328 Defa Okundu

Rusya’nın Güney Kafkasya’daki güvenlik ve askeri varlığı, öncelikle çözülmemiş toprak ihtilaflarıyla ilgilidir. Ancak bölgedeki Rus siyaseti, oradaki “yakın yurtdışı” ile ilişkilerde ekonomik, kültürel ve ideolojik etki kaldıraçlarını da içeriyor.

Üç ülke arasında Ermenistan, yalnızca güvenlik politikası açısından değil, aynı zamanda ekonomik nedenlerle de Rusya’ya en çok bağımlı olan ülkedir. Borçların hafifletilmesi karşılığında, Rus şirketlerine stratejik, ekonomik alanlar açmak zorunda kaldı. 2002 yılında Moskova, bir termik santralin, bir jeneratörün ve askeri sanayi alanındaki araştırma enstitülerinin kontrolünü ele geçirdi. Bir yıl sonra Rus şirketi “Vereinigte Energiesystem”, Mezamor nükleer santralindeki hisselerin çoğunluğunu satın aldı. 2006 yılında telekomünikasyon ve internet sektörlerindeki şirketler de Rusların eline geçti. 2008’de Rus Demiryolları, daha önce devlete ait olan Ermeni demiryolu şirketinin %100’ünü devraldı.

2018’deki iktidar değişikliğinden sonra, Ermenistan’daki yeni siyasi liderlik, çeşitlendirme ve tekelleşmeden oluşan bir ekonomik politika başlattı: Rusya’ya bağımlı sektörler sınırlarına ulaştı. Ocak 2015’te Ermenistan, Rusya’nın hakim olduğu Avrasya Ekonomik Birliği’ne katılan ilk ve şimdiye kadarki tek Güney Kafkas ülkesiydi. Moskova, Ermenistan’ın bu kararını, diğer şeylerin yanı sıra, doğal gaz arzının fiyatlandırılmasıyla etkiledi. Ancak kısa bir süre sonra, Ermenistan nüfusu ve iş dünyası, bu ekonomik birliğin üyelikle ilgili beklentileri zar zor karşıladığını duyurdu.

Rusya, Gürcistan ile olan ilişkilerinde, “yakın ülkelerdeki” itaatsizlerini cezalandırmak için ekonomik manivelalar kullandı. Gürcistan 2006 yılında casusluk suçlamasıyla bazı Rus diplomatları ülkeden sınır dışı ettiğinde, Rusya bir dizi Gürcü ürününün ithalatını yasaklayarak, tepki gösterdi. Rus enerji grubu Gazprom, Gürcistan için gaz fiyatını iki katına çıkardı ve daha fazla fiyat artışı açıkladı. Devlet Başkanı Saakashvili’nin liderliğinde ülke, dış ticaret ilişkilerini yeniden düzenledi ve piyasa ekonomisi reformlarıyla batılı yatırımcıları kendine çekti.

Azerbaycan, Türkiye ve İran ile yoğun ekonomik ilişkileri ile enerji arzını ve enerji ihracatında, transit ülke işlevini güvence altına almıştır. Ancak 2013’ten bu yana, yeni iktidardaki Gürcü Rüyası partisi altında tekrar Rusya ile ekonomik temas halindeler. Moskova, daha sonra Gürcü ürünlerine yönelik ithalat engellerini kaldırdı. Rusya'dan milyonlarca turist tekrar Gürcistan’a gitti. Tiflis’teki yeni hükümet, batıya yönelik dış ve güvenlik politikası yöneliminden vazgeçmeden, Moskova’ya karşı daha pragmatik bir politika izledi. Ancak muhalefet, bu politikaya saldırıyor. Geçici olarak başbakanlık, iktidar partisi başkanlığı görevlerinde bulunan ve bir ofisi olmasa da büyük bir çekici olarak kabul edilen multimilyarder Bidzina Ivanishvili’yi “Rusya’ya ait” olarak nitelendiriyor. Ülkesine dönmeden önce servetini 1990’larda, Rusya’da kazanmıştı.

Dokuz milyonu aşan nüfusuyla Azerbaycan, enerji kaynakları ile Kafkasya’nın en kalabalık ve ekonomik açıdan en güçlü ülkesidir. Hükümeti, batılı ülkelerle ticaret anlaşmaları için kampanya yürüttü. Aynı zamanda, Azerbaycan’ın 1994 yılından itibaren enerji politikasını, Avrupa’ya yöneltmesine ve Rusya’yı geçerek, ABD tarafından desteklenen yeni boru hattı güzergahlarını enerji tedariki için kullanmasına rağmen, Rusya ile ekonomik ve ticari ilişkiler büyüdü. Sadece Rus şirketleri olmamakla beraber, Azerbaycan şirketleri de Rusya’ya yatırım yaptı. Moskova, daha fazla ekonomik nüfuz elde etmek için, 2010’lu yıllarda, Azerbaycan diasporasıyla temas kurmaya çalıştı. Öncelikle “Milyarderler Birliği” olarak bilinen, Rusya’daki Azerbaycan Örgütleri Birliği’ne yöneldi. Başkan Putin, Azeri’yi elde etmeye, To Baidzhan’ı, Avrasya Ekonomik Birliği’ne katılmaya ikna etmeye çalışıyor. Bakü ise şimdiye kadar bu daveti kabul etmedi ve geri çekiyor. 

Hem Batı hem de Avrasya Bölgesel Kuruluşlarına Yönelik Üyelik

Rusya’nın komşu ülkeleri etkilemek istediği, “Rus dünyası” anlatısı, Güney Kafkasya için pek uygun değil. Kremlin, güvenlik politikası ve ekonomi alanında “sert güç”ün yanı sıra kültürel ve ideolojik alanlarda “yumuşak güç” uygulamaya çalışıyor. Başkan Putin döneminde, “Rus Dünyası” (Russkij Mir) anlatısı, komşu ülkeleri etkilemek için, daha yoğun bir şekilde kullanıldı. Güney Kafkasya’da ise Doğu Avrupa’dakinden farklı bir gerçekle karşılaşılmaktadır. Bu nedenle Rusya, bu aracı, örneğin, nüfuslarına Rus pasaportu sağladığı himayesi altındaki Abhazya ve Güney Osetya ile sınırlı bir ölçüde kullanabilir. Russkij Mir, nüfusun geri kalan Rusça ve Rusça konuşan kesimlerine yöneliktir. Ancak Güney Kafkasya’da, bu oranlar çarpıcı biçimde düştü. Buna karşılık, bölgeden Rusya’ya işçi göçü arttı. Ermeni ve Azerbaycan diasporasının her biri, iki milyon kişiden oluşuyor. Bu da Moskova’nın, Dağlık Karabağ ihtilafındaki davranışını etkiliyor. Moskova, Russkij Mir ile sadece yurtdışındaki “Rus vatandaşlarına” hitap etmekle kalmıyor, aynı zamanda söz konusu ülke ile kültürel benzerlikleri de gündeme getiriyor. Kafkasya da buna, örneğin, nüfusun geniş kesimlerinin toplumsal cinsiyet sorunlarına, cinsel azınlıklara karşı muhafazakar tutumu nedeniyle duyarlıdır. Rusya, bir “Avrasya anlatısı” ile Doğu Avrupa’ya uzanan bir “Sovyet sonrası medeniyet” olduğunu varsayar. Bu bağlamda Kremlin, özellikle Gürcistan’a karşı propaganda kampanyaları başlatmıştır. "Kültürel batılılaşmayı" kınıyoruz. Moskova, Gürcistan Vatanseverleri, ittifakı gibi Batı karşıtı bir partiyi ve Primakov Center veya Tiflis’teki Avrasya Enstitüsü gibi örgütleri destekliyor. Medya Geliştirme Vakfı (MDF) gibi (sivil toplum örgütleriyle birlikte), şehir bu tür bir etkiyi önlemeye çalıştı. Gürcistan Savunma Bakanlığı, 2017-2020 iletişim stratejisinde “hibrit savaşı”, ulusal güvenliğe yönelik büyük bir tehdit olarak nitelendirdi. Rusya, Batı karşıtı kızgınlığı kışkırtmak için, öncelikle nüfusun ortodoks-muhafazakar kesimlerini harekete geçirmeye çalıştı, çünkü Gürcü Ortodoks Kilisesi’nin sesinin iç ve dış politikada ağırlığı var. Örneğin, 2014 yılında Patrikhane bir ayrımcılık karşıtı yasayı protesto etti.

Sivil toplum aktörleri, buna kilise çevreleriyle, diyalog başlatarak tepki gösterdi. MDF’ye göre bu, görünüşe göre, bu çevreden gelen Batı karşıtı açıklamaların azalması sonucunu doğurdu. Genel olarak Rus propagandasının, Gürcü toplumundaki kanaatler üzerindeki etkisi sınırlıdır. Çoğunluk, hala ülkelerini batıya yönlendirmekten yana. 2020’de kamuoyu yoklamalarında, sorgulananların %87’si AB üyeliğini, %78’i NATO üyeliğini destekliyor, %82’si Rusya’yı kendileri için en büyük tehdit olarak görüyor. Güvenlik Rusya yanlısı partiler, parlamento seçimlerinde çok az destek aldı. 2021’de Rusya’da, şirketleri olan bir Gürcü multimilyoner olan Levan Wasadze, kendi ülkesinde, şu anda, oldukça hareketli olan iç siyaset sahnesinde, dikkatleri üzerine çekti. Orada aşırı muhafazakar Batı karşıtı argümanlarla Rus çıkarlarının bir savunucusu olarak ortaya çıkıyor. Unity, Essence, Hope (Ertoba, Raoba, Imedi, ERI) siyasi hareketini kurdu. Rus Avrasya ideologu Alexander Dugin, nüfusun muhafazakar kesimlerinde belirli bir seferberlik potansiyeli olduğuna inanılıyor. Ancak Gürcistan’ın, siyasi yelpazesinde daha geniş bir Rus yanlısı kampa doğru atılım değil.

Son zamanlarda, 2020’de, Rusya, korona salgını ve Gürcistan’daki mücadelesiyle bağlantılı olarak bir propaganda kampanyasını hızlandırdı. Moskova, bu kampanyayla zaten Richard Lugar Center’ı hedef almıştı. Bu laboratuvar, ABD ile ortaklaşa kurulmuş, 2011 yılında faaliyete geçmiştir. Daha sonra Gürcistan’da korona ile mücadelenin merkezine taşındı. Moskova laboratuvarı biyolojik silah yapmakla suçluyor. 

 

Yorumlar