3856 Defa Okundu

Platon’un Devlet isimli kitabı bütün bir felsefe ve düşünce tarihini derinden etkilemiştir. Bugün, on kısımdan oluşan kitabın ilk dört bölümden kendimce önemli gördüğüm kısa alıntılar paylaşmak istedim. Bazen özetledim bazı kısımları da aynen aldım.  

“Bu dünyada kötülük eden Hades’te cezasını çeker” gibi sözlere gülenleri, gün gelir, ya bu söz doğruysa, diye bir korku alır. Hayatlarını gözden geçirip ettikleri haksızlıkların farkına varanlar, çocuklar gibi uygularından korkuyla uyanırlar. Umutsuz bir bekleme içinde zehir olur hayatları.

Yönetime karışmayan için cezanın en büyüğü kendisinden kötü olanlar tarafından yönetilmektir. En değerli insanlar bundan korktukları için yönetici olmayı kabul ederler. Yoksa bir nimete konmak, rahatlarını sağlamak için değil.

Babalar oğullarına doğru adam olacaksın derler, doğru yolu gösterirler; eğiticilerin yaptığı da budur. Ama doğruluğu, doğruluktur diye değil, insana iyi ün kazandırdığı için överler. Doğru görünüp, böylece yüksek mevkilere ulaşmasını, iyi bir evlilik yapmasını ve diğer nimetlere kavuşmalarını isterler.

Tarlalarımızın bize yetmeyeceğini düşündüğümüzde, komşularımızınkini ele geçirmek isteriz. Onlar da bizim gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmezlerse bizim toprağımıza saldırmak isteyeceklerdir. Savaş, kötülüklerin kaynağı olan şeyden, başkalarından daha fazla mal edinmek hırsından doğar.  

Yiğit bir adam kendi gibi yiğit bir dostunun ölümünü korkunç görmez. Dostu ölünce de onun başına korkunç bir şey gelmiş gibi ağlayıp sızlamaz. Değerli insan kendine yeter, tek başına yaşamanın tadına varabilir. Herkesten daha az arar başkalarını.

Her şey insanın anlatmak istediği şeyin emrindedir. Sözün, müziğin, şeklin güzelliği, ritmin yerindeliği, bütün bunlar insanın saflığına bağlıdır. Saflık budalalık değildir. İnsan tabiatını gerçekten iyilik ve güzellikle süsleyen bir düşünce olgunluğudur.

Bir toplumda düzensizlik artınca daha çok mahkeme ve hastane açılır. Avukatlık ve doktorluk en şerefli meslekler haline gelir. Toplumda, yalnız küçük insanların, işçilerin değil, aydın ve yetkin olmakla övünen kimselerin bile sürekli hekimleri ve yargıçları aramaları o şehirde eğitimin bozuk olduğuna kanıttır.   

Aşırı sağlık kaygısı insanı işinden alıkoyar. Öğrenme ve düşünmede derinleşmeye engel olur. Her işte doktora başvurmamalı ve doktorları her türlü rahatsızlıklarımıza yeni isimler koymaları için zorlamamalıyız. Tedaviyi sürecini uzatmayıp mümkün olan en kısa sürede işimize dönmeliyiz.

Hasta olmuş ve çok sayıda hasta görmüş bir hekim için bu durum avantajdır. Ama gençliğinde bile olsa suça karışmış yargıç için bu durum avantaj değildir. Suçlu kendisini kötü yargıçtan koruyabilir ama iyi yargıçtan koruyamaz. İyi yargıçla karşılaşan suçlunun budalalığı ortaya çıkar.

Bütün toplumun inandırılması gereken temel ilkelerden biri de şudur: Üstünde yaşadığınız bu toprak sizleri büyüten ve emziren anneniz gibidir. Ona saldıran olursa korumak boynunuzun borcudur. Yurttaşlarınız da aynı toprağın çocukları ve sizin kardeşlerinizdir.

Askerlerin ve onların içinden çıkacak yöneticilerin zorbaya dönüşmemeleri ancak iyi bir eğitimle sağlanır. Bir çoban için en kötü, en tehlikeli şey sürüleri korumakla kendisine yardımcı olan köpeklerin kötü yetişmiş olması, açlık, ya da kötü huyları yüzünden sürüye saldırmaları, köpekken kurt olmalarıdır.     

Yorumlar