13792 Defa Okundu

Bir süredir yazılarımızda konu edindiğimiz Ankara İlahiyat, süreç içinde bir ekole de vücut vermiştir. Bu ekole Ankara Ekolü veya Ankara Okulu denmektedir.

Reformcu, dinlerarası diyalogcu ve tarihselci bir yaklaşım sergileyen bu ekol, her türlü faaliyeti ve hususen de yayınlarıyla, İslam’ın mahiyetini bozan ideolojik bir karakter taşımaktadır.

Hatta diyebiliriz ki Zeytindağı’ndaki Misyonerler Kongresinde alınan dini sorgulanır hale getirme kararının fiilen tatbike konduğu bir adres niteliğindedir. Bu yazımızda bu ekolün zihniyet çerçevesini çizmeye çalışacağız.

I- BATILI ORYANTALİSTLERİN ALDIĞI “EHL-İ SÜNNETLE MÜCADELE” KARARI

Ankara Okulunun benimsediği reformist zihniyeti anlayabilmek için, önce oryantalist merkezlerin aldığı ehl-i sünnetle mücadeleye dair kararı bilmek gerekir:

“Batı’da Oryantalizm merkezleri, İslam coğrafyasındaki İslamî faaliyetlerle ilgili, belli bir plan ve proje çerçevesinde hareket etme konusunda ortak karara varmışlardır. Bu karara göre:

“Müslümanların akâid, fıkıh ve ahlâk birliğini sağlayan Ehl-i Sünnet yapısı hedef alınacak ve bu yapının dışında kalan, hatta karşıtı olan başta Mu’tezile olmak üzere bütün bid’at ve dalâlet fırkaları desteklenecektir. Üniversitelerde yapılacak akademik çalışmalar, Ehl-i Sünnet’in yıpratılması ve aşağılanmasına dönük olacaktır. Bir itiraz söz konusu olduğunda, bu bir bilimsel çalışma, denilecektir. Esas amaç ise, ülkelerde devletin dinî kurumlarına bu ideolojiye inanan kişiler atanacak ve bunlar vasıtasıyla Selçuklu ve Osmanlı’nın temsil ettiği Ehl-i Sünnet karşıtı kitap, makale ve fetvalar yayınlanacak, karşı çıkıldığında da, karşı çıkanlar, “devlet ve diyanet düşmanı” ilan edilecektir.” [1]

Bu satırlarda anlatılanlar maalesef bugün uygulanmakta olan bir vakıa haline gelmiştir. Görülüyor ki, dini / İslam’ı reforme etme, tahrife uğratma konusundaki karar ve emirler batıdan, oryantalist merkezlerden gelmekte ve Müslüman ülkelerin, zihniyeti dönüştürülmüş insanlarına uygulatılmaktadır.

II- ANKARA OKULU NASIL BİR YAPILANMADIR?

“Ankara Okulu, geleneksel İslam olarak nitelenen Ehl-i Sünnet’e karşı geliştirilen, İslam’da aklîleşmeyi savunan, hadis inkârcılığını öne çıkaran, Kur’an Müslümanlığını esas alan, Dinde Reformu gerçekleştirmek için Kur’an’ı eleştiren, Selçuklu ve Osmanlının Akaidine savaş açan, Modernist İslam yaklaşımında Batı Oryantalizmini örnek alan (…) bir ideolojik yapılanmayı simgeler.

Ankara Okulu fikrî platformunun temsilcileri arasında Fazlurrahman, Musa Carullah, Mustafa Öztürk, M. Hayri Kırbaşoğlu, İlhami Güler başta olmak üzere Namık Kemal Okumuş, Metin Yasa, İsrafil Balcı, Ömer Özsoy, Caner Taslaman, Mehmet Okuyan, Adil Çiftçi, Lokman Çilingir ve diğerleri bulunmaktadır.” [2]

Ankara Ekolü tanımlamasının kime ait olduğunu göstermesi bakımından, önceki yazılarımızda da alıntıladığımız şu paragrafı tekrar hatırlayalım:

“2009’un Mart ayı ortalarında Türkiye’ye gelen Almanya Protestan Kilisesi Konsey Başkanı piskopos Wolfgang Huber, Ankara İlahiyat Fakültesi’nde verdiği konferansta, Türkiye’de Kur’an-ı Kerim’in zamana göre yorumlanması çabalarını övmüş ve bu konuda “Ankara Ekolü” diye tanımladığı bir İlahiyatçı çalışma grubundan söz etmiştir. Bu ekolden Ankara İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Ömer Özsoy ile Mehmet Paçacı’yı, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Burhanettin Tatar’ı ve Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ü zikretmiştir.” [3]

Ankara Okulunu tanıtan bu cümleler, onun temsil ettiği dini tahrif ve reform zihniyetini apaçık ortaya koymaktadır. Bu ekolün burada adı zikredilen ve edilmeyen temsilcilerinin bugün hangi makamlarda hangi görevleri yaptıkları üzerinde ibretle düşünmek gerekir. Ki zamanı geldiğinde biz de yazılarımızda bu isimlere ayrıca yer vereceğiz.

III- İSLAM DÜŞMANLARI DİNDE REFORMU YERLİ ORYANTALİSTLERE YAPTIRIYORLAR

“Türkiye’nin düşmanları, bize yapmak istediklerini şimdi bizim evlatlarımıza yaptırıyorlar. Türk milletinin evlatlarına bindikleri dalı kestiriyorlar.

Bu memleketin insanlarına yaptırılan, kendi milletine ve kendi değerlerine karşı davranışlardan birisi Müslüman kitleleri kendi dininden şüpheye düşürmeye, İslam’a olan güvenlerini sarsmaya yönelik düşünceler ve anlayışlar ortaya atmaktır. Türkiye’ye ve İslam’a düşman odaklar bunu bazı ilahiyatçılarımıza yaptırıyorlar.” [4]

“Küresel Oryantalizm, dinde ıslahat ve modernizm ismi altında 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında yaklaşık eş zamanlı olarak bütün İslam ülke ve topluluklarında Selçuklu ve Osmanlı’nın temsil ettiği İslam dini esaslarına yönelik tebdil / değiştirme, tahkir ve tezyif çalışmaları başlatarak saldırıya geçmiştir. Bu saldırı, ülkemizde özellikle İlahiyat, İslam İlimleri, Diyanet, Diyanet Vakfı ve bazı yayınevleri çevrelerinde yoğunlaşmıştır. Bu fikrî saldırı, dışarıdan değil, Müsteşriklerin batıl, yıkıcı ve ecdat düşmanlığı propagandalarının etkisinde kalan, ecdadımızın uyguladığı İslam’a yabancı kalan, hatta ona ihanet eden ve İslam’ı değiştirmeyi hedef alan yabancıların emir erliğini üstlenen(ler)… tarafından yapılmaktadır…” [5]

Bu satırlarda “bazı yayınevleri” diyerek atıfta bulunulan mahfillere Ankara Okulu Yayınlarını, İslamiyat Dergisini ve KURAMER’i örnek verebiliriz. Diğerlerinden ilerleyen yazılarımızda bahsedeceğiz ama bu yazının muhtevası itibariyle Ankara Okulu Yayınlarına biraz daha yakından bakalım:

IV- ANKARA OKULU YAZARLARI VE YAYINLARI

Bir oryantalizm projesi olan reformculuğu misyon edinmiş Ankara Okulunun yazar ve yayınlarından bazı örnekler verelim.

Resmi internet sitelerine[6] girdiğimizde, ana sayfada “Yazarlarımız” başlığı altında iki ismin ön plana çıkarıldığını görüyoruz: Fazlurrahman ve İlhami Güler.

- Bunlardan ilk sırada reklamı yapılan Fazlurrahman, tarihselcilik küfrünü İslam’a yakıştıran ve ortaya koyduğu reformist görüşler sebebiyle Pakistan uleması tarafından hakkında mürtedlik fetvası verilmiş bir şahıstır. Bu yazıyı hazırladığımız tarih itibariyle Ankara Okulu Yayınlarının sitesinde onun toplam 11 kitabı yer alıyor ki bazılarının isimleri şöyle: “İslam’da İhya ve Reform”, “İslamî Yenilenme I, II, III, IV”, “İslam ve Çağdaşlık”, “Tarih Boyunca İslamî Metodoloji Sorunu”

- İlhami Güler ise Kuran’dan, çağa, akla ve mantığa uymadığı gerekçesiyle çıkartılması gereken ayetler olduğunu ileri süren, keza “kader” ve “Allah’ın adaleti” gibi konularda bir Müslümanın, değil ağzına almak, aklından bile geçiremeyeceği şeyleri fütursuzca konuşan ve yazan çizen biridir. Burada konumuz bu şahsın sapkın fikirlerinin gündem edilmesi olmamakla birlikte, Ankara Okulu Yayınlarının kimlerin hangi iddialarını “ilim” adı altında propaganda ettiğini göstermesi açısından, onun “Allah’ın Ahlakiliği Sorunu” (!) adlı kitabında geçen şu cümleyi bir ibret olması için takdirlerinize sunuyoruz:

“… Bizim Allah tasavvurumuz bizim dünyamızda uzun süreden beri kimin zengin kimin fakir olacağını, fiyatları, kazaları felaketleri, vakitsiz ölümleri vs. ilahi kader adı altında meşrulaştırmaktan başka neye yarıyor? İnsan özgürlüğünün bu en büyük rakibini, bu yanlış imajı öldürmenin zamanı gelmedi mi?...” [7]

Bu ifadeler, apaçık Allah’a başkaldırı anlamına gelmiyor mu?

Bu cümlelerin de içinden alındığı “Allah’ın Ahlakiliği Sorunu” kitabı başta olmak üzere Ankara Okulu, bugün itibariyle İlhami Güler’in 24 kitabını basıp dağıtmaktadır. Diğer bazı kitaplarının isimleri de şöyle: “Sünniliğin Eleştirisine Giriş”, “Dine Yeni Yaklaşımlar”, “Özgürlükçü Teoloji Yazıları”, “Sabit Din, Dinamik Şeriat”

Bunlardan “Sünniliğin Eleştirisine Giriş” adlı kitaba özellikle dikkat çekmek isteriz. Zira bu kitabın, yazımızın birinci bölümünde bahsettiğimiz “Batılı Oryantalistlerin Aldığı Ehl-i Sünnetle Mücadele Kararı”nın müşahhas bir örneği olduğu gayet açıktır. Keza Güler’in diğer kitaplarının isimleri de hep reformist din anlayışını simgelemektedir.

Diğer yazarlardan da örnekler verelim:

- Sünnet ve hadisleri itibarsızlaştırarak “tek kaynak Kuran” söylemine sarılan ve bu söylemin arkasına gizlenerek reformist görüşleriyle Kuran’ı tahrife kalkışan Rus kökenli Musa Carullah Bigiyef’in on dokuz kitabı,

- İngiliz kökenli bir papaz olan ve “Muhammed Mekke’de” adlı kitabında 18 yerde kişiyi küfre düşürecek ifadeler yer alan müsteşrik Montgomery Watt’ın bir kitabı,

- Tahrifatçı görüşleriyle tanınan -mesela miracı reddeden- ve Hilal TV’ de “Arkadaşım Muhammed” adlı program yapan İsrafil Balcı’nın on sekiz kitabı,

- Hz. Peygamberin (s.a.v.) pak nesebine iftira atan ve bu sebeple geçtiğimiz aylarda hakkında idari ve hukuki soruşturma başlatılan Mehmet Azimli’nin on iki kitabı,

- Kuran’ın Hz. Peygamberin (s.a.v.) sözü olduğunu iddia ve Allah kelamı olduğunu inkâr eden; Kuran, Allah ve Hz. Peygamber (s.a.v.) hakkında kurduğu ağza alınmaz cümlelerle büyük tepki toplayıp sonunda Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan Mustafa Öztürk’ün otuz üç kitabı,

- Ve Bünyamin Erul, Mehmet Paçacı, Hadiye Ünsal, Mehmet Hayri Kırbaşoğlu gibi, ortaya attıkları İslam’ı tahrib ve tahrif eden görüşler saymakla bitmeyecek daha birçok kişinin toplamda yüzlerce kitabı da yine Ankara Okulu Yayınları tarafından basılıp dağıtılmaktadır.

Liste çok daha uzun, ama biz bu kadarla iktifa edelim.

Ankara Okulunun yazar kadrosundaki bu isimler, bu yapılanmanın neye hizmet ettiğini açıkça ortaya koymuyor mu? Yoruma ne hacet!

V- İSLAM’I MEVCUT ŞARTLARA VE BATIYA UYDURMA GAYRETKEŞLİĞİ

Ankara Okulunun temsil ettiği reformist zihniyet, İslam’ı mevcut şartlara ve batıya uydurma gayretkeşliği de göstermektedir.

Reformist zihniyetin gereği olarak İslam’daki içki, domuz eti, banka faizi gibi haramların esnetilerek bunlara meşruiyet verilmeye çalışılması, dinde reformun, uygulama noktasında nasıl tehlikeli boyutlara ulaştığını ortaya koymaktadır:

“İslam reformu çalışmalarında İslam’ı sisteme uydurma, Batı’nın değerlerine ve kabullerine göre, Batılı insanların yaşantısına göre biçimlendirme çabaları da dikkat çekiyor.

Bu çabayı gösterenler, “Kur’an-ı Kerim içkiyi yasaklamamıştır” diyorlar. “Domuz eti haram olsa da, yağı yasak değildir” diyorlar. “Banka faizi ve bankacılık yasak değildir, caizdir” diyorlar. Bir örnek vermek gerekirse Prof. Dr. Süleyman Ateş, gazetesindeki köşe yazısında şunları yazıyor:

“Bana göre yasayla kurulmuş bankaların verdiği faiz, Kuran'ın yasakladığı faiz değildir. Haram faiz, yoksula verilen ödünç paradan, değerinden fazla para almaktır. İşte bu haramdır. Faizin yasaklanmasındaki hikmet, fukaranın ezilmesini önlemektir. Bankasız ekonomi olmaz. Faiz yasağı, aslında devletin uygulayacağı bir yasadır. Modern devletlerde bankacılık, ekonominin vazgeçilmezidir. Kur’an bunu niçin yasaklasın?...” (16)”[8]

Görüldüğü üzere Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı da yapan, Ankara Okulu mensuplarından Süleyman Ateş’in bu görüşleri, reform çizgisinde nasıl da hiçbir sınır ve hassasiyet tanınmadığının göstergesidir.

Ankara İlahiyatta ve hususen de Ankara Ekolü kadrosuyla şekillenen reformist zihniyet, zaman içinde başta Marmara, Samsun ve İzmir olmak üzere ülke genelindeki birçok ilahiyat fakültesine de sıçramış ve oralarda da menfi izler bırakmıştır.

Böylece “İslam’ı İmha Yolunda Döşenen Taşlar” içinde Ankara İlahiyatı da gündem etmemizdeki haklılık, Ankara Okulu vesilesiyle bir kez daha teyit edilmiş olmaktadır.

Ankara İlahiyat ve onun bünyesindeki Ankara Okulunun temsilcilerinin, Diyanet başta olmak üzere nasıl bir etki sahası oluşturduklarını müteakip yazılarımızda ortaya koyacağız.

 

 

[1] Ahmet Akışık, Sünnî İslam’a Yönelik Oryantalist Küresel ve Yerel Kuşatma. Yazıya şuradan ulaşılabilir:

https://m.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/dr-c-ahmet-akisik/623757.aspx

[2] Ahmet Akışık, “Ankara Okulu” Batı Destekli Bir Zakkûm FETÖ Projesi midir? Yazıya şuradan ulaşılabilir:

https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/dr-c-ahmet-akisik/612230.aspx

[3] Hasan Erden, Papazlar İslam İlahiyatçılarına Neler Yaptırıyorlar? Yazıya şuradan ulaşılabilir:

https://www.gunisigigazetesi.net/papazlar-islam-ilahiyatcilarina-neler-makale,2121.html

[4] Hasan Erden, Aynı yazı.

[5] Ahmet Akışık, Sünnî İslam’a Yönelik Oryantalist Küresel ve Yerel Kuşatma.

[6] https://ankaraokulu.com.tr/

[7] İlhami Güler, Allah’ın Ahlakiliği Sorunu, s: 153.

[8] Hasan Erden, Aynı yazı. Yazıdaki dipnot: Süleyman Ateş, Vatan Gazetesi, 28 Haziran 2006.

Yorumlar