3268 Defa Okundu

Dünyada olduğu gibi ülkemiz de Covid 19 virüsünün etkilerini derinden hissediyor. Tüketimden uzaklaştıran ve insanları tasarrufa yönelten tarafı ile olumlu değerlendirsem de bir an önce ülke olarak bu illetten kurtulmayı can-ı gönülden arzu ediyorum. 

Bu zor zamanlarda bile  ülke olarak askeri açıdan sessiz kalmayıp etrafımızda  yürütülen projelere müdahil olarak oyunları bozduk. Tabi ki bunun bize güvenen ülkeler ve halklar nezdinde olumlu katkısı olurken ülkemizi öteden beri hedef olarak gösteren başta Amerika ve Fransa gibi ülkelerin hedef tahtasına konulduk.

Ülkemizin dış politika konuları başta olmak üzere toplum olarak aşırıya giderek ülkemizi yabancı basın önünde  eleştiren bir durumu normal hale getirir olduk . Ne olursa olsun yanlış olan bu hareketlerin kaynağının ise ülkemizde dillendirilen herkese adil bir yargılama sunulması tezinin bir yansıması olduğunu görürüz. 

Ekonominin düzelmesinin şartlarından biri olarak  küreselleşen dünyamızda yabancı yatırımcıların ülkemize gelmesi için önümüze getirilen en önemli ilke ise her zaman hukukun üstünlüğü olmaktadır. Bununla beraber uyuşmazlıkların adil şekilde çözüldüğünü olan inanç, bürokratik işlemlerin hızlı ve sorunsuz yürütülmesi gibi ilkeler önümüze çıkmaktadır. 

Bu konulara ilişkin güven ülkemizin dünyadaki  yerini siyasi olarak belirlemenin yanı sıra ticari olarak da belirlemektedir. Sürdürülebilir ve kalıcı bir büyüme için gecikmeden bu ilkeler üzerinde toplumsal bir uzlaşının sağlanması önem arz etmektedir. 

Geçen hafta Cumhurbaşkanımızın ülkemize yapılan bu konudaki eleştirilere sessiz kalmayıp gerekirse vites değil araba değiştireceğiz sözleri bu adımların atılacağını bize göstermişti. Ekonomi, demokrasi ve hukuk alanında atılacak adımlar öncesi Adalet, Maliye,Ticaret, Sanayi bakanlarının iş dünyası ve STK’lar ile görüşmeleri başladı.  Ancak ülke olarak hukukun üstünlüğü ilkesine inanıyor isek öncelikle tüm siyasi partiler ile bir uzlaşı sağlanarak adalet, milli savunma ve eğitim gibi üç önemli konunun günlük siyaset dışı alanında bırakılmasının önü açılmalıdır. Her ne şart altında olursak olalım hepimizi ilgilendiren bu üç ana konuda ülkemizin geleceğini teminat altına alabilmek için toplumsal uzlaşı içerisinde olmayı başarabilelim. Vatandaşlarımıza sorarsanız bunu içtenlikle söyler ve kabul eder ve şimdi vatandaş sadece seçtiği siyasilerden şunu istiyor ve bekliyor herkes için aynı adalet, herkes için aynı eğitim hakkı. Bunu yapmak çok zor değil aksi takdirde her üç beş senede bir paradigma değişikliği sözünü duyar ve okumaya devam ederiz. 

 

Yorumlar