocu Doğu Perinçek’in kulakları çınlasın. Geçenlerde müslüman kasabı, dünyanın baş belası Çin’i övüyor; orada din, dil ayrımı yok, müslüman zulmu falan yalan diyordu. Ama ben açıkça davacıyım. Millet lideri olsam, Milletlerarası Adalet Divanına götürürüm davamı. Ancak sadece Ankara büyük elçiliğine “Uğradığım zararı tazmin etmezseniz ülkemdeki bütün mallarınıza karşı boykot kampanyası başlatacağım.”  diye twit atabildim. Burada da yazıyorum davamı. ABD Başkaı Mr.Trump’a da şunları sormak istiyorum:

Orta Doğu terör bataklığı ile islamafobi servisçiliğinizin kazancı ne oldu? İslamı yozlaştırıcı cahiller ile sözde sosyalist-ateist cani ruhlu teröristler nasıl ve hangi güçle bugünlere kadar gelebildi? Petrole hükmetmek için insan canileştirmek, bencilce silahlanmaya öncü ve model olmak uygarlığa yakıştı mı hiç? Huzurlu yaşam kurallarını benimseyen müslümanlar, insanlığın kavimler halinde yaratıldığına ve birbirinin dostları olduğuna inanır, öldürmekten kaçınır ve tüm semavi dinleri tanır, saygı gösterir. Ülkenizde himaye ettiğiniz katili de Ortadoğu terör örgütü başlarını da hiç incelemediğiniz islamı karalamak içi mi din adamı sayıyorsunuz? Ünlü film yıldızı Francis Ford Coppola, “Dünyadaki sorunlar yürek burkuyor.” sözüyle başladığı konuşmasında Kuran’ın birinci Süresi Fatiha ayetlerinin anlamlarına vurgu yaptı. Dikkate değer değil miydi?

İslamda günde 5 kez el, yüz, ayak yıkamak; bedeni sağlıklı tutmak için eğilip kalkarak Mr.Coppola’nın da dikkat çektiği rahman ve rahim olan Allah’a dua etmek ibadettir. Sağlık için Allah’ın emri yeme-içme yasakları vardır. Bu dinî inancın sağlıklı, uygar ve barış içinde yaşamak isteyen insalığa herhangi bir zararı olabilir mi? Oysa komünist-ateist Şi Cinping’in milletinin köpek dahil her canlıyı yiyen yaşama kültürü pandemiye neden oldu. İslamı dert edenler, niye Çin’i kontrol altına alamadı? Kimilerinin iddia ettiği gibi labaratuvar kazası olduysa bu daha büyük suç değil mi? Hastalık baş gösterince Vuan’ı karantinaya alan Şi Cinping, ülkesindeki diğer kentleri nisbeten korudu da halkına dış seyahat kısıtlaması niye getirmedi? Böylece salgını Vuan’a niye hapsetmedi? Yanına mı kalmalı? Milletler arası bir mahkemede yargılanıp suçlu mu değil mi karar verilmesi gerekmez mi? Suçlu bulunursa hayatını kaybedenlerin yakınlarına ve zarar gören herkese tazminat ödemesi gerekmez mi? Ancak Çin mahcup bile değil. Hatta tepkilerinize bir animasyon filmi çekip alay etme cüreti dahi görterebildi. Çin’in hile-tuzak-aldatma kültürü Kırgız Manas Destanı’nda da kayıtlı. Prof. Dr. Abdulkadir İnan Hocanın çevirisinden oyunlaştırdım. İngilizceye de çevrilip oynansa iyi ders olur tüm insanlığa!   

 Bugün uzak bize Çin ama yine kurtulamadık, rahatsızlık vermeyi sürdürüyor. Önce kalitesiz hatta hastalıklara neden olmuş mallarıyla girdi piyasamıza. Ucuz işçilikle iş insanlarımızı ülkesine çekti. Hile-çalma kültürüydü bu. Yetmedi binlerce insanımızı hasta etti şimdi de. Sağlık Bakanımız açıkladı: İlk hastamız Çinli bir çalışanından aldı virüsü ve öldü. 8 bine yakın sağlık çalışanımız can kurtarma telaşına düştüğünden virüsle enfekte oldu. Bu nedenle de Sağlık Bakanlığımızın 100.Kuruluş yılı gururunu yaşamak aklımıza bile gelemedi. Kaybettiğimiz hekimlerimizin acısıyla yıl dönümünü kutlayamadık. Bakanımızın çalışanlarıyla ilgili açıklama yaparken titreyen sesi, milletçe yüreklerimizi dağladı. Yurdumuzun dört yanına dağılan filyasyon ekibinde koşuşturan başta Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımıza bu 100.Kuruluş yıllarında kolaylıklar; kaybettiklerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Dünyanın neresinde olursa olsun hayatını kayben bütün canlara da rahmet, yakın aile fertlerine de baş sağlığı ve sabır diliyorum.  

Salgın başlangıcını duyar duymaz denetim görevini zamanında yapmayan ve iş işten geçince de pandemi ilan eden  Dünya Sağlık Örgütü de suçludur ve üyeleri yargılanmalı, sonra da bütün milletlerin katılımıyla yeniden kurulmalıdır. Artık bilim insanlarımız diyor ki dünya, sağlık dayanışma ve denetim örgütüyle bir bütün olarak düşünülmeli. Yanlış mı? Biz dostluğun gereği elimizde ne varsa paylaşıyoruz dünyayla. ABD’ye de malzeme gönderdik uçaklarla. Ancak terör örgütüne aktardığınız dedikodusu dolaşıyor. İnanmak istemiyoruz ama acı gerçekse yakıştı mı? Biz desteği, öldüren düşmana değil, dost saydığımız halkınıza verdik. Madem dünyanın en güçlü devleti görüyorsunuz kendinizi, haydi bırakın küçük devletlerle terör örgütleriyle meşgul olmayı, Çin belasını etkisiz kılın da biz de yanınızda olalım. Bütün dünyaya sağlık, iyilik, güzellik yolunda önder olun da görelim! Bizim inancımızda Allah, bütün kavimlerin önderlerini çağıracak ve sorgulayacak!

Bizim bazı sanatçı, yazar ve aydınlarımız 6.Filonuza tepki gösterme, ABD düşmanlığıyla başlattıkları sosyalizm komünizm mücadelesi veriyorlar hâlâ! Küba’nın yardım faaliyetlerini överken sosyalizm yaşatır twiti atmış, gençliğimizi “Hey Özgürlük!” türküleriyle sol elleri havada yürüten ünlü sanatçımız, yazarımız Zülfü Livaneli. Sizce de öyle mi? Yoksa onların bütün dünyaya propaganda ettikleri gibi sadece ABD çıkarları mı öndedir? Desteklediğiniz terör örgütü de aynı ideolojiyle halkçılık sömürüsü yapıyor ama nasıl oluyorsa sizden destek alıyor, buna insanım diyen hiçbir vicdan akıl erdiremiyor. Yoksa ABD çıkarına hizmet eden kim olursa olsun makbul görülür denmesi doğru mu? Değil diyorsanız nice 100 yıllar dilediğim Sağlık Bakanlığımız model olsun size de. Tüm milletlerle el ele silaha, öldürmeye değil de sağlığa, can can ilerleyen uygarlığa yatırım yapılsın.

Yorumlar