Prangalı kelimeler..

Tam beşbin sekizyüz ve onaltı kelime, Dokuz boğumda, dizilmiş, bekleyecek... Anlatmak içün hürriyeti.. Ve esareti:   Öz yurdunda garip, öz vatanında parya, Demokrasi, lâiklik, çağdaş medeniyet... Edebe esaret, edebsizlikte serbestiyet...

Tam beşbin sekizyüz ve onaltı kelime,

Dokuz boğumda, dizilmiş, bekleyecek...

Anlatmak içün hürriyeti.. Ve esareti:

 

Öz yurdunda garip, öz vatanında parya,

Demokrasi, lâiklik, çağdaş medeniyet...

Edebe esaret, edebsizlikte serbestiyet...

 

El ayak zincirsiz gûya, Kargalar güler ya...

Hattızatında var ya, âlem gülmekte,

Gülerler ya, ne bilsinler bizde

Prangalı kelimeler..

 

Eller ayaklar hür, geziyor âlemi cesetler

İnsan çok lâkin hep dipdiri  meyyitler...

Adam hür, sözü esir...

Prangalı kelimeler,

Dizildi boğaza sesler,

Bıraksan, sin kaf gidecekler...

Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) sahih bir hadîs-i şerîf’lerinde “şiirin bazısı hikmettir” buyurmuşlar. “Prangalı kelimeler”de bir hikmet var mıdır? Takdir sizin, gayret bizim, zafer Allah’ın...

Gecenin bir köründe dizildi dimağıma “Prangalı kelimeler”.

“İlham geldiğinde, ertelemeyin, unutabilirsiniz, ilham kaçabilir” der üstadlar... Bendeniz de öyle yaptım, hemen yataktan fırlayıp yazdım...

Belki ileride başka şekilde, bir kitap halinde de yayınlayabiliriz ama şimdiden okurlarımla buluşturmak istedim “Prangalı kelimeler”i...

“Prangalı kelimeler” tez azad olsun istedim... Böylece en azından tüm prangalara inat, “Prangalı kelimeler”in prangaları parçalanmış oldu.

Hürriyet-i kâmilenin hasmı tüm prangaların paramparça olmasını diliyorum. Hürriyet olmadan zürriyet bile olmaz çünkü...

Olsa da böyle, korkak, sıçan gibi saklanacak delik arayan bir zürriyet olur... Cesaret uçkur çözmeye teksif, âr námûs berhava, fikir ve dâva masal...

Orwell’in “1984”ünü, 2024’lerde yaşayacak tek ülke olacağız… Öyle olmasa hayatın enerji zirvesi gençlikte bir mefkûre ahlâkı olurdu... Baksanıza hálâ “Büyük Birader” bizi gözetliyor!..”

George Orwell, muhteşem eserini 1948’de bitirmiş, senenin son iki rakamını yer değiştirtip, roman adını “1984” koymuş... Orwell’in “Hayvan Çiftliği” de “1984” gibi hal-i pür melâlimizi ironik olarak pek iyi ifade eder.

Malûmâlileri çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanların yönetimini alaşağı edip adil bir düzen kurmak isterler...

Toplantılar yapılır, karar alınır ve günü gelince hep birlikte kıyam eder, insanları kovarlar... Herkes mutludur bir süre...

Lâkin zamanla zeki ve hırslı domuzlar, âdil düzenin canına okur, insanlarınkinden daha acımasız bir diktatörlük kurarlar...

Artık tarih, gerektikçe değiştirilen ve yeniden yazılan bir palimpsest’e dönüşmüştür... Başdomuzun heykelleri dikilir çiftliğin her yerine... Lisán bile Franz Kafka'nın “Dâva” romanındaki gibi, düzenin ihtiyaçlarına göre oluşturulmuş “yenisöylem” olmuştur.

Mehmed Akif bunu “Semerci ve Eşekler” şiirinde, “Adam mısın: Ebediyyen cihanda hürsün, gez; / Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez... / Adam değil misin, oğlum: Gönüllüsün semere; / Küfür savurma boyun kestiğin semercilere...” diyerek nazmeder...

Sonsöz (Afterword): Bütün “Hayvan Çiftiği” düzenlerinde “1984 rejimi” vardır... Başka bir deyişle “Büyük Birader” (başdomuz ve köpekleri) sizi gözetler, prangalıdır kelimeler... 

Yorumlar