Prof. Dr. Alkin’e sorular...

Türkiye’deki gazete ve televizyonlar ekonomiye çok fazla itibar etmezler. Bu yüzden ekonomi haberleri gazetelerin manşetine çıkmadığı gibi, televizyonlarda da ilk haber olarak yer almaz.

Türkiye’deki gazete ve televizyonlar ekonomiye çok fazla itibar etmezler. Bu yüzden ekonomi haberleri gazetelerin manşetine çıkmadığı gibi, televizyonlarda da ilk haber olarak yer almaz.

Bu durum, yöneticilerin ekonomiden fazla anlamadıkları, ya da halkın bu haberlere ilgi göstermediğini düşünmelerinden kaynaklanabilir. Ya da başka nedenleri vardır. Neyse...

Oysa 2000’li yıllarda NTV yayınlanan ve ekonomist Asaf Savaş Akat, Deniz Gökçe ile Mahfi Eğilmez’den oluşan ekibin sunduğu “Ekodiyalog” adlı program tam bir efsaneye dönüşmüştü. Program o kadar ilgi görmüştü ki, ekip Anadolu’nun dört bir yanından teklifler alıp il il Türkiye’yi dolaşmıştı. Onlar, ekonomiyi asık yüzlü, ciddi ve huysuz bir adam sananların nasıl yanıldıklarını koymuşlardı ortaya.

Ben Prof. Dr. Emre Alkin’i de aynı ekolden bir ekonomist olarak görüyorum. Hoca, çok yönlü bir bakış açısına sahip ve köşe yazılarından, ekonomi programlarına, sohbetlerinden yazdığı kitaplara dek insanı düşündüren, alışılmadık ve ilginç şeyler anlatıyor.

Ancak Hocanın “Kredi notunun artması için ne lazım?” başlıklı köşe yazısını okuduğumda, söylediklerine pek katılamadım.

Hoca, yazısında son günlerde Türkiye’nin kredi notu konusunda olumlu adımlar atan Fitch‘in Gelişmekte olan Ülkeler Direktörü Ed Parker’ın Türkiye hakkındaki yorumlarına atıfta bulunarak inandırıcılık meselesine dikkat çekmiş.

Hoca, Parker’ın Türkiye ekonomisinde son 18 ayda büyük bir iyileşme olduğunu, ekonominin yeniden dengelendiğini, enflasyonun tek haneye indiğini, cari dengenin fazla verdiğini, ekonominin tekrar büyümeye geçtiğini söylemesine rağmen, “Yine de YEP hedeflerine hiçbir zaman yaklaşılamadı,” diye uyarılarda bulunduğunu anlatarak şöyle diyor: “Demek ki 2020’de en önemli sınav YEP hedeflerini tutturmak olacak...”

Hocam iyi güzel de yılbaşında açıklanan YEP hedeflerinde enflasyon için yüzde 15.9 olan tahmin, ekim ayında yüzde 12’ye çekilmiş. Eksi 3.3’lük cari denge hedefi ise 0.1’e çıkarılmış. Büyüme hedefi yüzde 2.3’ten yüzde 0.5’e indirilirken, işsizlik hedefi yüzde 12.1’den yüzde 12.9’a yükseltilmiş. Yani YEP’te revize edilen dört hedef için ikisinde olumsuz, diğer ikisinde ise olumlu bir gelişme yaşanmış.

Hocam siz de bilirsiniz; Türkiye’nin çok dinamik bir ekonomisi var. Birileri yandı, bitti, kül oldu derken, o küllerinden yeniden doğuyor...

Bu durum sadece bizi değil, dışarıdan Türkiye’ye bakanları da sıklıkla yanıltıyor. Türkiye’nin büyüme hızı konusunda geçmişten günümüze IMF’dban Dünya Bankası dek tahminlerde bulunan onlara kuruluş sürekli yanılarak hedeflerini bir değil, birkaç kez revize etmediler mi? Üstelik yine de yanılmadılar mı?

Defalarca yanılmalarına rağmen, ne yazık ki bu kuruluşların inandırıcılığını yitirdiğine dair tek bir emare göremedik.

 

 

 

Yorumlar