26588 Defa Okundu

Yeni Şafak gazetesi yazarlarından Yusuf Kaplan bir TV programında şöyle bir ifade kullanmış: 

“Bu ülkeden İslam’ı tasfiye etmek istiyorlar. Cemaatler gittiği zaman bu ülkenin çocukları kime kalır. İki kuşak çocuğumu kaybettim. AK Parti iktidarı döneminde bu ülke iki kuşağını kaybetti. İslam’la ilişki sıfır, iki kuşak gitti. Böyle bir nesil geliyor. Türkiye’de İslam’ın bir şekilde hayat bulmasını sağlayacak omurgayı çökertmeye çalışıyorlar. Bu omurga cemaatler, tarikatlardı. Cemaatler olmadan bu toplum İslam ile ilişkisini sürdüremez”.

Yusuf Kaplan “İslam’ı tasfiye etmek istiyorlar” demiş. 

Öyle değil, Yusuf Bey, öyle değil. 

İslam’ı bu ülkede tasfiye etmekteler. 

“Etmek istiyorlar” değil. 

Bilmem ifade edebildim mi? 

Bak, kendin söylüyorsun bunu Yusuf Bey; 

“İki kuşak çocuğumu kaybettim” diyen sensin Yusuf Bey!

Ak Parti’nin 20 yıla yakın iktidarında “iki kuşak nesil gitti”. 

Bunun hesabına kime soralım? 

Toz kondurmak istemediğiniz Ak Parti iktidarında kaybettik bu nesli. 

Selefiler bu dönemde peydah oldu. 

Fetöcüler Ak parti döneminde semirdi. 

Ak Parti döneminde nesillerin kaybı başlamadı ama hızlandı. 

Diyorsun ki, “İslam ile ilişki sıfır”. 

Ak Parti döneminde ülkede ilahiyat fakültesi sayısı 100’ü aştı. 

Ayet beğenmeyen ilahiyatçı hocalar bu ilahiyat fakültelerinde müftü ve vaiz yetiştirmekle meşguller!

Ayet beğenmeyen ve “mezhepler üstü” ders verilen ilahiyat fakültelerinden mezun olan/olacak müftüler bize  “fetva” verecekler, öyle mi !

“Mezhepler üstü” seviyede ders verilen ilahiyat fakültelerinden mezun olan vaizlerimiz, bize vaaz edecekler, öyle mi?  

Vaazlarında “Mezhep peygamberimiz döneminde var mıydı? Mezheplere ne lüzum var?” diye halkımızı “irşat” edecekler öyle mi?

İmam-Hatip desen, yer-gök lebalep dolu. 

Deistler yuvalanıyor oralarda. 

İmamlarımızın maaşı Ak Parti döneminde hatırı sayılı şekilde yükseldi. 

Kimsenin maaşında gözümüz yok ama “imam efendinin” ehl-i sünnet anlayışından haberi yok. 

Hutbe okuyor  imam efendi, sanki A Haber dinliyorsunuz gibi.  

Cuma hutbelerinde Ehl-i sünnet anlayışını anlatan hutbe dinlediniz mi, siz hiç?

İtikatta Maturidîlik nedir, Hanefilik nedir, hiç duydunuz mu 150 bin kişilik imam ordusundan?

Yusuf Kaplan feryat ediyor; “cemaatler yok edilmek isteniyor”. 

Yusuf Bey “cemaatler yok edilmek istenmiyor”, yok “edilmekte”. 

Ama hangi cemaat/cemaatler, biliyor musunuz?

Son seçimlerde Ak Partiye oy vereceklerini alenen ilan etmeyen cemaatler, yok edilmeye çalışılmakta. 

Ak Parti’nin “arka bahçesi” haline gelmiş cemaatler niye yok edilmek istensin?

Şunu  biliyoruz: 

Bu ülkede Tanzimat’ın ilanından sonra milletimizin inançlarına cepheden saldırılar başlamıştı. 

Bu saldırı Cumhuriyet’in ilk yıllarında en dehşetli şekliyle artarak devam etti. 

1945’den sonra çok partili sisteme geçince milletimizin inancına saldırı kılık değiştirdi. 

1949’da milletin gazını almak  ve gözünü boyamak için CHP tarafından göstermelik olarak İmam-hatip kursları açıldı. 

1950’de bu kurslar  DP tarafından İmam-Hatip okullarına çevrildi. 

DP, nasıl CHP’den kopmuş bir parti ise ve esasta birbirinden esas olarak farkı yok ise, 1949’da CHP tarafından açılan İmam-Hatip kursuları da aynı misyonu taşımaktadır. 

Halkımızın gözünü boyamak için açılan İmam-Hatip okullarında, milletimizin tertemiz duygularla gönderdiği çocuklarımıza ehl-i sünnet anlayışının verildiğini söylemek mümkün mü? 

Seyit Kutup, Afgani ve Abduh gibilerini idealize eden,  mezhepler üstü bir anlayışla verilen eğitim ile gelinen sonuç deizm ve selefilik olmuştur.  

Yusuf Kaplan “cemaatler yok edilmek isteniyor” diyor. 

Yusuf Kaplan hocam, “yok edilmek istenen cemaatlerin” içinde Cübbeli hocanın cemaati yok. 

Halk Tv’den A Haber’e kadar bütün televizyonları dolaşan ve kırmızı renkten siyaha kadar cübbesiyle arz-ı endam eden Cübbeli’nin cemaatini niye “yok etsinler?”.

Cübbeli’ye “konuş” diyorlar, O da konuşuyor, rengârenk cübbesiyle. 

Her alanda da “konuşuyor”,  maşallah !

Cumhuriyetin “temel değerlerine” sahip olmuş anlaşıldığı kadarıyla. 

“Atatürkçülüğü de” fena değil, yani !

Böyle cübbeli gibilere, “arka bahçe” olması bakımından iktidarın ilişmesi söz konusu değil. 

Seküler cemaatlerin cübbeliye taarruzda bulunması yeni değil. 

Cübbeli’nin “Atatürkçü” olmaya gayret etmesi belki biraz  seküler cemaatlerin salvolarını hafifletebilir ama kesmez. 

Seküler cemaatler, ülkemizde öteden beri dine ve dindar insanlara hep mesafeli olmuşlardır. 

Cemaatler ile ilgili olarak çok şey söylenebilir. 

Şunları önemine binaen ifade etmeliyim:

Bu ülkede cemaatler vardır ve olmalıdır. 

Fakat cemaatler siyasete angaje olmamalıdır. 

Şayet iktidara “yapışık” olursa cemaatler, iktidar gidince, onlar da gider. 

Cemaatler partiler üstü olmalıdır. 

Hiçbir siyasi parti, cemaatleri veya okulları, kendinin “arka bahçesi” olarak görmemelidir. 

Cemaatler de siyasi partiye “ümit” vermemelidirler. 

Siyasi partiler “gelir ve gider”. 

Unutulmamalıdır ki, 

Oy vermek başka şeydir, angaje olmak farklıdır. 

Sandık önümüze geldiğinde her kes “beğendiği” partiye oyunu verir, kapalı bölümde. 

Seçim işi orada biter. 

Herkes işine bakar. 

Seçmen boyutuyla bu iş böyledir. 

Particilik farklıdır. 

Particiler her daim partilerine oy devşirmek peşindedir ve bu partici olarak normaldir. 

Ama seçmen böyle değildir ve olmamalıdır. 

“Seçmenlik” vasfı particilikten daha üsttedir. 

Zira “seçmen” seçer. 

Partici “seçilir”. 

Sözü cemaatlere getirirsek: 

Cemaat, özellikle dinî olan cemaatler,  her hangi bir partiye angaje olmamalıdır. 

Dinî olmayan seküler cemaatlere gelince: 

Bunlar bizim ülkemizde hiç eleştiriye konu olmamışlardır. 

Çünkü Meşrutiyet sonrası dönemde İttihatçıların “sayesinde” laik merkezli cemaatler “buyurgan” bir beslenme ile milletimizin tepesinde boza pişirmişler/pişirmekteler. 

Sonuç olarak ister seküler ister dinî tandanslı olsun “cemaat” kimliğini taşıyanlar hiçbir  siyasi yapıya angaje olmamalıdır. 

Benim kanaatim böyle. 

Yukarıda söylediğim gibi. 

Tekrar edeyim: 

Seçmen olmak seçilmiş olmaktan üstündür. 

Madem ki, “cemaatler olmadan bu ülkede insanlar İslam ile ilişkisini sürdüremez”,  öyleyse siyasi hırs uğruna hiç kimse nesillerimizi heba edemez/etmemelidir.

Her şey para ile ölçülmez. 

Para ile ölçülemeyecek değerlerimiz vardır.

Vesselam…

Yorumlar