Son günlerin en hararetli, en tehlikeli, en çetrefelli konusu, takip eden ve ilgilenenler için Türkiye, Azarbaycan ve Rusya üçlüsünün çeşitli denklem ve çıkarlar üzerinden Ermenistan çıbanı gerekçesiyle yanyana ve karşı karşıya gelmişliği sorunudur.

Son günlerin en hararetli, en tehlikeli, en çetrefelli konusu, takip eden ve ilgilenenler için Türkiye, Azarbaycan ve Rusya üçlüsünün çeşitli denklem ve çıkarlar üzerinden Ermenistan çıbanı gerekçesiyle yanyana ve karşı karşıya gelmişliği sorunudur.

Hoş, yazımızın başlığını her ne kadar Rusya kartı olarak koymuş olsam da meselenin Kıta Avrupasından tutun da AB ve oradan da ABD'ye uzanan hayli geniş bir hinterlandın ilgilendiği bir konudur.

Dolayısıyla kartın etrafında binbir türlü çıkar ve ilişkiler ağı ve haliyle devletler vardır. Gerek Rusya ve gerekse Fransa ile olan çatışma ve didişme alanlarımız Suriye, Akdeniz havzası ve akabinde kaçınılmaz olarak Libya hasebiyle karşı karşıya geldiğimiz ve sonunun nerelere kadar gideceğini kestirmenin de bir o kadar zor olduğu bir sahadır.

Ermenistan ve Azerbaycan'ın mevcut durumu, Suriye üzerinde ciddi şekilde akamete uğramış Rusya'nın, yine, Libyada da ciddi bir sekmenin muhatabı olmuşluğu; Afrika kıtası üzerinden geçmişten gelen ve hala devam eden derin ve haliyle ahlaksız hesap ve sömürü ilişkisi kurmuş olan Fransa ile bir başka ahlaksız ilişki ve konsorsiyum kurulması yoluyla Türkiye'ye uzatılmış bir tehdit durumundadır.

Ayrıca Rusya, çok yakın zamana kadar gerek petrol ve gerekse doğalgaz aldığımız birincil ülke konumundayken, son zamanlar da kardeş ülke Azarbaycan ile kurulan ticari ilişki ve anlaşmalar sonucun da ikinciliğe düşmüş olması, mevcut durumun gerekçelerine bir başka ışık tutan önemli gelişmelerdendir.

Ermenistan'ın kuruluş tarih, serencamı ve destekleyenlerine bakacak olursak eğer hem Rusya, hem Avrupa ve hem de ABD'nin ortak kullandığı devlet görüntülü aparak bir örgüt durumundadır. Böylesi kullanışlı aparat, yine bahsini yaptığım kurucu, destekleyen ve bakımını üstlenen devletlerce sağ ve sola hırlaması için piyasaya sürülmüş durumdadır.

Ancak hem Türkiye ve hem de Azarbaycan'ın en büyük kozları ise bir araya gelmiş olmalarında ki temel motivasyon basit, sıradan ve ahlaksız bir çıkar ilişkisine dayanmamasıdır. Ama aynı durumu Ermenistan ve müttefikleri için söylemenin imkanı dahi bulunmamaktadır.

Türkiye'nin Kuzey Doğusundan tutun da Güney ve dolayısıyla bütün Akdeniz havzasına varıncaya kadar böylesi büyük bir alana hükmeden sorun, Ermenistan ve müttefikleri için binbir türlü açmazı bağrında saklayan kozmopolit ve haliyle boyutlarının saptanması imkansız bir durum kabilindendir.

Hepi topu iki milyonluk ve de baldırı çıplaklardan müteşekkil Ermenistan'ın ( örgüt )bu denli patavatsız ve cüretkar davranış gösteriyor olması, arkasında ki konsorsiyumun boyutlarını ortaya koyuyor olması bakımından son derece çarpıcıdır.

Kıta Avrupasından tutun da deniz aşırı ve oradan ABD'ye varıncaya kadar büyük, geniş ve çarpık ilişkiler ağının hüküm sürdüğü bu ahlaksız girişim, son derece dikkatli olunması gereken sağduyunun, yıllara dayanan devlet aklının hakim olduğu bir yaklaşım tarzı ile mukabil görmesi gerekmektedir.

Duygusallığın ve sloganik yaklaşım tarzları ile müdahil olunmasının onulmaz felaketlere sebebiyet vereceği bir an dahi akıldan azade tutulmamalıdır.

Libya üzerinde ki sömürüden kaynaklı çıkarlarını kaybetmek istemeyen Fransa, böyle bir kaybın bütün Afrıka kıtasını kaybetmek anlamına geldiğini çok iyi bilmesi dolayısıyla masayı yeniden kurma ve kartları yeniden karıp tekrar dağıtmaktan yana ince hesaplar içerisindedir.

Fransa, Avrupa Birliğinin veto yetkisi olan ülkesi konumunda olması hasebiyle bütün birliğin, Orta Doğu ve dolayısıyla İsrail çıkarlarının korunması ve kontrol altında tutulması amaçlı ABD'nin de etkin şekilde oyunun içerisinde olduğu girift, hayasız, ahlaksız ve akıl sınırlarını allak bullak eden bir durum ile karşı karşıyayız.

Elbette risk çok büyüktür ve elbette son derece dikkatli olunması gereken durumun tam orta yerindeyiz. Azarbaycan'ın da kaderine terkedilmesinin mümkün olmadığı ve böylesi bir gafletin çok daha büyük bela, felafet ve afetlerin kaynağı olacağı da asla akıldan çıkarılmaması gereken bir konudur.

Bir sonra ki hamlenin Ege kıta sahanlığı ve dolayısıyla Yunanistan kartının masaya sürülme ihtimalinin son derece yüksek olduğuna dikkat çekerek diyorum ki, Türkiye ve Azarbaycan ortaklığının tabanı ve tavanı daha bir sağlam ve geniş tutularak tüm kafkasya havzasının oyuna sokulması, Türkiye ve Azarbaycan'ın ivedilikle devreye sokması gereken kendi kozudur.

Kuzey havza, yani Kafkasyanın oyuna dahi olması demek, iki jokeri ele almak demektir ki geriye sağlıklı, stratejik ve aklın hakimiyetin de bir yönetim kalmaktadır.