Rüşvet

Rüşvet

Tabiatında utanmakla aşinalık yok.

Bilirsiniz, hani, insanda bir damar varmış,

Ki yüzsüz olmak için mutlaka o çatlarmış;

Nasılsa “Rabbim utandırmasın!” duâsı alan,

Bu arsızın o damar zaten eksik alnından!

Mehmet Akif ERSOY (Fatih Kürsüsü'nde - Safahat)

Rüşvet, rişâ, rüşâ... En kısa tarifle haram hediye...

İmam Gazâlî “Her ikisi de birer gaye uğrunda ve gönül rızası ile verildikleri halde, neden hediye helâl oluyor da rüşvet haram?” sorusunu meşhur İhyâu Ulumid Din isimli eserinde, Hüccet-ül İslâm ünvanına yaraşır bir tarzda izah ediyor.

Hülasa yaparak aktarayım: Hediyede tahakkuku beklenen gaye muhabbettir. Öyle bir muhabbet ki ahiret menfaaitine yönelir, dünyalığa değil. Bu yüzden hediyeleşmek sünnettir. Ekmelüttahaya efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlar: “İnsanlar üzerine bir zaman gelecek, rüşvet, hediye namı altında helâl kabul edilecek, ibret olsun diye adam öldürmek de mübah sayılacak, insanlara gözdağı versin diye suçu olmayan kimse öldürülecektir” (İhyâu Ulumid Din - 4.Kitap, 7.Bâb, Cilt II, Sayfa380-385)

Yine Gazâlî şöyle bir olayı aktarır: Resûl-i Ekrem (salat’u selâm olsun ona) Yemen'de Ezd kabilesinin zekâtlarının başına bir âmil gönderdi. Adam dönüşünde topladığı zekâtı teslim etti ve bir kısmını bir tarafa ayırdıktan sonra, “O sizin, bunlar da benimdir; bana verilen hediyelerdir” dedi. Resûl-i Ekrem efendimiz ise, “Anne ve babanın evinde otursaydın da, bu hediyeler sana gelseydi, o zaman dediğin doğru olurdu” buyurdular. Sonra devamla ve umumi bir ifade ile: “Ne oluyor? Bazı kimseleri bir işe gönderiyorum da, dönüşlerinde: ‹Bunlar sizin, bunlar da benim, bana verilen hediyelerdir› deyip bir kısmını kendilerine ayırıyorlar. (Madem ki hediyeler geliyor) annesinin evinde oturup hediyelerini bekleseydi ya? Hayatım kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, sizden hanginiz, hakkı olmayarak bir şey alırsa, kıyamet günüde o şey sırtında olduğu halde, Allah'ın huzuruna gelecektir. Hiç biriniz kıyamet gününde sırtında böğüren deve, böğüren inek ve meleyen koyun olduğu halde Allah'ın huzuruna gelmesin!.” (Sonra koltuk altları görünecek şekilde ellerini kaldırdı ve) “Allahım tebliğ ettim mi?” diye buyurdu. (Buhari - Müslim)

Egosantrik (benmerkezcil) sapma. “İnsana kendi çalışıp kazandığından başkası yoktur” (Necm Suresi, 39’uncu âyet.) ve “Bizi aldatan bizden değildir” (Hadis-i Şerif) İslâm, yani o sonsuz hidayet ve huzur ikliminde fahşiyatın hiçbir türlüsüne yer yoktur. Allah bütün kötülüklerden men etmiş, bütün iyilikleri ise emr etmiştir.

İslâm hukukçuları “Def-i mefasid, celb-i meanifiden evlâdır” (Mecelle Md. 30; kötülükleri yok etme işi, iyi ve menfaatimize uygun olan işleri yapmaktan, istemekten önceliklidir) hükmünce önce toplumu kemiren, yozlaştıran (rüşvet, suistimal gibi) menfiliklerle uğraşmayı, bunları yok etmeyi tercih ettiler...

Keza, Osmanlı Padişahlarının rüşvet konusundaki hassasiyetlerini Batılı tarihçiler anlata anlata bitiremezler... Yabancı devlet sefirlerinin getirdikleri hediyeleri beytül mâl'e kaydeder, para almaya alışanın emir almaya da alışacağına itikat ederlerdi. Atatürk ilkeleri arasında da rüşvet yok. Pekâla bugün toplumun hemen hemen her kesiminde rüşvet nasıl oluyor da “kolaylık vergisi” olarak niteleniyor!..

“Devletin malı deniz, yemiyen domuz” diyen şerefsizler var hálâ... Oysa “Devletin malı derya gibi temiz, yiyenler domuz kadar pis, necis..” denilmeliydi... Devlet malı faiz ve sair pisliklerle kirletilince ona musallat olan, pislik yiyici domuzlar da artıyor galiba..

Yorumlar