2260 Defa Okundu

Şu kadar gündür inzivadayız. Biraz daha sürecek gibi. Devletler karantina sürecini bitirse de, yakınlaşma korkusu yüreğimizde sürecek, birbirimizden uzak durma alışkanlığı kalacak. Maskeli günler devam edecek. “Coronaya” diyebileceğimiz hafif şiddette ama sürekli bir paranoya hayat standardımız haline gelecek.

Bir dönüşümdür yaşadığımız. Öyle böyle değil; radikal ve belki kalıcı bir dönüşüm. İhtiyaç listemizi daralttık. Alışık olduğumuz taleplerimizi geri çektik. Anlı şanlı üreticiler yeni ve daha pahalı, daha havalı modellerini, tekno oyuncakların bir üst sürümünü arz etmez oldu. Metropollerde billboardlar avare, reklam panoları sahipsiz, outdoor ekranlar boş kaldı. İştahımızı eskisi kadar vahşice tahrik etmiyor üreticiler. Bugüne kadar yaptıklarından utanmışlar gibi, mahcup bir sessizliğe büründüler. Neredeyse, nostaljiye özendiriyorlar, elimizdekilerle yetinmemizi teşvik ediyorlar. Paramız var ama geçmiyor. Bizi AVM’ye sokmaktan aciz; Starbucks’ta görünmeye götüremiyor, ekonomi sınıfı da olsa uçuramıyor. Parası olmayanlarla parası çok olanların alacakları eşitlendi neredeyse. Dertlerimiz sadeleşti, kaygılarımız duruldu; sadece ekmek derdindeyiz. Mecazi anlamda değil, düz anlamda ekmeğin derdindeyiz.

Paranın değer üretmediğine ikna etti bizi corona günleri. Üretim ve tüketim çarkları aniden durdu; hızlı koşan birine aniden gelen görünmez çelme gibi, hiç olmadığı kadar hızla yere kapaklandı kapital odaklı düzen. Dünya daha önce de küresel krizler yaşadı ama bu başka. Bu defa sorunumuz, paranın yetersizliği değil, paranın yetmezliği. Her şeyi satın aldığına inandırıldığımız kâğıtlar ne nefes oluyor bize ne su sunuyor. "Su para ediyor" diye bilirdik eskiden, ama "para su etmiyor" demeyi öğrenmek üzereyiz. Basılı kâğıt paraların el değiştirmesi üzerine yürüyen, banka hesaplarındaki rakamların inip çıkmasından ibaret değer sisteminin koşu bandı aniden durdu. Paranın her şeye yettiğini gördüğümüz rüyanın çeperleri yırtıldı.

Malların küresel dolaşımının durmasıyla ve üretimin inceldiği yerden kopmasıyla, paranın vaatleri geçersizleşti. Zorunlu inzivamız, asıl değerin birbirimize muhtaçlık üzerinden gerçekleştiğini yeniden görmemizi sağladı. Kapitalizmin paraya güvendirerek yaptığı makyaj döküldü. Boya eridi, tuğlalar görüldü. Asıl değer üretiminin, eskilerde olduğu gibi, mal ve emek değiş tokuşu üzerinden yürüdüğünü fark ettik.

Paranın her birimizi mutlak güçlü yaparak, birbirimize olan bağlılığımızı inkâr ettirdiğini gördük. Yoksunluğunu çektiğimiz şeyler, paranın var kılabileceği şeyler değil. Yakınlık, dostluk, şefkat, ihtimam vs. satıcıların satabileceği ve alıcıların satın alabileceği şeyler değil.

Corona sonrası-eğer böyle bir dönem olacaksa-dünya düzeni şimdiki kadar ayrımcı olmayacak diye ümit ediyorum. Finansal güç odaklarının hiyerarşisi dağılacak-hatta dağıldı bile. Kendilerini koydukları hiyerarşik zirveden ister istemez inecekler. Siyasal sınırları daha az ciddiye alan, daha diğerkam ve empatik toplumlar olacağız.

Parayı üreten asıl değerle tanıştığımıza göre, her birimize bağımsızlık vaad ederken, birbirimizle bağımızı unutturan, bağlaşıklığı ayıplayan küresel kapitalizme uygun adım marş geri dönemeyiz diye düşünme hakkımı koruyorum. Bize muhtaç olanlar sayesinde satabiliyoruz emeğimizi ve ürünümüzü ve bizim muhtaç olduklarımızdan alıyormuşuz ürün ve emeği. Birilerinin bize muhtaç olmasına muhtaçmışız meğer. Bizim birilerine muhtaç olmamız da onların ihtiyacıymış meğer. Şimdi birbirimizin varlığına minnet vakti.

Yorumlar