4692 Defa Okundu

            Pandemiyle zuhr-i ahiri kılmanın ne alakası var, diyebilirsiniz. Elbette ki, doğrudan bir alakası olmayıp yazının tamamı okununca maksadım anlaşılacaktır.

            Cuma Namazından sonra zuhr-i ahir yani öğle namazının farzının kılınması ile ilgili geçmişte de bir takım tartışmalar olmuş ve genel olarak İslam âlimlerince kılınmasının gerekliliği gerekçeleriyle ortaya konulmuştur.

            Maalesef, namaz kılanların her geçen gün azalması ve en önemlisi de zuhr-i ahirin kılınmasının karşısında yer alan imam ve müftülerinde etkisiyle zuhr-i ahir namazı kılanların oranı her geçen gün düşmektedir.

            Pandemi sürecinde Cuma namazını kılamadığımız için zuhr-i ahir namazını kılamama gibi bir durum söz konusu değildi; ancak, Cuma namazı kılınmaya başlanıldıktan sonra alınan tedbirler gereği zuhr-i ahir namazı camilerde kılınmamaktadır.

Bu durumun zuhr-i ahir namazı kılanların oranını büyük oranda düşürdüğünü düşünüyor ve normal sürece geçildikten sonra alışkanlık haline dönüşmesinin endişesini taşıyorum.

İnşallah öyle olmaz; ancak, bu süreç cemaatle namaz kılma alışkanlıklarımızı da etkiledi, en azından beni etkiledi. Pandemiden önce ezan okunduğu zaman öğle ve ikindi namazına camiye giderken şimdi gidemiyorum. Yani, insan bir müddet sonra mevcut duruma farkında olmadan alışıyor.

            Allah(cc) razı olsun önceki hafta Cuma namazını kıldıran imam efendi cemaate zuhr-i ahir namazını evlerinde veya işyerlerinde kılmalarını söyledi.

            Üzerinde önemle durulması gereken husus pandemi sürecinden önce zuhr-i ahir namazını kılanların yüzde kaçı bugün Cuma namazından sonra evde veya başka bir yerde  kılabiliyor. Camide kıldın kıldın kılmadın mı büyük oranda kılınamıyor.

            Benim endişem, pandemi süreci geçtikten sonra da bu tembelliğin devam ederek camilerimizde zuhr-i ahir namazını kılanların oranın düşeceğidir.

            Bu oranın düşmemesi için en fazla gayreti göstermesi gereken imamlarımızın zuhr-i ahirin kılınmaması yönünde oldukları ayrıca düşündürücü ve üzerinde durulmalıdır.

            Bu durum ile ilgili somut gerçeği Karaman’da yaşadık. Bundan 13 yıl önce zamanın il müftüsü zuhr-i ahir namazı kılınmaması ile ilgili uygulamasına imamların yüzde 80’ni  destek verdi ve cemaatin büyük çoğunluğu da buna uydu.     

Bir camide zuhr-i ahir namazını kılanların sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek duruma geldiği gibi zuhr- ahiri kılanlar neredeyse suçluluk hissine kapılır hale gelmişlerdi. Bunu bizzat kendim yaşadım.

            Bugün zuhr-i ahirin kılındığı camilerin imamları da olmak üzere büyük çoğunluğunun eğilimi kılınmaması yönündedir. İnşallah yanılırım; ancak, benim gördüklerim maalesef öyle!

            O zaman “imamlar kılmıyorsa zuhr-i ahirin kılınmasına gerek yoktur” denilebilir. Bu önemli husus ile ilgili bir görüş beyanında bulunmayı kendi adıma doğru bulmam; çünkü, benim ilmi seviyem bunu açıklamaya müsait değil; ancak, güvenilir ehli sünnet kaynak ve hocalardan edindiğim bilgi kesinlikle kılınması yönündedir.

Hanefi fıkhının en önemli âlimlerinden  İbni Âbidin ve İbni Hümam Hazretleri, Cuma namazının birçok eda ve vücub şartları var. Bunlardan bir veya birkaçı tahakkuk etmeyebilir. Bu durumda da Cuma namazı sahih olmaz. Bunun için (Vaktine yetişip kılmadığım son öğle namazına) diye niyet ederek Zuhr-i ahir adıyla dört rekat namaz kılınması gerekir” buyurmaktadırlar.

Bir kısım kimseler zuhr-i ahiri kılmanın bid’at olduğunu söyleseler de; kesinlikle bid’at olmadığını, çünkü, Cuma namazı kılmanın şartları yerine gelmeyince, farz olan öğle namazı borcunun ortadan kalkmayacağını açıklamaktadırlar.

  

İtikat ve ilmine güvendiğim ehli sünnetin itikadının en önemli savunucularından Ali Eren hocam zuhr-i ahirin kılınması gerekliliği ile ilgili açıklama yapabilir.

Bizim yapacağımız iş, kendi aklımıza göre bir ölçü koymak değil; ölçüye ne kadar uyup uymadığımızı aklımızla ölçmektir.

            Şunu da özellikle belirteyim ki; zuhr-i ahir namazını kılmayan Müslüman kardeşlerimizi kılmadıkları için suçlamıyorum. Kılan kılar kılmayan kılmaz! Amacım, kılınması gerektiğini ortaya koyarak birkaç kişi de olsa kılmalarına vesile olabilmektir.   

            Biz zuhr-i ahiri bireysel kılarken Şafii Mezhebine mensup kardeşlerimiz Cuma Namazının farzından sonra cemaatle kılmaktadırlar.

Yusuf Nebhani Hazretleri birden fazla yerde Cuma kılınan şehirlerde, Cuma namazından sonra, öğle namazını kılmanın sadece Şafiilere mahsus olmadığını, dört mezhep âlimlerinin de aynı hükmü bildirdiklerini söylemiştir.

            Namaz kılmayanların oranı almış başını gidiyor; bu duruma daha fazla dikkat çekilmeli diyebilirsiniz ve bir noktaya kadar da haklı olabilirsiniz.

Ancak, her husus kendi içinde önemli olup zaman zaman namaz kılmanın bir Müslüman için ne kadar önemli olduğu ve kılmamanın ne büyük felaketlere yol açacağı üzerinde duruyor bu minval üzerine yazılar ve paylaşımlar yapıyorum.

Allah(cc) hepimizi hakkıyla ibadet eden kullarından eylesin.

 

 

Yorumlar